ÖRGÜTLÜ SUÇ KAVRAMI

Doç. Dr. Mustafa AVCI*

Abstrakt

Wenn die Gewalt kein Merkmal einer kriminellen Vereinigung, dann ist im Allgemeinen von einer kriminellen Vereinigung die Rede; hat die kriminelle Vereinigung dagegen die Gewalt als einen Tatbestandsmerkmal inne, dann steht eine terroristische oder wirtschaftskriminelle Vereinigung nach den Spezialbestimmungen vor. Die kriminelle Vereinigung, welche die Gewalt als Tatbestandsmerkmal innehat, verfolgt vor allem politischen Motive bezüglich der Staatsgewalt im Lande, dann ist sie eine terroristische Vereinigung. Bezieht sich ihr politisches Motiv auf die Teilung des territorialen Gebietes des Landes, dann reden wir von einer separatistischen terroristischen Vereinigung. Demgegenüber liegt eine zerstörerische terroristische Vereinigung vor, wenn ihr Motiv auf die Änderung des politischen Regierungsmodels zielt.

Hat eine kriminelle Vereinigung, die Gewalt potenziell anzuwenden, ein wirtschaftliches Ziel zu verfolgen, ist sie eine wirtschaftskriminelle Vereinigung.

Die kriminelle Vereinigungen sind in letzten Jahren durch bestimmte Änderungen im Strafgesetzbuch oder in speziellen Gesetzen geregelt.

I-GENEL OLARAK

Sosyal hayatın her alanında tanık olunan küreselleşme, modern dünyanın karakteristiklerinden biri olarak suç alanını da etkilemektedir. Orta Avrupa ve Akdeniz bölgelerindeki (gerçekte tüm dünyayı ilgilendiren) suç örgütleri; uyuşturucu, silah, çalınmış araba ve insan trafik alanlarında olduğu kadar suçtan elde ettikleri değerleri uygun alanlara yatırım yapmak üzere işbirliği içinde hareket etmektedirler. [1] Günümüzde bütün toplumlar için ciddi bir tehlike oluşturan örgütlü suçluluk, teknolojinin imkanlarını kullanmak suretiyle uluslararası kimliğe bürünerek bütün dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. [2] Hatta bu tür suç örgütlerinin faaliyetleri kan, organ ve insan ticaretine kadar, kazanç sağlamaya elverişli her alanda ortaya çıkabilmekte, bir başka deyişle, kazanç sağlama imkanı veren bütün suçluluk alanlarına girilmekte; suçluluk konusundaki hayal gücü sınır tanımamaktadır [3] .

Örgütlü suç, devlette çürümeye yol açtığı ve sosyal, ekonomik ve siyasi kurumların temelini sarstığı için bütün dünya ülkelerini ilgilendiren önemli bir sorun haline gelmiştir [4] . Gerçekten bu suçlar, özellikle köklü sosyal, siyasal değişiklerden kaynaklanan çelişki, karmaşa ve çatışma dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Genelde hakim olan statükoyu koruma eğilimleri, karşıt toplu davranışları suç saymaktadır. Bu nedenle örgütlü suç, sosyal ve siyasal karşıtlığın disiplinli örgütlenmesi olarak görülebilir [5] .

Örgütlü suçun, bireyin barış, sosyal huzur, ve güven ve hukuka bağlı toplum içinde yaşama hakkı açısından somut tehlike yarattığı kabul edilmektedir. Bu açıdan örgütlü suç, doğrudan bireyin haklarına somut zararlar vermese bile, birlikte yaşama şartlarını ve dolayısıyla kamu düzenini ihlal eder [6] .

Örgütlü suçların bütün dünyada yaygınlaşması, ülkeleri örgütlü suçla mücadele için çareler aramaya yöneltmiştir [7] . Avrupa ülkelerinde 1980’lerden itibaren örgütlü suçlarla mücadele için büyük çaba gösterilmeye başlanmış ve yasama faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. İtalya, Almanya, Fransa, İngiltere ve özellikle Amerika’da terör ve çıkar amaçlı örgüt suçlarını kapsayan mevzuat meydana getirilmiş; bu anlamda önce mevcut yasalarda birtakım değişiklikler yapılmış, ceza kanunlarına yeni hükümler eklenmiştir [8] . Yakalama, tutuklama, arama, elkoyma gibi geleneksel koruma tedbirlerinin, özellikle örgütlü suçların kovuşturulmasında yetersiz kalması karşısında hukuk devletlerini amaca uygun yeni tedbirler ve yöntemler aramaya yöneltmiştir [9] . Bu kapsamda özellikle, “suçların belirlenip kovuşturulması”, “kanıtların sağlanması”, “zanlıların konumu”, “koruma tedbirleri” ve “ yargılama yöntemi”ne ilişkin “istisnai” ceza yargılaması kuralları kabul edilmiştir [10] .

