YARGI REFORMUNUN EŞGÜDÜM MERKEZİ OLARAK HAKİM AKADEMİLERİ
Doç. Dr. H. Tahsin Fendoğlu [1]
GİRİŞ:
İnsan hak ve özgürlükleri üzerinde geniş tasarruf yetkileri olan hakim ve savcılarımızın çok iyi yetişmiş, mesleğin gerektirdiği onur ve tarafsızlık ilkesini içten benimsemiş ve adalet duygusuna ulaşmış olmaları gerekir. Çağın gerektirdiği evrensel hukuk ilkelerini özümsemiş, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür yargıçlar, temel hak ve özgürlüklerin olduğu kadar hukuk düzenimizin de temelidir.
Yargıçlarımızı yetiştiren -sayısı 15 civarındaki- hukuk fakültelerimiz arasında ideal bilimsel bir eşgüdüm olmadığı gibi, hakim-savcı adaylarına staj esnasında verilen 6 aylık eğitimin yetkin olduğunu söylemek de mümkün değildir. Ayrıca gelişmiş ülkelerde meslek içi eğitime önem verildiği bir vakıadır.
Toplum, sürekli değişim ve gelişim içerisindedir. Yargıda birikmiş sorunlar hergün daha da artmaktadır. Yargıdaki sorunlara doğru teşhis koymak, sonra da vakit geçirmeden tedaviye geçmek gereği açıktır. Mevcut Hükümet, 1998 yılını yargı reformu yılı ilan etmiş olup, Adalet Bakanlığı bu konuda geniş ve kapsamlı çalışmalar yapmaktadır. Aslında Devletin yeniden yapılanması için de öncelikle yargının yapılanması gerektiği ileri sürülebilir. Yargı reformu, diğer alanlardaki reformlara da yardımcı olacaktır.
Şu ana kadar Hükümet Programlarında yer alan, ama uygulama alanına çok fazla giremeyen adli reform konuları, bu akademi ile yönlendirilebilir, çabuklaştırılabilir.
Kısaca sunulan bu nedenler, bir hakim akademisi kurulmasını gerekli kılmaktadır. Kurulacak bu Akademi, yargı hayatımızda birleştirici bir rolü üstlenmeli, Akademinin özerkliği bu anlamda dizayn edilmelidir.
II. KAVRAM
Kurulacak olan Akademinin ismi konusunda değişik öneriler yapılmıştır. Bunlar şöyle sıralanabilir;
1. Adalet Akademileri:
Kurulacak olan akademinin isminin Adalet Akademisi olmasını isteyenler, adalet kelimesinin hakim kelimesinden daha geniş ve kapsayıcı olduğunu belirtmektedirler. Buna göre, hakim, adaletin de, adliyenin de tamamı değildir, adalet de adliye de bir bütündür. Hakim kelimesi savcıyı kapsamadığı gibi, noter, avukat ve diğer adli görevlileri de kapsamaz. Ayrıca adalet kavramı, hakim kavramını da içerir. Buna göre, kurulacak olan Akademi adalet camiasının diğer birimleri olan noter, avukat ve adliye personelinin eğitimini de amaçlıyorsa, bu takdirde ismi adalet akademileri olmalıdır.
Kanımızca, kurulacak olan akademi bu aşamada, sadece hakim-savcı eğitimini hedef almalıdır. Bu nedenle hakim akademisi kavramının daha yerinde olduğunu düşünüyoruz.
Avukatların akademi kapsamına alınması bir düşünce olup, Barolar Birliğinin bu konudaki düşüncesi bilinmemektedir. Ama biz, avukatların akademiye alınmasına bu aşamada karşıyız; ileri aşamada düşünülebilir. Noter ve avukat gibi adalet personelinin meslek öncesi ve meslek içi mevcut eğitimi için Akademinin imkanlarından daha sonraki aşamada yararlanılabilinir. Gerçi, İngiltere, Almanya ve Japonya’da, hakimlerle avukatlar birlikte eğitilmektedir. Ama, bu durumun ülkemiz koşullarında gerçekleşmesi zor görünmektedir. Almanya ve Japonya’da, devlet, avukat stajyerlerine mali yardım da yapmaktadır.
Adliye personeli olan yazı işleri müdürü ve cezaevi müdürü gibi personelin eğitiminin Akademi kapsamına alınması da şimdilik gereksizdir. Bu işlevler zaten yürümektedir.
