SON SINIFTA TEK DERS SINAVLARINA GİREN ÖĞRENCİLERDEN YILLIK ÖĞRETİM KATKI PAYI (YÜKSEK ÖĞRETİM HARCI) ALINABİLİR Mİ?

GİRİŞ

2547 Sayılı YÖK Kanunu’nun 46. maddesinde, 1983 yılında, 2880 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle; yüksek öğretim harcının yasal dayanağı hazırlanmıştır. Daha sonra, 46. maddede 1992 yılında, 3843 Sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, Yüksek öğretim harcının adı, yıllık öğretim katkı payı olmuştur.

Ancak uzun süreden beri, üniversiteler; son sınıfta beklemeli öğrenciler için, yönetmeliklerle ayrı bir statü oluşturmuşlar ve isteyen tek dersten  beklemeli öğrencileri o statüye sokmuşlardır. Bu statü, “tek ders sınavına girecek öğrenci statüsü”dür. Fakat yüksek öğretim harcının (yıllık öğretim katkı payının) alınması açısından, bu statüye giren öğrencilerle diğerleri arasında bir ayırım yapılmamıştır. Bu ayırımın yapılmamsından kaynaklanan sorunlar ve bunların çözüm yolları, bu makalenin konusu olacaktır.

A - CARİ HİZMET KATKI PAYI MI, YOKSA HARÇ MI?

2547 Sayılı YÖK Kanunu’nun “lisans düzeyinde öğretim” başlığını taşıyan 43. maddesinin ilk fıkrası; “yüksek öğretim harca tabi olup bu kanunda belirlenen amaç ve ana ilkelere göre aşağıdaki şekilde düzenlenir” hükmünü içermektedir. Bu harçların nasıl alınacağını veya nasıl ödeneceğini düzenleyen 46. maddesinin yeni şeklinde ise, harç terimi kullanılmamıştır. Bunun yerine “cari hizmet katkı payı” terimi tercih edilmiştir. Aslında cari hizmet katkı payını enine boyuna incelediğimizde, üniversite açısından bir kamusal alacak, öğrenci açısından da bir kamusal borç olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü, bu paranın hangi oranda alınacağını, Bakanlar Kurulu belirlemektedir. Ayrıca, ödenmediği zaman öğrenci ya kayıt yaptıramıyor, ya da kaydını yeniletemiyor. Tıpkı inşaat ruhsatı için belediyeye başvuran bireyin, bütün diğer şartlar tutsa bile, ruhsat harcını yatırmadığı takdirde ruhsat alamaması gibi.

Ancak, vergi gibi karşılıksız bir kamusal borç veya idare açısından kamusal alacak değil; doğrudan doğruya üniversitelerin sunacağı yüksek öğretim kamu hizmetinin [1] maliyetinin bir kısmının karşılanmasını amaçlamaktadır. Zaten YÖK tarafından 7.1.1985 kabul edilen bir adsız düzenleyici işlem, “ÖĞRENCİ HARÇLAR FONUNUN KULLANILMASI [2] başlığını taşımaktadır. Bu da gösteriyor ki, öğrenci katkı payı terimiyle kastedilen, yüksek öğretim harcıdır.

B - YÜKSEK ÖĞRETİM HARCI NEDİR?

Yüksek öğretim harcından önce harç kavramının ne olup ne olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

Harçlar, idarenin yerine getirdiği bazı hizmetler veya bu hizmetlerin idareye yüklediği masraflar dolayısıyla alınan özel nitelikte bir takım vergilerdir diye tanımlanır [3] . Vergiler genellikle bireylerin malvarlıkları üzerinden ve belirli bir karşılık aranmaksızın alındığı halde, harçlar belirli bir hizmetin karşılığı şeklinde ve o hizmet dolayısıyla alınan paradır.

Tıpkı vergiler gibi, harçlar da idareye bir kar sağlamak amacıyla değil, yani ticari amaçlarla ve hizmetin tam karşılığı şeklinde değil, doğrudan doğruya genel masrafları karşılamak için fakat hizmet dolayısıyla ve hizmetten yararlananlardan alınan bir kamusal alacaktır [4] .