Örgütlü suçlarla mücadele açısından öngörülen “istisnai normlar”ın olağan yargılama normlarından farklı ve bu farkın da zanlının aleyhine olması doğaldır. Diğer bir deyişle, örgütlü suçun yapısal özellikleri ve sosyal yapı açısından tehlikesi göz önünde bulundurularak, zanlı için öngörülen adil yargılama kuralarını sınırlayan istisnai normlar kabul edilmesi, örgütlü suçla mücadele amacı uğruna, zanlının demokratik haklarının ihlal edilme tehlikesini de yaratır [11] . Bu durumu normal karşılamak gerekir. Çünkü taşıdığı özellikler itibariyle örgütlü suç daha ağır cezalandırılması gerekli olan ve suçun, suçluların meydana çıkarılması, takibinde araştırmalara ilişkin normal usul kurallarına göre farklı bir takım usul kurallarının uygulanmasını gerektiren bir suçtur [12] . Diğer yandan örgütlü suç ve yüksek derecede çürümeye bağlı suçlar, giderek güçlünün suçları halini almaktadır. Bunlar kanunların uygulanmasına kendilerine göre şekil verebilmekte ve kanunlara uyma şeklî hale gelmekte, böylece kanun önünde eşitlik de erozyona uğramaktadır [13] . Ayrıca, suçların işlenmesinde hızla gelişen teknolojinden yararlanılması ve bunun için organizasyonlar kurulması, sadece suçların önlenmesini değil, aynı zamanda işlenen suçların ortaya çıkarılıp kovuşturulmasını da zorlaştırmakta, bazen de imkansız kılmaktadır [14] . Gerçekten bu tür örgütlerin dışa kapalı yapısı, klasik ve çoğunlukla da açık olan tedbirlerle mücadele edilmesini imkansız kılmakta ve bu nedenle de ilgilinin önceden fark edemeyeceği gizli soruşturma tedbirlerine başvurma zorunluluğu kendisini göstermektedir [15] .

Böylece ceza hukukunda modern bir akım olarak ortaya çıkmış olan ve failin topluma kazandırılması için yürütülen çalışmalar, yerini “suçun önlenmesi için korkutma” görüşüne bırakmıştır [16] .

Biz bu kısa araştırmamızda örgütlü suç kavramını, tek ve çok failli suç kavramlarından hareketle, anlaşılabilir bir üslupla sunmaya çalışacağız. Ancak örgütlü suç tiplerinin ayrıntılı incelemesine girmeyeceğiz.

II-KISA TARİHÇE

Hukuk dalları içinde en kıdemlisi ceza hukukudur. Tarihte ilk yasama faaliyetleri cezalandırmakla işe başlamış, insanlar tarafından hazırlanmış olan ilk kanunlar cezaya ilişkin veya ceza yaptırımlarını içeren kanunlar olmuştur. Sümer, Asur ve Babil’in Hammurabi kanunları gibi ceza hukukunun tarihi medeniyet tarihi ile paraleldir. [17] Değişik görüntüler altında da olsa tarihin hemen her döneminde örgütlü suçlara rastlamak mümkündür. Uygulama alanı olarak seçilen bazı küçük ülkelerde amaçlarına ulaşmış, uygulayıcı olan bazı ülkeleri cesaretlendirmiş, böylece örgütlü suç alanı gittikçe genişlemiştir.

Tarihin tespit edilebilen en eski kanunlarından olan Hammurabi Kanununda örgütlü bir suç türü olan eşkıyalık suçu ilgili hüküm mevcuttur. [18] Eski Japon hukukunda İmparator aleyhinde gizili ittifak teşkili ve taarruz icrası affı kabil olmayan ağır suçlardandı. [19]

Eski Yunan’da Cumhuriyet rejimi yerine krallık tesisi teşebbüsü, ölüm ve failin evinin tahrip edilmesini gerektiren ağır bir suç sayılmıştı. [20] Aynı şekilde dinden çıkma (ilhad) da ölüm cezasıyla karşılanırdı. [21] Eski Mısır, İbrani, Hint, İran ve Çin’de devlete ve dine karşı fiiller siyasi suç olarak kabul ediliyor ve ağır cezalar veriliyordu. [22]