Aşağıdaki nedenlerle kurulacak olan akademinin ismi “Hakim Akademisi” olmalıdır.
2. Hakim Akademisi:
Hakim akademisi adına ilk itiraz "neden savcı akademisi değil de hakim akademisi" şeklinde gelebilir. Bu itiraz doğru değildir. Adalet Bakanlığında savcılıktan gelenler bile "hakim" sıfatını kullanmaktadırlar. Zaten geleneğimizde de hakimlik eskidir. Savcılık ilk kez Osmanlı Devleti zamanında 1880 yılında geldiği halde, hakimlik Türk toplumlarının tarih sahnesine çıkışı kadar eskidir. Bu durum dünya toplumları için de kabul edilebilir. Anglo-Sakson ülkelerinde savcılık son yıllarda ihdas edilmiştir. Bu nedenle "hakim akademisi" kavramı, yerinde bir kavram olarak benimsenebilir. Ayrıca, "hakimevi" uygulaması ülkemizde yaygınlaşmış ve yerleşmiştir.
Bazıları Hakim Akademisinin başına Yüksek kelimesini getirmek istemektedirler. Aşağıda belirteceğimiz, Türkiyede mevcut akademiler içerisinde böyle bir emsal ve gelenek bulunmadığı gibi, buna ihtiyaç da yoktur.
Bu nedenlerle Hakim Akademisi isminin daha uygun olduğu görüşündeyiz.
II. HAKİM AKADEMİSİNİN FONKSİYONLARI:
1. Yargı reformunu Hakim Akademisi koordine edecektir.
Hakim akademisi, adaletle ilgili, inceleme, araştırma, geliştirme (AR-GE) projeleri üretmelidir.
Mevzuatın toparlanmasını temin etmek, aynı konuları düzenleyen kanunların bir araya getirilmesini sağlamak da bu Akademinin görevleri arasında olmalıdır.
Bu akademi, yargı reformunu, doğal olarak, günlük siyasetin ve siyasi menfaatlerin üzerinde tarafsız ve seviyeli bir çalışma şeklinde başlatmalıdır.
Akademi, yasama-yürütme ve yargının ahenk içinde çalışması için gereken önlemleri almalıdır.
Akademinin kuruluşunda, “adaletle siyasetin ayrılması” ve “yargıda ulusal iradenin gerçekleşmesi” ilkeleri değerlendirilmelidir.
2. Ülkemizin hukuk potansiyeli değerlendirilmelidir.
Hukuk potansiyelimiz iyi olmakla birlikte, bunun koordinesinin yeterli olduğu söylenemez. Adalet Bakanlığı, Anayasal Yüksek Mahkemeler (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Askeri Yargıtay, Danıştay gibi), Hukuk Fakülteleri, Türkiye Barolar Birliği gibi hukukla ilgilenen kuruluşlar arasında ideal bir eşgüdümden ne kadar söz edilebilir? Oysa yargı reformu ve uygulaması için ülkedeki tüm hukuk potansiyelinin harekete geçirilmesi gerekir. Hukuk camiasında işbirliği ve eşgüdümün yerine getirilmesi bir ihtiyaçtır.
Bu eşgüdümü Hakim Akademisi yapabilir.
3. Bu eşgüdümün, Devlet Planlama Teşkilatının yaptığı çalışmalarla sağlandığı söylenemez.
Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Dairesi Başkanlığının, yargı alanında ciddi çalışmalar, araştırmalar yaptığı söylenemez.
Planlı kalkınma dönemine geçildikten sonra, 1964 de başlayan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (BYKP), 1969 da başlayan İkinci BYKP, 1974 de başlayan Üçüncü BYKP, 1979-1983 arasındaki Dördüncü BYKP, l985-1989arasındaki Beşinci BYKP, 1990-1994 arasındaki Altıncı BYKP ve 1996-2000 arasını kapsayan Yedinci BYKP ları tek tek incelendiğinde, yargı ve hukuk alanının yeterince değerlendirilmediği söylenebilir.
Aynı şekilde Yüksek Öğretim Kanunu etrafında Hukuk Fakültelerinin, TODAİE’ nin ve TÜBA gibi kuruluşların da yargı alanında belirtilen fonksiyonları sağladığı söylenemez.
.
