ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU TASLAĞINDA YER ALAN EVRENSEL HİZMETİ KAVRAMI

Doç. Dr. Aydın GÜLAN*

KEYWORDS: Evrensel Hizmet, Kamu Hizmeti, Telekomünikasyon, Eloktronik Haberleşme Kanunu, Regülasyon.

ABSTRACT

The term of universal public service has caught wide-spread attention in our country with the presentation of the legislative bill on Communication.  There is no doubt that the concept indicates a change in the public service understanding. The meaning and development direction of the concept -which will unoudbtedly continue to come into question. during the European Union legal harmonization process- will have an important impact on the public service theory and the area of public law.  

Bilindiği üzere İdare Hukuku’nun önem taşıyan tüm kavramları, diğer hukuk dallarından belirgin biçimde daha yoğun biçimde, anlam ve kapsamları bakımından yoğun tartışmalara yol açmışlardır. Kamu yararı, kamu hizmeti, kamu düzeni gibi bu kavramlar, bir yandan idare hukukunun temellerinde yer alır iken, diğer yandan farklı bakış açılarının içeriklerine yönelik tam anlamıyla birbirine zıd anlam ve sonuç yüklemelerinin alanı olmuşlardır. Bu durumun İdare Hukukunun dinamik yönünü sağladığı ve gelişmeye, gelişen şartlara uyumunu mümkün kıldığı açıktır. Ancak esnekliğini sağlayan yönü yanında bu durum, kavramların bir “kriz” içinde oldukları şeklinde değerlendirilmelerine yol açacak şekilde, belirsizlikler ve zorlamalar içinde kaldıklarının da inkar edilemez bir göstergesidir.

Kamu hizmeti kavramı bakımından bu kriz yabancı değildir. Ancak giderek hızlanan biçimde yeni kavramlarla değiştirilmesi zorlaması altındadır. Özellikle Avrupa Birliği nezdindeki düzenleme süreci kamu hizmetinin, en azından terim olarak, değişmesi yönünde tutum birliği olduğunu göstermektedir.

Avrupa yapılanmasının kamu hizmeti teorisine etkileri Doç. Dr. Ali Ulusoy’un, Günışında Yönetim kitabında da yer alan bir makalesinde irdelenmiş ve özellikle evrensel hizmet bakımından “kavramı iki ayrı istikamete doğru geliştiği” gözlemine de yer verilmiştir[1].

Şimdi bu kavram Türk pozitif hukukunun gündemine gelmiştir. Telekomünikasyon Kurumu’nun internet sitesinde görüş bildirilmesi için yayınlamış olduğu Elektronik Haberleşme Kanunu taslağının irdelenmesi bu kavramın hangi kapsamda ithal edilmekte olduğunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Elbette ki, bu kanunun hazırlanışı sırasında Avrupa Birliği düzenlemelerinden, özellikle evrensel hizmete ilişkin 2002/22/CE gibi direktiflerden “yararlanıldığı” kuşkusuzdur. Buna rağmen, “tercüme” ağırlıklı genel düzenleyici işlem hazırlıklarında dahi, kavramın Türk hukukunda alacağı yönü belirlemek için irdelenmesine ihtiyaç bulunduğu düşünülmektedir

Elektronik Haberleşme Kanunu Taslağı ve Evrensel Hizmet

Elektronik Haberleşme Kanun taslağının “Üçüncü Kısım” başlığı “Evrensel Hizmet”tir. Bu kısımda 42. maddeden başlayarak 56. madde dahil onbeş maddede evrensel hizmete ilişkin hükümler yer almaktadır. Ayrıca taslağın “tanımlar ve kısaltmalar”a ilişkin 3. maddesinde de tanımına yer verilmiştir.

Taslağın bu maddesinde yer alan tanımına göre “evrensel hizmet” “coğrafi alan farkı gözetilmeksizin, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki herkesin erişebileceği, belirlenmiş hizmet kalitesi standartlarında ve karşılanabilir fiyatlarla sunulacak olan elektronik haberleşme hizmetlerini” ifade etmektedir. Ayrıca yakın kavram olarak “evrensel erişim” , “Öncelikle kırsal ve uzak bölgelerde yaşayanların, internet erişimi de dahil, iletişim gereksinimini karşılamak üzere evrensel hizmet kapsamında belirlenen elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması” olarak tanımlarda yer almıştır. “Evrensel hizmet yükümlüsü” ise, “evrensel hizmet kapsamındaki hizmetleri sağlamakla yükümlü kılınan işletmeciyi” ifade etmektedir.