Adı bilinen en eski örgüt olan Sicariiler ise M.Ö. 73-66 yıllarında Romalılara karşı mücadele eden ve geri kalmış bölgelerin erkeklerinden oluşmuş bir terörist guruptur. İnsanların kalabalık olduğu yerlerde ve zamanlarda elbiselerinin altında sakladıkları kısa kılıçlarla arkadan saldırıp kalabalığa karışarak kaybolan militanlar, aynı zamanda Ananias rahiplerinin manastırlarını, Herodes Sülalesinin saraylarını tahrip etmişler, borçlarının tahsilini önlemek için tefecilerin senetlerini ve devlet arşivlerini ortadan kaldırmış, buğday ambarlarını yakmış ve Kudüs’ün su yollarını yıkmışlar, planlı terör taktikleriyle halkı dehşete düşürmüşlerdir. [23] Roma’nın Cumhuriyet dönemi sonlarından itibaren Societas Delinquantium (suç örgütleri) toplum düzenini bozucu nitelikte bir kavram olarak kabul edilmişti. Digesta’da İllicitium Collegium (yasadışı birleşmeler) cezalandırılmaktaydı. Silahlı çetenin varlığı için faillerin 10 kişiden fazla olması gerekiyordu. [24] Yığını sürükleyenlere göre katılıp bunun etkisi altında kalanlar daha hafif cezalandırılıyordu. [25]

Ortaçağda Conventicole adı verilen çeteler mevcuttu. [26] Nizam (kamu düzeni) ve asayişin ihlalini mucip ayaklanmalar, devlete karşı işlenmiş suç olarak mülahaza edilmişti. [27]

Roma’da milli dinin ilahlarına inanmamak veya bu dini terk ederek başka bir dini kabul etmek, gerek Hıristiyanlığın kabulünden önce gerek sonra Devlete karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmişti. [28] Zındıklık (heresie) ve imansızlık (mecreantise) ölüm cezasını gerektiren suçlar idi. [29]

XI-XIII. Yy. da Ortadoğu’da kendilerini baskı altında tutan Selçuklulara karşı dini bağımsızlıklarını ve yaşam tarzlarını terör eylemleri ile sürdürmek amacıyla Hasan Sabbah’ın lideri olduğu Haşşaşinler örgütü, gizli, disiplinli küçük bir gurubun yürüteceği uzun vadeli terör kampanyasıyla bu amaçlarına ulaşmak istemişlerdir. [30]

Cermen hukukunda örgütlü suçların başında çete reisleri bulunmakta, bunun dışında suçun işlenişine iştirak eden diğer ortaklar yardımda bulunanlar olarak nitelendirilmekteydi. [31]

Osmanlıda dağlarda yer tutan ve çıkar elde etmek için zenginleri haraca bağlayan, kendilerine istedikleri yardımı yapmayanların çiftliklerini basıp soyan ve yakan efeler, mafya tipi suç örgütlerinin tam örneklerini oluşturur. [32] 1858 tarihli Ceza Kanununun 57. maddesine göre cemiyet-i şakavete (terör örgütüne) dahil bulunanlardan örgütün başı (reis-i eşkıya) ve fesat tahrikçileri idam, diğer üyeler suçlarının derecesine göre müebbet veya muvakkat kürek cezası alacaklardır.

Biz Osmanlı hukukundaki eşkıyalık, siyasi isyan sayılan bağy ve ridde suçlarını, birer örgütlü suç olmaları hasebiyle başka bir araştırmaya konu edindiğimizden burada bunlarla ilgili ayrıntılı bilgi verme gereğini duymadık.

III-KAVRAMLAR

A-Tek Failli Suç ve Suça İştirak Kavramları: Ceza kanunlarında öngörülen suç tipleri genellikle bir kişi (fail) tarafından müstakil olarak işlenebilir. Örneğin hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi mala karşı suçlar ile adam öldürme, müessir fiiller vb. gibi kişilere karşı işlenen suçlarda, kanunda öngörülen neticeyi meydana getirmeye elverişli icra hareketlerini bir kişi yapabilir. Bu tip suçlara tek failli suçlar denir. Bu suçların işlenmesini kolaylaştırmak veya işi tesadüfe bırakmamak (kesin netice almak) maksadıyla [33] suç işlemek üzere anlaşmış birden fazla kişinin nedensellik değeri taşıyan hareketi neticeyi meydana getirmişse, suça iştirakten (suç ortaklığından) söz etmek gerekir. [34] İştirakte işlenecek suçun somutlaştırılması gerekir. [35] Aralarında bir anlaşma olmadan suçluların yakın akraba veya aynı çevrede yaşama durumundan kaynaklanmış, ani bir kastla gelişen duruma göre oluşan ve iştirak iradesi bulunmayan suçlarda herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulması esastır. [36]