4. Bütün hukukçuların ihtiyacını karşılayan bir ihtisas kütüphanesinin ve dökümantasyon hizmetlerinin bu Akademi ile sağlanması gerekir. Bu birim, elektronik, modern cihazlarla donatılmalı internet ağına bağlanmalıdır.
Gereken yayın ve çeviri hizmetleri de bu Akademi tarafından yerine getirilmelidir.
5. Yüksek yargı organlarına ve Adalet Bakanlığına üst düzey yönetici sağlanmasında Hakim Akademisi mezunları tercih nedeni sayılabilir.
6. Bugün Adalet Bakanlığı Hakim-Savcı Eğitim Merkezinin yapmış olduğu fonksiyonlar geliştirilip Akademiye dönüştürülerek sürdürülmelidir.
7. Akademi, yabancı ülkelerdeki Hakim Akademisi veya ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmalıdır.
8. Akademi, hukuk, yargının sorunları ve kanun yapmak gibi konularda hükümete yardımcı olmalıdır. Adalet Bakanlığının isteyeceği alanlarda araştırma yapmalı, görüş ve düşüncelerini bir rapor halinde sunmalıdır.
9. Akademi, önemli hukuki konularda ulusal ve uluslararası düzeyde sempozyumlar, paneller ve konferanslar düzenlemelidir. Akademi, amacına yönelik süreli ve süresiz bilimsel yayınlar çıkarabilmelidir.
II. AKADEMİ KONUSUNDA ŞİMDİYE KADAR YAPILAN ÇALIŞMALAR
A. 1975 yılında Adalet Bakanlığında, hakim akademisi kurulması konusunda bir Komisyon kurulmuştur. Bakanlıkta çalışan Hakim Akademisi Komisyonu, 16 Eylül 1975, 26 Eylül 1975 ve 6-7-8 Kasım 1975 tarihlerinde olmak üzere toplantılar yaparak görevini ikmal etmiş, sonuçta ortaya bir taslak çıkmıştır. Bu taslak, Adalet Bakanlığında kalmış, Başbakanlığa intikal ettirilmemiştir.
B. Yargı reformu isteklerinin giderek artması, diğer alanlarda kurulan akademiler, hukukla ilgili kurumların ve Yüksek Mahkemelerin çeşitliliği gibi düşünceler, hukukçuları, hakim akademisi fikrine getirmiştir. 12 Eylül 1980 den sonra Yargıtay Birinci Başkanı Sn. Derviş Turhan, “Türkiye Hakimler Akademisi” adını verdiği bir yasa taslağı hazırlamıştır. Sayın Turhan, Adalet Bakanlığına yazdığı 6. 10. 1982 tarihli yazısında, şu gerekçeden sözetmiştir; 1982-1983 Adli yılı açış konuşmasında, bugünkü yöntemle iyi hakim yetiştirilmesinin mümkün olmadığını söylemesi üzerine, Devlet Başkanı Sn. Evren’in kendisine bir öneri getirmesini istediğini, bunun üzerine hazırladığı, “Türkiye Hakimler Akademisi” yasa taslağından bir nüshasını Adalet Bakanlığına, bir nüshasını da Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğine sunduğunu belirtmiştir.
Prof. Dr. Yaşar Karayalçın da, TBB nin 1972 de düzenlediği Birinci Kongresine “Türkiye Adalet Akademisi, Niçin ve Nasıl Kurulmalıdır” tebliği ile katılmış, görüşlerini 24 sene sonra, 1996 yılında yinelemiştir. [1]
Belirtilen Hakim Akademisinin fonksiyonlarının, özellikle eşgüdüm görevinin dikkate alınması durumunda, Adalet Bakanlığının etkinliğini nazara almak zorunluluğu vardır. Yargı’nın yeni bir geleneksel ek kuruma değil, eşgüdüme-reforma-toparlanmaya ihtiyacı vardır.