Bu terimlerin Türk Hukuku bakımından yeni olduğu ortadadır. Ayrıca bu tür tanımlar, elektronik haberleşme hizmetlerinden bir kısmının diğerlerinden farklı olarak ayrı bir hukuki statü içinde düzenlendiğini de göstermektedir. Bir ilk tespit olarak denilebilir ki, elektronik haberleşme hizmetleri regülasyona tabi bir alan olarak bu kanun taslağı ile düzenlenmekte ve fakat klasik bir kamu hizmeti faaliyeti olarak belirlenmemektedir. Diğer yandan “hizmet” terimi ile de ifade edilmektedir. Buna karşılık regüle edilen bu “hizmet” alanında elektronik haberleşme hizmetlerinden bir kısmının “evrensel hizmet” olarak nitelenmesi sözkonusu olmaktadır. Dolayısıyla acaba artık kamu hizmeti hukuki rejiminde değerlendirilmeyen elektronik haberleşme hizmetleri açısından sadece “evrensel hizmet” kavramı mı bu alanın kamu hizmeti niteliği taşıyan “sert çekirdeği”ni temsil etmektedir sorusu gündeme gelmektedir.

Sorunun bir diğer gündeme getiriliş biçimi de şudur: Sonuçta kamu hizmeti olarak kabul edilen faaliyet alanlarındaki kamu hizmeti rejimi, yeni bir tür özelleştirme türü ile,  daraltılarak evrensel hizmet kavramı kapsamına mı indirgenmektedir?

Kanunun genel gerekçesine bakıldığında bu sorunun cevabının doğru olmadığı söylenebilir belki, Çünkü 3. sahifesinde “... kamu yararı gereği ve kamusal hizmet niteliği taşıyan elektronik haberleşme hizmetlerinin sağlıklı yürüyebilmesine teminen, müdahale ve gerekli gördüğü tedbirleri alma yetkisi Kuruma verilmiştir” denilirken, “kamu yararı” ve “kamu(sal) hizmet” gibi terimler kullanılmıştır. Ancak bu terimlerin dahi, klasik anlamlarında ve uygulanacak hukuku belirlemek bakımından değil, kolluk yetkisinin temelini oluşturmak için kullanıldığı görülmektedir.

Belirtmek gerekir ki, kanun taslağında tanımlanan kavramlar açık değildir. “Evrensel hizmet” ile “evrensel erişim” tanımları ele alındığında dahi bu ortaya çıkmaktadır. Bir yandan “evrensel hizmet” “coğrafi alan farkı gözetilmeksizin, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki herkesin erişebileceği .... elektronik haberleşme hizmetleri” olarak tarif edilirken; “evrensel erişim” farklı bir kavrammış gibi ayrıca “öncelikle kırsal ve uzak bölgelerde yaşayanların  ... evrensel hizmet kapsamında”ki elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması olarak tarif edildiğinde, evrensel hizmetin “coğrafi alan farkı gözetilmeksizin” ifadesinin kapsayıcı niteliği karşısında “evrensel erişimin” “öncelikle kırsal ve (neye?) uzak bölgelerde”ki evrensel hizmetler olduğunu ortaya koymak gerekmektedir. Evrensel erişim coğrafi kriter kullanılarak evrensel hizmetler kapsamında gündeme gelirken, evrensel hizmetin coğrafi alan farkı gözetmeme kriteri ile uygulanması anlam ve kapsamları bakımından tereddüt doğurmakta, birbiri ile çelişkili veya bir başka ifade ile birbirinden çok farklı hususları kapsaması durumunu ortaya koymaktadır.

Kanunun evrensel hizmete ayrılmış kısmındaki düzenleme sırası da kanımca isabetli sayılamaz.  Çünkü,  “Evrensel hizmet/Erişim Fonundan Desteklenecek Diğer Hizmetler” ve “Diğer Gruplar” 45 ve 46 . maddelerde düzenlenirken, bu fonun oluşum ve gelirleri ile ödemeler 53-56. maddelere bırakılmıştır. Yani önce yeralması gereken düzenleme, daha sonraki maddelerde düzenlenmiş olmaktadır. Ayrıca madde numaralarına atıf bakımından da taslakta yanlış bulunmakta, 44. maddenin son paragrafında 43. maddeye yapılması gerektiği anlaşılan atıf, 42. madde şeklinde zikredilmiş bulunmaktadır. 44. maddenin son paragrafının, aynı ifade ile başlayarak 45. maddenin ilk paragrafında, üstelik farklı sonuçlanan biçimlerde tekrar ediliyor olması da eleştirilmesi gereken bir noktadır.