Yüksek öğretim harcı da tıpkı diğer harçlar gibidir. Adından ve düzenlendiği yasal metinlerden de anlaşılacağı üzere, bir yıllık veya dönemlik yüksek öğretim kamu hizmeti için öğrenciden peşin olarak veya taksitle alınan bir paradır.  Bu paranın tahsilinden sonra ilgili idare, öğrenciye, -diğer yasal şartları da mevcutsa- yüksek öğretim kamu hizmetini sunmak zorundadır.

Ancak unutulmaması gereken birkaç nokta var: Bunlardan birincisi, üniversiteler bu harç adı altına toplanan paraları, sunulan yüksek öğretimin tam karşılığı olarak veya kar elde etmek amacıyla alamaz. İkincisi, Üniversiteler bu harçları sadece genel masrafların bir kısmını karşılamak üzere alabilir. Üçüncüsü vergiler gibi bütün vergi mükelleflerinin malvarlığından değil, sadece yüksek öğretim kamu hizmetinden yararlanacak bireylerden, yani üniversite öğrencilerinden alınabilir.

C - TEK DERSTEN BİTİRME SINAVINA GİRENLERİN DURUMU

Bazan üniversite öğrencileri, bir ders hariç bütün derslerden başarılı olurlar, bir tanesinden tekrara kalırlar. Normal  şartlarda bu öğrenciler, bir yıl öğretim kamu hizmetinden harcını yatırmak koşuluyla faydalanırlar ve ondan sonra sınava girerler.

Ancak üniversiteler, ön lisans ve lisans eğitin öğretim yönetmeliklerinde, Örneğin D.Ü. Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin 14. maddesinin son fıkrasında, mezuniyet durumunda olup sadece bir dersten başarısız olan öğrencilerin, bu derse ait dönem veya yıl sonu sınavı ilgili yönetim kurulu (genellikle fakülte yönetim kurulu) kararıyla bir dönem öne alınabilmektedir. Bu sınavdan alınan not, ara sınavlar dikkate alınmadan değerlendirilmektedir. Kısaca üniversite idareleri, bir ders hariç diğer derslerinde başarılı olmuş öğrencinin statüsünü, birden fazla dersten başarısız olan öğrencinin statüsünden ayırmaktadır. Bu statü değişikliğini de yönetmeliklerle yapmaktadırlar.

Yönetmeliklerle bulunan bu çözüm, tamamen özelde sosyal faydayı, genelde kamu yararını gerçekleştirmeye yöneliktir. Çünkü, Son sınıf üniversite öğrencisinin, sadece bir dersten bir yıl veya bir dönem bekletilmesinin, topluma bir faydası olmadığı gibi; zararı da vardır. Başta gelen zararı, belirli bir oranda yetişmiş insan gücünün atıl vaziyette bekletilmesi, ikincisi üniversite öğrenci kontenjanlarının sadece bir ders için bir dönem veya bir yıl işgal edilmesi ve kamunun kıt kaynaklarının boş yere heba edilmesi sayılabilir. İşte bu kamusal zararları önlemek için, üniversiteler tek ders sınavı uygulamasını geliştirmişlerdir.

Tek ders sınavı uygulamasıyla yapılan, tek dersten tekrara kalan öğrencinin yıl sonu veya dönem sonu sınavını öne almaktan ibarettir. Böylece, tek ders sınavından başarısız olan öğrenci, dönem sonu veya yıl sonu sınavına girmez. Ancak bütünleme sınavlarına girebilir.

Yasal düzenlemelerde herhangi bir açıklık olmamasına rağmen, tek ders sınavında başarısız olan öğrenci  dönem veya yıl içindeki ara (vize) sınavlarına girmelidir. Çünkü, yönetmeliklerle getirilen tek ders uygulaması, YÖK Kanunu’nun 44. maddesindeki, not ortalamasını yükseltmek için tanınan sınırsız sınav  hakkından tamamen farklıdır.