B-Çok Failli Suç Kavramı: Kanuni tanımda yer alan neticeyi meydana getirebilmek için birden fazla failin bulunması kanun tarafından açıkça öngörülmüş ise, burada tek kişi tarafından gerçekleştirilmesi söz konusu olmayan bağımsız bir suç kategorisi var demektir ki, [37] bu tip suçlara “iki taraflı suç” [38] “çok failli suç” [39] veya “suça zorunlu iştirak” [40] veyahut “toplu suçlar” [41] denir. [42] Çok failli suçun tek kişi tarafından işlenmesi mümkün değildir, aksi takdirde kanuni unsur gerçekleşmiş olmaz. [43] Örneğin zina suçunun işlenebilmesi için (ikisi de fail ve karşı cinsten olan) iki kişinin bulunması gereklidir. Bu iki kişiye iştirak kuralları uygulanmaz, ancak bunlara bilerek yer gösteren veya azmettiren kişinin iştirak kurallarına göre cezalandırılması mümkündür. [44] Çok failli suç, ceza kanununun özel hükümleri, suça iştirak ise genel hükümleri arasında düzenlenmiştir. Çok failli suçlar bağımsız hüküm, iştirak hükümleri ise genişletici niteliktedir (bu sebeple aslında suç tanımına girmeyen hareketlerin cezalandırılmasını sağlar). [45]

TCK m.128/1’de düzenlenen “Türkiye Devletini harp tehlikesine maruz kılacak şekilde hükümetin tasvibi olmaksızın asker toplama”, 127/1’de düzenlenen “Yabancı devletin Türkiye aleyhine harp açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı ile anlaşma” ve 129/1’de düzenlenen “Harp zamanında Türkiye Devleti zararına düşmanın askeri hareketlerini kolaylaştırmak veya Türkiye Devletinin askeri hareketlerine zarar vermek maksadıyla yabancıyla anlaşma” suçları, çok failli suçlardır. [46]

Kavgaya katılma ve rüşvet gibi suçlar da çok failli suçlardandır. Görevi ihmal tek failli suç olmasına rağmen TCK m.236’da yer alan memuriyeti toplu olarak terk suçunun oluşması için en az üç memurun anlaşarak veya alınmış bir karara uyarak göreve gelmemesi veya görev yerini terk etmesi veyahut da iş yavaşlatması gerekir, bu sebeple çok failli suçlardandır. [47] TCK m.254/3’te düzenlenmiş bulunan görev yerini işgal ederek görev yapılmasını engelleme suçu da çok failli suçlardandır. [48]

TCK m.237/1’e göre, aralarında evlenme yasağı bulunan kimselerin evlenmesi suçun yapısı gereği (zina gibi en az iki failin bulunması şart olduğundan) çok failli suçlardandır. [49]

Yine TCK m.304’te yer alan cezaevi idaresine karşı ayaklanma suçu da çok failli suçlardandır. Bu suçta aralarında önceden bir anlaşma mevcut olmasa da en az üç mahkum veya tutuklunun ayaklanması suçun oluşması için yeterlidir. Bu suça azmettirenler veya teşvik edenlerin bir de ayaklanmaya katılmaları durumunda haklarında maddede öngörülmüş bulunan cezanın üst sınırından hüküm kurulur. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri kanunu m.28’de düzenlenmiş bulunan kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma ve aynı kanunun 32. maddesinde düzenlenen böyle bir toplantıya katılmış bulananların yetkililerin ihtarına rağmen dağılmamaları da çok failli suçlardandır.

TCK m.403/1’deki uyuşturucu maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal etmek tek failli, 403/5’te düzenlenmiş bulunan “satmak” ise çok failli suçtur. [50] TCK m.468/2’de düzenlenmiş bulunan “…kadının rızasıyla çocuğunu düşürme” suçu çok failli suç olup aynı maddenin 1. fıkrasında yer alan tek failli suça göre daha hafif ceza öngörülmüştür. [51]