III. ULUSAL VE ULUSLARARASI BAZI BENZERİ KURULUŞLARIN ÖZET OLARAK İNCELENMESİ
A. Adalet Bakanlığı Hakim-Savcı Eğitim Merkezi:
Yaklaşık on yıldır fiilen faaliyetini sürdüren Eğitim Merkezi, iki yıllık hakim-savcı staj süresinin sadece 6 ayını kapsamaktadır. Bir hakim veya savcı stajyeri, Eğitim Merkezi dışında kalan 1,5 yıllık stajını istediği şehirde yapmaktadır. Eğitim Merkezinin fiilen görev yaptığı 10 yıllık süreç içerisinde meslek öncesi eğitimden beklenen amacın gerçekleştiği söylenebilir. Ama bu, çağın koşulları karşısında yeterli sayılmamalıdır. Kaldı ki, yapılan sadece meslek öncesi eğitimdir. Yeni gelişmelerin gözden geçirilmesi için meslek içi eğitimin de yapılması gerekir.
Hakimlik ve savcılık bir sanat olduğuna ve bazı yetenekleri istediğine göre, bu sanat teorik ve pratik olarak sağlanmalıdır. Çağın hukukunu yakalamak, nihai hedefte Avrupa Birliğiyle entegrasyon, global hukukun giderek üstünlük kazanması karşısında meslek içi eğitimin önemi artmaktadır. Özellikle son zamanlarda yeni açılan hukuk fakültelerinin sayısının hızla artması kalite sorununu da ortaya çıkarmaktadır. Farklı hukuk fakültelerinden mezun olan hakim-savcılar arasındaki kalite eşgüdümü, Eğitim Merkezi ile sağlanmaktadır; ama gelişmiş bir Hakim Akademisi ile daha da iyi sağlanabilir.
Hakim Akademisinin çekirdeği, Hakim-Savcı Eğitim Merkezi olmalıdır. Hakim ve Savcı Eğitimi Merkezi Başkanlığı, kurulacak olan Akademiye bağlanmalıdır. Bakanlık 1999 yılı bütçesi yapılırken, yeterli ödenek ayrılabilir.
Bakanlık Eğitim Dairesi Başkanlığının, Akademiye bağlanıp-bağlanmaması tartışılabilir. Kuruluş aşamasında bu iş, Hakim-Savcı Eğitim Merkezi veya Eğitim Dairesi Başkanlığına verilmelidir. Bu iki kuruluşun birlikte Akademinin kuruluşunu yapmaları da mümkündür.
B. Türkiye ve Orta-doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE):
TODAİE Teşkilat Kanunu, 25. 6. 1958 senesinde 7163 sayılı kanunla kurulmuştur (RG. 5.7.1958/9947). Kanun, 29 maddeden ibarettir.
Enstitünün temel amacı, kamu yönetimi alanına ilişkin olarak öğretimi geliştirmek, araştırma, anket ve incelemeler yapmaktır.
TODAİE den mezun olanların sadece % 8. 6 sı hukuk fakültesi mezunu olduğundan bu kuruluşun yukarıda belirtilen hukuki fonksiyonlara yanıt verdiği söylenemez.
C. Harp Akademileri Kanunu:
24 Mayıs 1989 tarihli 3563 sayılı “Harp Akademileri Kanunu”, (RG. 31.5.1989/20181), 18 maddelik bir kanundur. Kuvvet harp akademilerinde eğitim öğretim yılı 2 akademik yıldır. Silahlı Kuvvetler ve Milli Güvenlik Akademilerinde ise bu süre 5 aydır.
Bu yasanın 17. maddesine göre, Askeri Bilimler Araştırma Merkezi kurulmuştur.
D. Polis Yükseköğretim Kanunu (Polis Akademisi):
3087 sayılı kanunla kurulan “Polis Yükseköğretim Kanunu”, 28 Kasım 1984 tarihinde çıkarılmıştır (RG.6.12. 1984/ 185971). Kanunun 1. maddesine göre, “Bu kanunun amacı; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Polis Akademisinin kuruluşu ve görevleri ile ilgili esasları düzenlemektir” denilmektedir.
Polis Akademisi, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı bir kuruluştur. Polis Akademisi, Akademi Başkanı tarafından yönetilir. Ayrıca Öğretim Kurulu, Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulları ve Genel Yönetim Birimleri vardır. Akademide Bölüm Başkanlıkları ve Ana Bilim dalı başkanlıkları kurulmuştur (md.14-15).
Polis Akademisinin kuruluşu incelendiğinde bilimsel açıdan Üniversite mevzuatına, disiplin açısından Polis mevzuatına uyulduğu açıkça anlaşılmaktadır.
E. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA):
497 sayılı KHK ile çıkarılan kısa adı TUBA olan bu kuruluş (RG. 2.9.1993/21686), 1993 yılında kurulmuştur. Başbakana bağlı, tüzel kişiliğe, bilimsel, idari ve mali özerkliğe sahiptir. KHK, 18 maddeden ibarettir.
Amacı, “Türkiyede tüm bilim alanlarındaki araştırmaları, bilimci kişiliğini ve araştırmacılığı özendirmek ve bu alanlarda emeği geçenleri onurlandırmak, gençleri bilim ve araştırma alanına yöneltmek, Türkiyedeki bilimcilerin ve araştırıcıların toplumsal statülerinin yükseltilmesi ve korunmasına çalışmak, bilim ve araştırma standartlarının uluslararası düzeye çıkarılmasına yardım etmek”tir.
Akademinin organları, Akademi Genel Kurulu, Akademi Konseyi (Yönetim Kurulunun görevlerini yapar) ve Akademi Başkanıdır.
Akademinin sekreteryası, TÜBİTAK tarafından yerine getirilir.
IV. GELİŞMİŞ BAZI ÜLKELERDEKİ HAKİM AKADEMİLERİ
A. “ALMAN HAKİMLER AKADEMİSİ”:
F. Almanya, 1968 yılında “Alman Hakimler Akademisi”ni kurmuştur. Alman Hakimler Akademisi, Almanyanın Rheinland-Pfalz Eyaletinde Trier’de ve Braudenburg Eyaletinde Wustran’da bulunmaktadır.
Almanya Hakim Akademisi, bütün hakim ve savcıları toplumdaki, siyasi, ekonomik ve bilimsel alanlardaki gelişme ve gelişmeleri aktarmayı amaçlamıştır.
Alman Hakim Akademisi başkanı (direktör), hakim-savcı veya hakimlik mesleği için gereken niteliklere sahip yüksek bir kamu görevlisi arasından seçilir, belli usule göre atanır.
Bu Akademide, yılda 150 seminer, sempozyum, kollogyum ve benzeri toplantılar yapılmakta, bunlar bir yıl önceden duyurulmakta, böylece yüksek katılımlar olmaktadır.
Akademide, 1997 yılında ele alınan bazı konular; Modern mahkeme yönetimi, kadınlara şiddet ve aile, velayet hakkı, Yargıda stres yönetimi, Avrupa topluluğu hukuku, yargıda görevli kadınlar, yargı ve medya, hukuk ve şiddet, hukuk kültürünün çöküşü, çalışma ortamında stresin önlenmesi.
B. FRANSA “HAKİMLİK MESLEÐİ MİLLİ OKULU” (ECOLE NATIONALE DE LA MAGISTRATURE- E. N. M):
Fransa, 1958 yılında bir merkez kurmuş, 1966 yılında meslek içi eğitim için ayrı bir merkez ihdas etmiş, 1970 yılında bu iki merkez “Hakimler Milli Okulu” adı altında birleştirilmiş, adalet eğitim ve koordine merkezi olmuştur [1] . Bu kurum, Fransız Adalet Bakanlığına bağlı olup, hakimleri eğiten tek kurumdur. Merkezi Bardeaux olup, Paris’te de bir eğitim merkezi vardır.
Amacı, Hakimleri mesleğe hazırlama ve meslek içi eğitimlerini gerçekleştirme ve geleceğe hazırlamaktır.
Meslek içi eğitime önem verilmektedir. Fransadaki bu okul, hakim ve savcıların meslek içi eğitimlerinde 6 amaç izlemektedir; hukuki bilgilerin güncelleştirilmesi, çağdaş toplumun sorunları üzerinde düşünme, Fransanın ve Avrupa Topluluğuğunun idari, sosyal ve kültürel yapısının tanınması, Fransız Hukukunun AB ve diğer ülkelere açılması, Hakimin mesai arkadaşlarıyla ilişkileri, kamu hizmetlerinin modernleşmesi.
Her yıl, 150-200 arasında hakim adayı yetiştirilir.
Öğretim süresi 31 aydır. Çalışmalar teorik ve pratik olarak sürdürülür. Mahkemede, devlet dairelerinde, şirketlerde staj yapılır. Psikiyatri, muhasebe gibi hukuku destekleyen yan branşlardan da yararlanılır.