D - TEK DERS SINAVINA GİREN ÖĞRENCİDEN YÜKSEK ÖĞRETİM HARCI ALINAMAZ

Yüksek öğretim harcı, ilgili idarenin öğrenciye sunacağı öğretim kamu hizmeti dolayısıyla, masrafların bir kısmını karşılamak üzere alınan bir paradır. Bu kamu hizmeti duruma göre bir dönem veya bir yıl devam eder. Yukarıda da belirtildiği gibi, yüksek öğretim kamu hizmetinden faydalanmaya başlamadan önce, bu harç peşin veya taksitli olarak alınır. Bu harç çoğu zaman kredi şeklinde ödense de durum değişmez. Yasal dayanağını da YÖK Kanunu’nun 46. maddesinde bulmaktadır.

Fakat tek ders sınavına giren öğrencilere, henüz yeni bir yüksek öğretim kamu hizmeti sunulmamıştır, bu sınavda başarılı olanlara sunulmayacaktır da. Bu öğrencilere sunulan kamu hizmeti, bir yıl veya bir dönem sonraki final sınavının öne alınmasından ibarettir. Başka bir anlatımla, tek ders sınavına giren öğrencilere üniversite idaresi sadece ve sadece sınav kamu hizmeti sunmaktadır. Eğer bu öğrencilerden mutlaka bir harç alınacaksa, bu harç yasal dayanağı olmak şartıyla sınav harcı olmalıdır, yüksek öğretim harcı olamaz. Bu sınav harcı da, her halükarda, yüksek öğretim harcından çok düşük olmak zorundadır. Çünkü üniversite idaresinin, öğrencilere sunduğu eğitim hizmetiyle sınav hizmetinin maliyeti aynı değildir. Dolayısıyla, bu hizmetlere öğrencilerden alınacak parasal katılım da farklı olacaktır. Yüksek öğretim harç uygulaması çıkmadan önce, İstanbul Üniversitesi, öğrencilerinden final ve bütünleme sınavları zamanlarında bir sınava kayıt işlemi yapılırdı ve bu işlem esnasında, öğrencilerden cüzi bir miktarda sınav harcı alınırdı. Yüksek öğretim harcı uygulamaya girdikten sonra sınav harcı uygulaması sona ermiştir. Şimdi de yasal düzenlemeler yapılmak koşuluyla, sadece tek ders sınavlarına gireceklerden sınav harcı alınabilir.

E - TEK DERS SINAVLARINA GİRENLERDEN YÜKSEK ÖĞRETİM HARCI ALINAMAMASININ NEDENLERİ

Tek ders sınavlarına girenlerden yüksek öğretim harcı alınamamasının iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi fiziki nedendir. Diğeri ise hukukidir

1 - FİZİKİ NEDEN

Tek ders sınavına giren öğrenciler, bir önceki yıl veya dönemde harcını ödedikleri yüksek öğretim kamu hizmetinden edindikleri bilgi ve becerilerle sınava girmektedirler. Bu öğrencilere, üniversite idareleri, yeni bir yüksek öğretim kamu hizmeti sunmamaktadır. Bir başka deyişle, üniversite idarelerinin yeni bir yüksek öğretim harcı alabilmeleri için, öğrencilere yeni bir yüksek öğretim kamu hizmeti sunmaları  zorunludur. Halbuki sunulacak yeni bir kamu hizmeti söz konusu değildir.

Öğrenci, tek ders sınavından başarısız olması koşuluyla ilgili idareden yüksek öğretim kamu hizmetini talep edecektir. İdare de, peşin veya taksitle ve zamlı olarak aldığı harç karşılığında öğrencinin kaydını yenileyerek  bu hizmeti sunacaktır. Aksi halde ne öğrencinin böyle bir talebi olacak, ne de idare harç karşılığı hizmet sunacaktır.

Tek ders sınavına giren öğrencilere yüksek öğretim kamu hizmetinin sunulmadığının en büyük kanıtı, sınavda başarılı olanlara verilen bitirme belgesi veya diplomaların alındıkları andan itibaren hukuki değere sahip olmasıdır.

2 - HUKUKİ NEDEN

Anayasa’mızın 73. maddesinin üçüncü fıkrası, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmünü içermektedir. Tek dersten sınava girenlerden harç alınacağına ilişkin her hangi bir yasa hükmü, bu makale kaleme alınırken, mevcut değildi. Dolayısıyla, bu öğrencilerden hiçbir ad altında şu anda harç alınamaz.