Çok failli suçlar, aynı amaca yönelmiş kişilerin işledikleri anlaşma suçları ve farklı gayeye yönelmiş birleşme suçları (örneğin: TCK m.212’deki rüşvet ve 464’teki kavga suçu) olmak üzere ikiye ayrılır. [52] Bunlardan anlaşma suçları netice bakımından ani, birleşme suçları ise mütemadi suçlardır. [53] Birleşme suçlarında birleşen faillerin henüz herhangi bir suç işlemeleri beklenmeksizin (örneğin, TCK m.313’deki cürüm teşekkülü) cezalandırılmaları söz konusu olur. [54] Birleşme suçlarında faillerin hepsi aynı ceza ile cezalandırılır, ancak karşılaşma suçlarında (örneğin TCK m.212, 213, 464) her bir fail farklı biçimde cezalandırılabilir. [55]

Çok failli veya örgütlü suçlara da azmettirme veya yardımda bulunma şeklinde iştirak etmek her zaman mümkündür. [56]

C-Gizli İttifak (Anlaşma, Komplo): Belirli bir veya birkaç suçu işlemek üzere iki veya daha çok kimsenin müzakere [57] ile aldıkları ve izhar ettikleri karardır. [58] Bu irade, neticeyi gerçekleştirebilecek derecede sıkı ve ciddi olmalıdır. [59]

Komplo, hukuk telakkilerine göre suç olmamalıdır. Yani suç işlemek üzere sadece anlaşmak, suça teşebbüs sayılmaz. Çünkü gizli ittifak (komplo) suç yolunda suç işleme kararının verilmesi aşamasıdır, bu sebeple icra hareketleri değil, henüz hazırlık hareketlerinin bile başlamamış bulunduğu aşamayı gösterir. Dolayısıyla kural olarak suç işlemeye karar vermek, cezalandırılabilen bir fiil olarak kabul edilemez. [60] Ancak kanunların hemen hepsi siyasi saikli komplo fiillerini müstakil suç olarak kabul etmişlerdir. [61]

İkisi de çok failli suç olmalarına, aynı maksatlarla teşekkül etmelerine ve aynı hukuki mahiyette olmalarına rağmen devletin güvenliğine karşı silahlı çete teşkili ile gizli anlaşma (ittifak) aynı şeyler değildir. İttifak teşkilinde fikrî, çete teşkilinde ise maddi birleşme söz konusudur. Elverişli vasıta ittifakta belli değil, çete teşkilinde ise silahtır. [62] İttifak ani, silahlı çete teşkili mütemadi suçlardır. [63] İttifak teşkili şekli bir suç olduğu için teşebbüs düşünülemez. [64] Örgütlenme organize olmayı (üyeler arasında iş bölümünü) gerektirir. Genellikle örgütün bir başı (lideri) vardır. Anlaşma halinde ise failler arasında işbölümü ve organize hareket olmaz. Örgüt kurmada belirsiz sayıda suç işlemek için bir araya gelmek, anlaşmada ise devlete karşı bazı (bir veya birkaç belirli) siyasi suçları işlemek üzere iradelerin birleşmesi söz konusu olur. Anlaşma, suçların işlenmesine ilişkin araçları da kapsamalıdır. Araçlar hedef suçu gerçekleştirmeye elverişli olmalıdır. Anlaşmada hedef suç işlenirse artık failler ittifak (komplo)dan dolayı değil, işledikleri suçtan iştirak hükümlerine göre cezalandırılırlar. [65] Halbuki örgüt kurma müstakil bir suç olup [66] , amaç suç işlenmiş olursa gerçek içtima hükümleri uygulanır. [67] Soyaslan’a göre fikri içtima hükümleri gereği ağır suçun cezası verilir. [68] İçel’e göre ise geçitli suça benzer bir durum söz konusu olduğu için yine icrasına başlanan amaç suçun cezası ile yetinilir. [69] Gözübüyük’e göre de amaç suçun icra hareketlerine başlanmış ise sadece amaç suçu cezası verilmez, çünkü bu durumda her iki suçu cezasının verileceğine dair kanunda bir hüküm yoktur. [70]

D-Örgütlü Suç Kavramı: Örgüt, her biri ayrı ayrı belirlenmemiş birden fazla (soyut sayıda) [71] cürüm işlemek üzere oluşturulan [72] suç ortaklığı (l’association) dır. [73] Teşekkül soyut birleşme olmayıp, yapısında hiyerarşiyi yani ast-üst ilişkisinin, emir komuta zincirinin hakim olduğu oluşumu ifade eder. [74] Örgütlü suç ise, birden fazla kişinin hiyerarşik düzeyde [75] disiplinli, sürekli [76] , kamu düzenini bozduğu varsayılan aynı amaca yönelik suçları işlemek için oluşturulan örgütün işlediği suç/ suçlardır. [77] Belirli hedeflere ulaşmak amacıyla ve suç işlemek üzere meydana getirilmiş bulunan örgütlerin mensubu olup da bu amaçlar doğrultusunda diğerleriyle beraber veya tek başına suç işleyen kişi örgütlenmiş suçludur. [78]