Uluslararası bölümde, 87 ülkeden gelen (2000) den fazla yabancı hakim yetiştirilmiştir. Uluslararası bölüm, 18 aylık ve 6 aylık iki ayrı stajı kapsar. Başvuru, ilgili yabancı devlet tarafından yapılır.
C. JAPONYA HAKİM AKADEMİSİ:
Japonya, 1947 yılında “Adalet Eğitim ve Araştırma Enstitüsü” nü kurmuştur. Bu kurum, hakim ve savcıların meslek öncesi ve meslek içi eğitimlerini sağlamayı amaçlamıştır.
D. İNGİLİZ “HUKUK EÐİTİMİ DANIŞMA KOMİTESİ”:
İngiltere’de, hukukçuların meslek içi eğitimi ve uzmanlaşmalarının temini için bir “Enstitü” kurulması, ayrıca Üniversiteler ile meslek kuruluşları arasında işbirliğini sağlamak üzere “Hukuk Eğitimi Danışma Komitesi” kurulması, Ormrod raporu ile önerilmiştir.
IV. KURULMASI DÜŞÜNÜLEN HAKİM AKADEMİSİNİN BELLİ BAŞLI ÖZELLİKLERİ
Kurulması düşünülen Hakim Akademisi için yapılacak kanun taslağı kamuoyunda tartışılmaya açılabilir. Yapılacak bir taslakta yer alması düşünülen konular şöyle belirtilebilir;
A. Hakim Akademisine Giriş Koşulları:
Devletin şahsiyetine karşı veya yüz kızartıcı bir suçtan mahkum olanlar hakim akademilerine giremezler. Hakim Akademisine, halen hakim veya savcı olup da birinci sınıfa ayrılmış ve Yüksek Mahkeme üyeliğine seçilme hakkını da yitirmemiş olanlar başvurabilir.
Akademiye kabul, objektif ölçüler içerisinde olmalıdır. Bakanlığımızın son zamanlarda yaptığı (ÖSS benzeri) sınavların objektifliğiyle ilgili esaslar, Hakim Akademisi için de uygulanabilir.
Akademiye alınan adaylar, bir süre için yurt dışına gönderilebilir.
B. Hakim Akademisinin Amacı:
Akademi, adalet hizmetlerinde kalitenin yükselmesi için, idari ve bilimsel özerkliğe sahip, bu kanunla veya diğer kanunlarla kendisine verilen görevleri yapan bir tüzel kişidir.
Akademinin amacı, Adalet Bakanlığında ve bazı Mahkeme ile Yüksek Mahkemelerde ihtiyaç duyulan alanlarda üstün yetenekli, teori ile pratiği birleştirebilen ve bunu uygulamaya sunabilen hakim-savcı yetiştirmek; ve hukuk alanındaki yeni gelişmeleri takip etmektir.
Birinci sınıf olmak ve Yüksek yargı organlarına seçilmek için Akademiden mezun olmak -belirli oranda- tercih nedeni olmalıdır. Muhtemelen, Yargıtay üyeliğine seçilebilmek için getirilebilecek objektif ölçülerden biri de, Akademi mezuniyeti olabilir.
Bu öneriye göre, Yüksek Mahkeme üyeleri hariç, meslekte başarılı ve birinci sınıf hakimler bu Akademide eğitilmeli, Yüksek Mahkemelere seçimler, bu Akademiden mezun olanlar arasından yapılmalıdır. Bu Akademi, kalite ve kapasiteyi artıracak, müsbet neticeler verecektir [1] .
İlk hedef üstün yetenekli hakim-savcı yetiştirmek ise de, noter ve adliye yardımcı personelinin eğitimi de gerektiğinde Bakanlıkça alınacak kararlarla uygulamaya konulabilmelidir.
C. Akademi Başkanı:
Akademi Başkanı, aynı zamanda Akademi Yönetim Kurulunun da başkanıdır.
Başkanın iki yardımcısı olur; biri eğitim ve öğretim işlerinden, diğeri de idari ve mali konulardan sorumlu başkan yardımcısıdır.
Akademide Başkana bağlı iki daire bulunur; Meslek öncesi daire başkanlığı ve meslek içi daire başkanlığı.
D. Akademi Genel kurulu:
Akademi genel kurulu (yaklaşık) 25 kişiden oluşur. Bunun çoğunluğu Adalet Bakanlığından (Bakanlık Müsteşar ve Genel Müdürleri, 3 büyük ilin Adalet Komisyonu Başkanları veya Başsavcıları gibi), kalanı Hukuk Fakültelerinden ve HSYK dan ve Yüksek Yargı Organlarından temsilen gelirler.