Anayasa’da bu hüküm olmasaydı bile, “idarenin kanuniliği ilkesi” gereğince de yasa hükmü olmadan hiçbir harç alınamayacaktı. Eğer, herhangi bir yasa metni idareye belli bir konuda yetki vermemişse, idare o konuda işlem veya eylem yapmaya yetkisizdir. Şayet, idare, yasaların vermediği bir yetkiyi kullanarak işlem yaparsa, o işlem yok hükmündedir. Tek ders sınavlarına girenlerden de tıpkı diğer öğrenciler gibi yüksek öğretim harcı alınacağına dair bir hüküm bulunmadığından, idarenin harç alma işlemleri yok hükmündedir.

F - UYGULAMA NE YÖNDE?

Üniversite idareleri, Tek ders sınavına girenleri, sanki yeni öğretim yılında yüksek öğretim kamu hizmetinden faydalanacakmış gibi kabul ediyor. Böyle kabul edince de, YÖK Kanunu’nun 46. maddesinin  dördüncü fıkrasının hükümlerini, tek ders sınavlarına girecek öğrencilere de uygulamaktadırlar. Üniversite idareleri, ilgili yönetim kurullarının bir yıl veya bir dönem sonraki final sınavının, tek dersten tekrara kalan son sınıf öğrencileri için öne alma konusundaki takdir yetkisini, zamlı yüksek öğretim harcının ödenmesi koşuluyla kullanmaktadırlar. Tekdir yetkisini bu biçimde kullanmalarına, şu mantıksal açıklamayı getirmektedirler: Eğer, yönetim kurulu bu sınav hakkını öne almasaydı, öğrenci bir yıl veya bir dönem  daha öğrencilik yapacaktı ve yüksek öğretim harcını da zamlı yatıracaktı. İdare, bu durumdaki öğrencilere bir sonraki final sınavını öne almakla bir lütufta bulunmuştur. Bunun karşılığında, öğrenci de yüksek öğretim harcını zamlı yatırmalıdır. Böyle bir uygulama, idarenin takdir yetkisinin keyfi kullanılması anlamına gelir. Halbuki idare takdir yetkisini keyfi kullanamaz. İdarenin takdir yetkisini kullanırken kamu yararını gözetmesi gerekir. Yoksa ne kadar gelir elde edeceğini değil. Üniversite idaresi, tek ders sınavına girecek öğrencilerden gelir elde etmek amacıyla zamlı harç aldığı için, bu öğrencilerden harç alma, işlemi yok hükmünde olmasaydı bile, amaç yönünden hukuka aykırı olurdu. Çünkü, idarenin amacı kamu yararını gerçekleştirmekten çıkıp, gelir elde etmek amacına dönüşmektedir.

 Yukarıda da açıkladığımız gibi, tek dersten başarılı olan öğrenciler, yeni öğretim yılında sunulacak kamu hizmetinden faydalanmayacaklardır.  Eğer öğrenci tek ders sınavında da başarılı olamazsa, o zaman, üniversite idaresinin yeni öğretim yılında sunacağı kamu hizmetinden faydalanmak durumundadır. Bundan dolayı da zamlı harcı yatırmak zorundadır. Bu olasılık gerçekleştiğinde herhangi bir  önemli hukuki problem ortaya çıkmaz.

Bütün harçlar ve harç yükümlülüklerinde olduğu gibi, Yüksek öğretim harçları ve onlardan kaynaklanan yükümlülükler; vergi hukuku konuları arasına girmektedir. Böyle olunca da, yeni öğretim yılında sunulacak yüksek öğretim kamu hizmetinden faydalanacak statüdeki öğrenciler için düzenlenen yüksek öğretim harçlarının, tek ders sınavına girecek öğrencilere de uygulanması ancak kıyas yöntemiyle olabilir.  Fakat, tıpkı ceza hukukunda olduğu gibi vergi hukukunda da mümkün değildir [5] . Kısacası, tek ders sınavına giren son sınıf öğrencilerinden zamlı yüksek öğretim harcı alınması, hem hukukun genel ilkelerine hem de vergi hukuku ilkelerine aykırıdır. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu statüdeki öğrencilerden zamlı yüksek öğretim harcı alma işlemleri hukuk aleminde yok hükmündedir; şayet yok hükmünde olamasalar bile, amaç yönünden hukuka aykırıdırlar.