Çok failli suçlardan anlaşma suçlarının bir alt türü olan örgüt kurma suçu, özünde birden fazla iradenin uyuşması bulunan örgüt kurma fiilidir. Açıklanan iradelerin uyuşması ile müşterek bir irade ortaya çıkmış olmaktadır. [79] Faillerin iradelerinin birleşmesi anında suç tekemmül etmiş (netice gerçekleşmiş) olur. [80] Normalde çok failli suçlarda kanunda öngörülen neticeyi bir defa ihlal etmek yeterli iken, örgütlü suçta (örneğin cürüm teşekkülünde), sayısı birden fazla, soyut sayıda bir seri suçun işlenmesi amaçlandığından süreklilik vardır. [81] Suça iştirak belli somut bir veya birkaç suç için söz konusu olur, devamlı işbirliği aranmaz. [82] Yani belirli bir suçu işleyerek haksız çıkar sağlama halinde çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçu oluşmaz. [83] Halbuki örgütün varlığı, örgütlenme olgusunun bir süre devam etmesinde görülür. Dolayısıyla bu suçlar yapıları gereği mütemadi suçlardır. [84] Ayrıca teşekkülü (suç örgütünü) oluşturanlar arasında planlı ortaklık, eylemlerin paylaşılması gibi düzenli işbirliği veya yönetim bulunması şart olmasa bile, bu özellikler cürüm teşekkülüne hakim olan hususlardır. [85] Teşekkülü (suç örgütünü) herhangi bir insan topluluğu veya kalabalığından ayırt eden başlıca özellik bu devamlılıkta görülür. [86]

Yargıtay, örgütlü suçlar bakımından genel norm olan cürüm teşekkülü suçu [87] (TCK m.313) ile ilgili verdiği kararlarda, örgütün varlığı için bir organizasyon ve işbirliğini aramıştır. Karar özetle şöyledir:

Bu maddede gösterilen suçlardan birini yalnız bir defa işlemek için teşekkül oluşturmak, kanun koyucunun korumak istediği hukuki yararla bağdaşmaz. Kanunun amacı basit birleşme (iştirak) dışında kamu için tehlikeli olacak bir durumu cezalandırmaktır. Suçu adi iştirakten ayıran temadi (devamlılık) taaddüt (birden fazla olmak) istimrar (süreklilik) planlı ortaklık ve eylemi paylaşma unsurlarına ek olarak işlenen cürüm ve cürümlerin teşekkülün gereğinden olması icap eder. Bir çok kimseler şu ya da bu cürmü değil, bir çok cürümleri işlemek için teşkilatlanırsa o zaman bağımsız bir suç olan bu cürüm meydana gelir. [88]

Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçunun oluşumunda, gerek doktrinde gerekse uygulamada, örgütün birden çok cürüm işlemek için kurulması, süreklilik göstermesi, planlı bir ortaklık ve eylem paylaşımı içermesi gerekeceği öngörülmektedir. Majno’nun deyimiyle “cürüm mektebi” organizasyonu zorunludur. Buna karşılık tek bir cürüm işlemek amacıyla irade birliğinde olan süjelerin kasıt ve düşünce ortaklığında örgütlenmeleri, TCK’nın iştirak hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir.” [89]

Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak (örgüt kurmak: Forming societies with the purpose of commiting felonies) aslında amaçlanan suçların işlenmesi bakımından hazırlık hareketidir. [90] Ceza kanunlarında hazırlık hareketleri kural olarak cezalandırılmaz, [91] istisnaen toplum düzeni için tehlike oluşturan cürümlerin hazırlık hareketi, birkaç kişinin aynı amaçla ittifakı yahut cemiyet (örgüt) teşkili halinde bu nevi tehlikeli birleşmelerin amaçladıkları hedefe ulaşabilecek yeterlilik ve ciddiyette olması şartıyla cezalandırılabilir. [92] Amaç suçu işlemek üzere cürüm teşekkülünü kanun müstakil olarak cezalandırmış bulunduğundan gerek TCK m.313, gerekse m.168 bakımından amaç suçun icra hareketlerine başlanmış ise, faillere her iki suçtan da ceza vermek gerekir. [93]