Evrensel Hizmetler

Taslağın evrensel hizmet ile ilgili tanımına yukarıda değinmiştik. Somutlaşmış biçimde evrensel hizmet kapsamı ise taslağın 44. maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre sabit telefon hizmetleri, ankesörlü telafonlar, telgraf hizmetleri, acil aramalar, basılı ve/veya elektronik ortamda sunulacak rehberlik hizmetleri “evrensel hizmet kapsamında değerlendirilen hizmetler”dir. Ancak madde, evrensel hizmetleri bunlarla sınırlamamakta, “zaman içerisinde ekonomik ve teknolojik şartlar göz önünde bulundurularak” yeniden tespitini mümkün kılmakta ve bunun usulünü belirlemektedir.

Evrensel hizmetin belirlenmesine ilişkin öngörülen usul şudur: Telekomünikasyon Kurumu, evrensel hizmet sayılan faaliyetleri yeniden belirlemek için en fazla üç yıllık dönemlerde bir değerlendirme yapacaktır. Bu kapsamda yapılması uygun görülen değişiklikler, işletmecilerin de görüşü alınarak, Ulaştırma Bakanlığı tarafından onaylanması evrensel hizmet statüsüne girecektir (madde 43).

Ayraca “evrensel hizmet politikası” da Bakanlık tarafından belirlenecektir (madde 42). Evrensel hizmet politikasının belirlenmesinde, “Hizmetlerin sunulmasında, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan herkesin bölge ayırımı gözetilmeksizin yararlanabilmesi”, “Hizmetlerin ülkemizdeki kişisel gelir düzeyi göz önünde bulundurularak karşılanabilir fiyat seviyesinde sunulması”, “düşük gelirliler, fiziksel engelliler ve diğer sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların hizmetlerden yararlanabilmesi için uygun fiyatlandırma ve teknoloji seçenekleri uygulanabilmesi yönelik tedbirlerin alınması”, “hizmetlerin belirlenmiş hizmet kalitesi standartlarında sunulması” temel ilkeler olarak sayılmıştır. Bu ilkelerin bir yandan bütün elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin olması, diğer yandan diğer elektronik haberleşme hizmetleri içinde sadece evrensel hizmetleri belirlemeye yönelik olması dikkat çekicidir. Dolayısıyla ilkelerin elektronik haberleşme hizmetleri içinde evrensel hizmet kapsamındaki hizmetleri belirlemeye yönelik bir yönü olmadığı görülmektedir.

Evrensel hizmetlerin yerine getiren için “evrensel hizmet yükümlüsü” terimi kullanılmaktadır. Evrensel hizmet yükümlüsünün “evrensel hizmet kapsamındaki hizmetleri karşılama talebinde bulunan sabit telefon işletmecileri arasından bölgesel ve/veya ulusal çapta” olmak üzere belirleneceği düzenlenmiştir (madde 47) Bu belirlemenin “işletmecilere verilecek yetkilendirme dahilinde” de yapılabileceği belirtilmektedir.

Bu düzenleme ticari bakımdan avantajlı görülmeyen bir “faaliyetin özel hukuk kişisine” yaptırılması şeklinde konunun ele alındığını göstermektedir. Dolayısıyla bundan sonraki düzenlemeler, hep “ticari mantık” içinde, bu işin, kamu gücü ile veya kamu gücü kullanarak yapılmaması veya yapıtırılmamasını “tercih eden” iradenin izharıdır. Evrensel Hizmet Fonu kurulacak (madde 53), bu fona çeşitli gelir kaynakları verilecek (madde 55) bu fondan ödemeler yapılarak (madde 56) evrensel hizmet yükümlülüğü, yine yükümlü olarak seçilen/belirlenen kişi tarafından yerine getirilecektir.