G - NE YAPILMALI

Tek ders sınavına girecek öğrenciler, eğer idarenin istediği zamlı harcı yatırmazlarsa, derse kayıtlarını yaptıramayacaklardır. Bu da öğrencilik hayatlarının bir dönem veya bir yıl uzatılması anlamına gelecektir. Bu durumu, sadece öğrenciler değil, hiç kimse göze almaz.

Bu statüdeki öğrenciler, öncelikle idarenin hukukun genel ilkelerine ve vergi hukukuna aykırı olarak talep ettikleri harçları ödeyip sınavlarına girmeleri gerekmektedir. Şayet sınavlarında başarılı olurlarsa, dava yoluyla, hukuka aykırı bir biçimde ve yok hükmündeki işlemlerle kendilerinden alınan harçları dava yoluyla geri alabilirler. Başarılı olamazlarsa, tek ders öğrencisi statüsünden çıkıp, normal öğrencilik statüsüne geri döneceklerdir ve bu statünün gereklerini yerine getireceklerdir.

H - HANGİ MAHKEME GÖREVLİ VE YETKİLİDİR?

İlk bakışta, uyuşmazlık vergi hukukuna giren bir konu olan harçlardan çıktığı için, görevli mahkemenin vergi mahkemesi olduğu zannedilebilir. Ancak, vergi mahkemelerinin görevlerini düzenleyen 2576 Sayılı Kanun’un vergi mahkemelerinin görevlerini düzenleyen 6. maddesi:

“a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,

b) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanununun uygulanmasına ilişkin davaları

c) Diğer kanunlarda verilen işleri

Çözümler hükmünü taşımaktadır.

Üniversiteler, katma bütçeli idarelerdendir. Dolayısıyla, yüksek öğretim harcı da, bu maddenin kapsamı dışındadır. Ayrıca, YÖK Kanunu’nun yüksek öğretim harcını düzenleyen maddelerinde de vergi mahkemelerine her hangi bir görev verilmemiştir. İlk derece mahkemesi olarak Danıştay’ın görevini düzenleyen 2575 sayılı Kanunu’nun 24. maddesinin kapsamına da girmemektedir. Uyuşmazlığın askeri idari yargıya da girmediğinden de kuşku yoktur. O halde bütün yüksek öğretim harçlarından doğan uyuşmazlıklarla birlikte, tek ders sınavına girenlerden yok hükmündeki işlemlerle alınan harçlara karşı, idari yargıda genel görevli yargı yeri olan idare mahkemelerinde dava açılmalıdır.

Yetkili mahkemeye gelince; bunun belirlenmesi, görevli mahkemenin belirlenmesinden daha kolaydır. Yüksek öğretim harcını toplayan üniversite idaresinin bulunduğu yer, hangi idare mahkemesinin coğrafi yetki alanına giriyorsa, o idare mahkemesi yetkili olacaktır.

I - HANGİ DAVA YA DA DAVALAR AÇILMALIDIR?

Yüksek Öğretim harcını alma işlemleri, idarenin tek yanlı iradesiyle gerçekleştirdiği hukuki işlemlerden idari işlemlerdir. Ancak bunlar, uygulanmakla tükenen, ve her öğrencinin kendi özel durumuna göre konusu belirlenen öznel işlemlerdendir. Bundan dolayı açılacak davaları, harç alma işlemlerinin bu niteliği göz önüne alınarak değerlendirmek gerekmektedir.

Tek ders sınavına giren öğrenciler hakkında düzenlenen ve uygulanan yok hükmündeki yüksek öğretim harcı alma işlemleri, sadece menfaat ihlaline neden olmuyorlar, aynı zamanda öğrencilerin mülkiyet haklarına da zarar veriyorlar. Böyle olunca, öğrencilerin önünde dava açma açısından üç alternatif vardır: Birincisi, ilk önce iptal davası açıp, işlemi iptal ettirdikten sonra tam yargı davası açmaları, ve hukuka aykırı biçimde kendilerinden tahsil edilen paraları geri alabilmek için tam yargı davaları açmalarıdır. İkincisi, ortada yok hükmünde idari işlemler söz konusu olacağı için, öğrencilerin iptal ve tam yargı davalarını birlikte açmalarıdır. Üçüncüsü, öğrencilerin sadece tam yargı davaları açmalarıdır.