Bir kişinin tek başına verdiği suç kararından dönmesi kolaydır, belli bir suçun işlenmesinde birden fazla kişinin iştirak iradesinin oluşması durumunda da, bu iradeden geri dönmek tek başına verilmiş suç kararına göre biraz zor olsa bile, yine de mümkündür. Teşekkül (örgüt) oluşturmakta ise suç işleme kararından dönülmesi, genellikle örgüte ihanet olarak kabul edildiğinden, bu karardan dönmek neredeyse imkansızdır. [94] Bu sebeple örgüt kurmak kamu düzeni bakımından tehlikeli, toplum bakımından heyecan (korku) ve endişe verici olduğundan böyle bir eylem suç olarak düzenlenmiştir. [95]

Suç örgütleri kuruluş anında suç işlemeyi amaç edinebilecekleri gibi, başlangıçta yasal bir amaçla kurulmuş bir örgüt, sonradan suç örgütüne dönüşebilir. Bazen oyun, eğlence veya bir yerleşim yerini güzelleştirmek amacıyla kurulmuş, ancak zamanla üyeler arasında dayanışma ve fikir birliği güçlenerek gençler arası çete, bazen de devletin silahlı güçleri veya devleti ele geçiren bir siyasi partinin üyeleri, muhalefeti veya devlete düşman saydıkları unsurları veya örgütleri sindirmek üzere hukuk dışı faaliyet icra ederek bir suç örgütüne dönüşebilirler. [96]

Örgütlü suçlarda TCK m.313 genel ve tali, [97] TCK m.256-257’de düzenlenmiş bulunan memur ve kurullara karşı şiddet veya tehditte bulunmak üzere teşekkül oluşturma veya mevcut teşekküle katılma suçu, [98] TCK m.403/10’da yer alan uyuşturucu madde imali, temini veya ticareti vb. için teşekkül oluşturma ise özel hükümlerdir. [99]

TCK m.313’e göre, TCK m.168’deki silahlı çete, 3713 sayılı TMK m.7’deki terör örgütü kurma, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun 26. maddesine göre kaçakçılık yapmak üzere teşekkül oluşturma [100] ve 4422 sayılı ÇASÖK m.1’de yer alan çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçları özel hükümlerdir. [101]

TCK 201a/son ve 201b/son maddeleri gereği göçmen veya işçi kaçakçılığı suçlarının örgütlü olarak işlenmesi ile TCK m.264 [102] ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12/3 maddesinde düzenlenmiş bulunan silah kaçakçılığı suçlarının örgütlü olarak işlenmesi, suçun ağırlatıcı sebebi olarak kabul edilmiştir.

E-Terör [103] ve Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Kavramı: Yukarıda bahsi geçen suç örgütü, işlemeyi amaçladığı suçları, cebir, [104] şiddet ve baskı aracını kullanarak, yani yıldırmayı hedefleyerek [105] işlemek üzere kurulmuşsa, [106] bu durumda işlenecek suçlardaki temel saike [107] göre ya terör örgütünden, ya da çıkar amaçlı suç örgütünden (mafya) bahsedilebilir. [108] Cürüm teşekkülü suçunun manevi unsuru genel kast, [109] terör ve mafya tipi örgüt kurma suçlarının manevi unsuru saik içermesi bakımından özel kasttır.

Örgütün yapısı ve örgüt içi yaptırım düzeni, sıradan bir cürüm teşekkülü ile terör örgütü veya mafyada aynı yoğunlukta olmaz. Örneğin terör örgütü içindeki baskı daha çok olup en küçük muhalefet bile hainlik olarak algılanabilir. [110] Terör ve çıkar amaçlı suç örgütlerinin işledikleri suçlarda yönetici (beyin) takımı mümkün mertebe gizlenmeye, eylemlerini zincirleme azmettirme şeklinde tetikçilere ve/ veya taşeronlara yaptırmaya çalışırlar. [111]

Örgütün öncelikli hedefi ülkenin yönetilmesi ile ilgili ise, yani siyasi saik içeriyorsa, bu takdirde terör örgütü vardır. [112] Siyasi saik [113] , devletin dış siyasi düzenine yani varlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne, başka devletlerle olan ilişkilerine karşı olabileceği gibi, iç siyasi düzenine yani siyasi rejimine, anayasal düzenine karşı olabilir. [114] Başka bir ifade ile terör eylemi, siyasi rejimi değiştirmek veya ülke topraklarından bir kısmını devlet egemenliği altından çıkararak üzerinde yeni bir egemen devlet tesis etmek veya mevcut başka bir devletin egemenliği altına sokmak şeklinde olabilir. [115] Birinci durumda yıkıcı (ideolojik), ikinci durumda ise bölücü (ayrılıkçı) terör örgütü mevcuttur demektir. [116]

Devletin şahsiyetine karşı suç işlemek üzere silahlı çete kurmak fiilini düzenleyen TCK m.168’de suçta siyasi saik mevcuttur [117] ve 3713 sayılı kanuna göre bu suç, mutlak terör suçlarındandır.