Aslında evrensel hizmet yükümlülüğü nitelemesi yapılsa bile, bu yükümlülük mali bir külfeti içermeyecek şekilde oluşturulmaya çalışılmıştır.  “Evrensel hizmet yükümlülüğünün uygulanması” başlığını taşıyan 50. madde, bir yükümlülük uygulaması olmaktan çok, yükümlünün haklarını düzenlemek şeklindedir. “Yükümlü işletmeci”, “her yılın sonunda evrensel hizmet kapsamındaki hizmetleri karşılamanın maliyetini hesaplayarak Kuruma” bildirecektir. İşletmeci açısından “evrensel hizmet yükümlülüğünün getirdiği ilave maliyet yükünü ortaya çıkaracak bu hesaplama net maliyetler üzerinden” yapılacaktır.

Evrensel hizmetin net maliyetinin hesaplanması da işletmeci açısından bir mali külfeti olan bir yükümlülük olmadığını gösterir niteliktedir: Net maliyetin hesaplamasının nasıl yapılacağına dair usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenerek yayımlanacaktır ama, “kurum evrensel hizmetin net maliyetinin hesaplanmasında, işletmecilerin evrensel hizmet yükümlüsü olması dolayısıyla elde edeceği faydaları da gözönüne alarak” “yükümlü işletmecinin hizmetleri evrensel hizmet kapsamında karşılamadığı zaman ile evrensel hizmet yükümlüsü olarak karşıladığı zamanki net maliyetleri arasındaki fark esas alınarak hesapla”nacaktır (madde 51).

Bu hükümler konunun artık bir kamu hizmeti alanı olarak görülmediği ve elektronik haberleşme alanının hukuki boyutunun, sadece ve yalnızca iktisadi boyutu esas alınarak düzenlendiğini göstermektedir. Elektronik haberleşme hizmetleri olarak adlandırılmış olsa da, bu “piyasa”nın iktisadi yönü, temel düzenleme kriteri olarak alındığından, kamu hizmeti terimi, taşıdığı hukuki kapsam sebebiyle olsa gerek, terkedilmiştir.

Onun yerine, kamu hizmeti terimini ve hukuki rejimini doğuran ihtiyaca karşı emniyet sübabı olabilmesi için, ikame amaçlı terim olan “evrensel hizmet” dahi, hukuki yönünü belirleyecek ve baskılayacak biçimde, iktisadi eksende açıklanmıştır.

İktisadi açıdan çok cazip olmadığı için özel teşebbüsün talip olmayabileceği, ancak sosyal yönü sebebiyle yerine getirilmesi gereken “hizmetler”, “evrensel hizmet kapsamındaki hizmetler” olarak belirlenecek ve parasal boyuta kavuşturularak yine özel hukuk kişilerine gördürülecektir. Burada artık, idareye verilmiş bir görevin yine idare tarafından kendi araç, gereç ve personeli ile veya kendi namına özel kişiye gördürmesi sözkonusu değildir. İdare hizmetin yerine getirecek özel hukuk kişisini belirlemek ve denetlemek için vardır. Evrensel hizmet de olsa, esas olarak özel hukuk kişisine ait kılınmış hizmetler vardır. Özel hukuk kişilerinin de bu hizmetleri yapabilmesi için mali boyutu esastır, önceliklidir, cazip hale getirilmesi gereklidir. İsabetli veya isabetsiz olarak değerlendirmeden önce temel düşüncenin ve yaklaşım tarzının doğru tespiti gerektiği düşünüldüğü için bu tespitte bulunulmaktadır. Nitekim, bu piyasanın diğer işletmecilerinden de alınan paylarla oluşturulan fondan bu evrensel hizmetlerin net maliyetinin karşılanması bu tespitin bir göstergesidir. Bir diğer göstergesi de, evrensel hizmet yükümlülüğünün tespiti için ihale uygulamasının öngörülmesi ve “en düşük teklifte bulunan işletmecinin” “hizmet süresi” boyunca “Geçici Evrensel Hizmet Yükümlüsü” olarak belirlenmesinin düzenlenmiş bulunmasıdır (madde 48).

Sonuç Yerine : Düşünceler

Taslakta, evrensel hizmet, gelişmesi döneminde içerdiği farklı anlamları içeren biçimde yer almıştır. Ancak bu durum daha doğuşu aşamasında ortaya çıkan sakatlığının devamına yol açmaktadır. Hem bir faaliyetin herkesin ihtiyaç duyduğu konularını, herkese belirlenen kalitede sunmak, hem de coğrafi nedenlerle karlı olmadığı için özel teşebbüsün kendiliğinden yapmayacağı faaliyetlerin o bölgelerde yerine getirilmesini ifade etmek, bir kavrama, kargaşaya yol açacak nitelikte ve kaldıramayacağı kadar farklı anlam yüklemek demektir.