Bu alternatiflerin içinde öğrenciler için en uygunu, iptal davasıyla birlikte tam yargı davasının da açılmasıdır. Çünkü, iptal davasıyla idare mahkemesi, idari işlemin yokluğunu tespit etmekle yetinecektir. Tam yargı davasıyla da, öğrencilerden bu tok hükmümdeki işlemlerle tahsil edilen paraların öğrencilere geri ödenmesine karar verecektir.

Bu davalarda dava açma süresi söz konusu değildir. Çünkü Danıştay’ımızın yerleşik içtihatlarına göre, yok hükmündeki işlemlerin hukuk alemindeki etkilerini ortadan kaldırmak için açılan davalarda süre söz konusu değildir.

J – YÜRÜTMENİN DURDURULMASI SORUNU

Eğer bu makalenin konusu, idare mahkemelerinin görev alanına giren olmasaydı da, vergi mahkemelerininkine giren bir harç olsaydı, tahsil işleminden önce açılmak koşuluyla, davanın açılmasıyla birlikte işlemin yürütülmesi de duracaktı.

Ancak, yüksek öğretim harçlarından kaynaklanan uyuşmazlıklar, 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinin kapsamı dışında kalmaktadırlar. Bundan dolayı, idari yargıda genel görevli mahkemeler olan idare mahkemelerinde iptal davası açılabileceği için, ancak davacının talep etmesi üzerine, hukuka açıkça aykırılık ve telafisi güç veya imkansız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleştiği durumlarda mahkeme tarafından karara bağlanacaktır.

İkisi de kamusal alacak olan ve aynı miktardaki harçlardan bir tanesi vergi mahkemelerinin görevine girdiği için, davanın açılması harç alma işleminin yürütülmesini kendiliğinden durduracak; diğeri, 2576 sayılı kanunun 6. maddesinde sayılmadığından dolayı idare mahkemesinin görevine girdiği için, ancak talep ve mahkemenin kararı üzerine harç alma işleminin yürütülmesi duracaktır. Bu durum Anayasa’daki idarenin bütünlüğü ilkesiyle çelişmektedir. Çünkü, örneğin üniversite  idareleri de harç alırken kamusal erk kullanmaktadırlar ve kamu yararını gerçekleştirmeyi amaç edinmektedirler, İl özel idareleri de, Bu çelişik durum, 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinin  meseleci metotla yapılmasından kaynaklanmaktadır.

SONUÇ

Sonuç yerine şunlar söylenebilir:

1) Tek ders sınavına giren öğrencilerden yüksek öğretim harcı alınmasına yasalarımız izin vermemiştir.

2) Tek ders sınavına giren öğrencilerden yüksek öğretim harcı alınmasına ilişkin işlemlere, yasalarımız izin vermediği için, yok hükmündedirler.

3) Tek ders sınavına girip de başarılı olan öğrenciler, her hangi bir dava açma süresine takılmadan iptal ve tam yargı davalarını açabilirler.

4) Tek ders sınavına giren som sınıf öğrencilerinden mutlaka bir harç alınacaksa, yasal düzenlemelerin yapılması koşuluyla; bu harç il etapta sınav harcı olmalı, sınavda başarısız olmaları durumunda zamlı yüksek öğretim harcı alınmalıdır.



[1]    Her ne kadar, Sayın Güneri Akalın, Yüksek öğretimi ekonomi ve maliye bilimleri açısından bir mal olarak tanımlasa bile (“Üniversite Harçları: Türkiye’de Yüksek Öğretim Hizmetinin Fiatlandırılması”, A.İ.D., C.30, S.3, s.52)  idare hukuku açısından bir kamu hizmetidir.

[2]     D.Ü. Öğrenci Rehberi, Diyarbakır, 1985

[3]    Onar, Sıddık Sami, İdare Hukukunun Umumi Esasları, Üçüncü Bası, İstanbul, 1967, s.1411.

[4]    ibid.

[5]    Erginay, Arif, Vergi Hukuku, 15. Baskı, Ankara, s.52