E. Akademi Yönetim Kurulu:
YÖK den, Yüksek Yargı Organlarının temsilcilerinden (Anayasa Mahkemesi’nden 1 kişi, Yargıtay’dan 1 kişi, Danıştay’dan 1 kişi) de olmalı ama ağırlık Adalet Bakanlığında olmalıdır (5 kişi gibi). ATGV nın Yönetim Kurulunda olduğu gibi, birimler esas olmalıdır. (Müsteşar, genel müdürlükler). Yönetimde temel olarak piramit modeli uygulanmalıdır. Yönetim Kurulu başkanı, Adalet Bakanlığından gelen üyeler arasından, Yönetim Kurulu üyeleri tarafından seçilmeli, Bakan onayı ile 4 yıl için atanmalıdır.
Yönetim Kurulu, Akademinin genel eğitim ve öğretimden sorumludur.
F. Akademi Eğitim Kurulu:
Hangi derslerin nasıl verileceği, eğitim kurulunun kimlerden oluşacağı çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenmelidir. Eğitim kurulunun getireceği öneriler, Yönetim Kurulu tarafından nihai karara bağlanır. Eğitim kurulu 7 kişiden meydana gelir. Akademi başkanı, bölüm başkanları ve diğer kıdemli öğretim elemanlarından oluşur. Akademi başkanı ve bölüm başkanları dışındaki üyeler, öğretim elemanları tarafından seçilir. Bölüm başkanı ise o bölümün varsa Profesörü, yoksa doçenti, o da yoksa yardımcı doçentlerin kendi aralarından seçecekleri kişi tarafından temsil olunur. Seçimler, Akademi Başkanı başkanlığında yapılır. Bölümün yönetimi konusunda YÖK mevzuatı uygulanır.
Akademi Öğretim elemanları, birinci sınıf hakim ve savcılar, yüksek mahkeme hakimleri ve Üniversite öğretim üyeleri arasından seçilmelidir. Verilecek ders ücreti, Üniversitelerde ödenen ücret olmalıdır.
G. Disiplin ve Üst Disiplin Kurulu:
Akademinin disiplin kurulu, Akademi Yönetim Kuruludur. Üst disiplin kurulu ise, Adalet Bakanlığı Üst Disiplin Kuruludur.
H. Genel Sekreter:
Akademinin yazı işleri ve bürokrasi işleri, Genel Sekretere bağlıdır. Genel Sekreter, hukuk fakültesi mezunu olup, 657 sayılı yasaya göre atanır.
K. Akademinin Özerkliği:
Akademi, Adalet Bakanlığına bağlı bir kuruluş olmalıdır. Akademiye sağlanacak idari, mali ve bilimsel özerklik bu anlamda değerlendirilmelidir. Bu konuda Adli Tıp kurumu bir açıdan örnek olarak verilebilir.
V. SONUÇ:
1. Hakim Akademisi kurulması konusunda, hukukçular arasında consensus vardır. Asıl sorun, kurulacak bu akademinin statüsündedir. Yargı ile ilgili her kuruluş, bu Akademide kendi etkinliğinin daha çok olmasını isteyebileceğinden, bu konuda denge sağlanmalıdır.
2. Hakim Akademisi, idari-mali ve bilimsel özerkliğe sahip, hukuki kurumlar içerisinde eşgüdümü sağlayıcı, yasama ve yürütme güçleri ile dialogda bulunan bir kurum olmalıdır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1. Almanya, Fransa ve Japonya Hakim Akademileri hakkında Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün yaptığı tercüme ve çalışmalardan yararlanılmıştır.
2. Kadri Keskin ve Heyet, Adalet Raporu, Ankara, 1995.
3. Yargıtay 1. Başkanı Derviş Turhan tarafından hazırlanan “Türkiye Hakimler Akademisi” kanun taslağı (6.10.1982).
4. Yaşar Karayalçın tarafından hazırlanan “Türkiye Adalet Akademisi Kanunu” taslağı (tsz).
5. Yaşar Karayalçın, “Adalet-Yargı Alanında Bazı Problemler, “Görüş ve Önerilerim”, Yeni Türkiye, 1996/10, ss. 142-150.