Elektronik haberleşme hizmetlerinin onsuz olmaz nitelikteki özü, “sert çekirdeği”nin varlığı evrensel hizmet sayılmak ve giderilmesi usulü belirlenmek suretiyle sağlanmaktadır. Ancak kamu tüzel kişilerin evrensel hizmet dahil bu faaliyeti bizzat yerine getiren konumunda olmasının beklenmediği ve hatta istenmediği özel hukuk kişilerinin evrensel hizmetleri yerine getirmesi usulüne ilişkin düzenlenmelere yer verilmesi ve fakat kamu tüzel kişisinin evrensel hizmeti yerine getirme ihtimaline ve usulüne hiç yer verilmemesinden anlaşılmaktadır. Yani bu evrensel hizmetlerin olağan ve asıl görülüş usulü, özel hukuk kişileri tarafından yerine getirilmesi, kanunun terimi ile bir ihaleye girmek ve kazanmak suretiyle “yüklenilmesi”dir.

Kamu hizmetinin varlığı, alanı, etkisi acaba asgari gerekleri dikkate alınarak bir sert çekirdeğe indirgenmek suretiyle ve üstelik temel ve olağan görülüş usulünün de tamamen özel hukuk kişileri aracılığıyla olması öngörülerek “geri çekilmekte” ve kamu hukuku yerini özel hukuk kural ve anlayışına mı terketmektedir, yoksa, yapılmak istenenin tam tersine, kamu hizmeti kavramının başka terimlerle ikame edilmeye çalışılması sebebiyle, kamu hizmetini doğuran ihtiyaçlar kamu hukukunun etkisini ve rolünü, yoğunluğunu yitirerek de olsa, hiç olmadığı kadar özel hukuka karışarak ona hakim rengini verecek derecede geniş bir alana kamu hukukunun yayılmasına mı yol açılmaktadır, zaman bunu gösterecektir.

Taslak, Avrupa Birliği’nde hakim olan ve Türk hukukunda da giderek etkili ve belirleyici olacağı anlaşılan kamu hizmetinin faaliyet odaklı ve kamu merkezli hukuki rejiminden uzaklaşma eğilimini ortaya koymaktadır. Bir ikame terim olarak içi doldurulmaya çalışılan evrensel hizmetin iktisadi boyutu önde tutan yapılanmasının göstergesidir. Artık kamu hizmetlerinde “birbirinden çok farklı anlamlar ve hukuki sonuçlar içeren özelleştirme” eğilimine kendi içinden bir terimle yeni bir sayfa açılmıştır denilebilir. Önce imtiyaz, iltizam denilirken yap – işlet – devret gibi yeni olduğu iddia edilen terimlerle “özelleştirme” gündeme gelmiş, derken kamu hizmeti olmaktan çıkarma şeklindeki “özelleştirme” yoğunlaşmış, kamu mallarının satılması biçimiyle de “özelleştirme” bir içerik kazanmış iken, şimdi, daha önce kamu hizmeti olarak düzenlenmiş faaliyet alanları; “hizmet” olarak nitelenen ve fakat kamu hizmeti sayılmayan boyutu ile, iktisadi alana kaymış bir “evrensel hizmet kapsamındaki hizmetler” boyutuna dönüşmek suretiyle yeni tarz bir “özelleştirme”ye kavuşmuştur.

Ancak sanıldığının ve beklenildiğinin aksine kanımca, evrensel hizmet gibi kavramlarla kamu hizmetine getirilen yeni boyut, sanıldığının aksine kamu hukukunun alanını ve etkisini daraltmamakta, tam tersine kamu hizmeti nitelemesinden çıkarılarak serbest rekabete açıldığı düşünülen alanlarda temel belirlemeyi sağlayacak bir genişlemeye kavuşmaktadır. Kanaatim, kamu hukukunun büyük bir yayılma gösterdiği, beklenenin ve istenenin tam tersine kamu hizmetleri alanına ithal edilen özel hukuk kavram ve müesseselerine eskisine nazaran daha nufuz ettiği şeklindedir. Bu durumun yeni “kriz”ler doğurması kaçınılmazdır

 



* İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi

[1] ULUSOY, Ali D. Kamu Hizmeti Anlayışında Yeni Yönelimler: Avrupa Yapılanmasının Kamu Hizmeti Teorisine Etkileri, in ÖZAY, Günışığında Yönetim, 2004, s. 274.