Örgütün öncelikli hedefi mali çıkar (para ve mal kazanma) saiki [118] ise ve amaçlanan suçların cebir unsurunu içermesi durumu varsa [119] , bu takdirde çıkar amaçlı suç örgütü (mafya tipi suç çetesi)nden bahsedilebilir. Çıkar amaçlı suç örgütü aynı zamanda siyasete, medyaya, kamu yönetimine ve adliyeye hukuka aykırı olarak etki yapmaya yönelik girişimlerde bulunur. [120] Ancak çıkar amaçlı suç örgütünün TCK m.313’te düzenlenen cürüm teşekkülünden farkı, bir kısım haksız menfaatleri yıldırma, korkutma veya sindirme gücünü kullanarak (suç işleyerek) için elde etmek amacıyla kurulmuş bulunmasıdır. [121] Yani çıkar amaçlı suç örgütü, cürüm teşekkülüne ilaveten eylemlerini cebir, şiddet ve tehditle yerine getirmek üzere oluşturulur ve yıldırmayı amaç edinir. [122]

Terör örgütü ile çıkar amaçlı suç örgütlerinin ayırt edilmesine yarayan en önemli kriter ise saiktir. Bu husus 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu Genel Gerekçesinde şöyle ifade edilmiştir: “İcralarında çok kere terör suçlarında olduğu gibi şiddet yani zor, tehdit, korkutma ve yıldırma yolu tutulan örgütlü suçlar özellikle manevi unsur ve yönelinmiş hedef, amaç itibariyle terör suçlarından ayrılmaktadır. Gerçekten (çıkar amaçlı) örgütlü suçlarda hedef terörde olduğu gibi yakın amaç olarak kamu düzenini ağır biçimde ihlal ile asıl amaçlara ulaşma yolunu açmaktan ibaret bulunmayıp, haksız menfaat, çıkar elde etmektir...”

Gerçi terör örgütünün ayakta kalabilmesi için gerekli finansmanı sağlamak üzere mali saikli (ekonomik, ticari) faaliyetleri olsa bile, bir terör örgütünün asıl hedefi ülkenin yönetilmesi ile ilgilidir, yani siyasi saik hep birinci plandadır. Aynı şekilde mafya tipi bir örgütün rahat çalışabilmesi veya yaşayabilmesi için kamu otoritelerinin himayesi onlar bakımından önemli olduğundan gerek seçim, gerekse atama yoluyla işbaşına gelen yüksek dereceli kamu görevlilerinin bu makama gelmesi için (bir nevi siyasi saikle) faaliyette bulunabilirler, bir kısım kamu görevlisini iğfal ederek bu kanunsuzlukların içine alıp suç ortakları haline getirebilir, siyaseti bile yönlendirmeye kalkışabilirler. [123] Ancak onlar bu faaliyetleri yine daha fazla para kazanmak veya ekonomik avantaj elde etmek için yapacaklarından birinci öncelikli hedefleri, hep mali saik olarak kalmaktadır. [124]

TCK m.313, 3713 SK m.1 ve 4422 SK m.1’e göre iki kişinin suç işlemek üzere ve devamlı surette bir araya gelmesiyle genel anlamda cürüm teşekkülü, terör veya çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçu oluşur. Suç örgütünün gerek üye sayısı, gerekse malzeme donanımı itibarıyla güdülen amacı gerçekleştirme açısından somut tehlike arz edip etmediği kanunla belirlenmemeli, hakimin takdirine bırakılmalıdır. [125] Örneğin sadece iki kişinin bir araya gelmesi, devletin ülke bütünlüğünü bozmaya matuf suçlar bakımından somut tehlike arz etmese de, ekonomik suçlar açısından tehlikeli olabilir. Örgütün silahlı olup olmaması, silahların cins, nitelik ve miktarı, somut tehlikenin tayininde dikkate alınmalıdır. [126]

IV-SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Örgütlü suçlar günümüzde bütün dünyayı etkileyen en önemli sorunlar arasında yer almakla birlikte, bugünkü kadar olmasa da tarihin her eski dönemlerinden beri var olagelmiştir.

Hukuki yapısı gereği çok failli suç olan örgütlü suçlar, devamlılık açısından ek bir unsur içermektedir.

Örgütlü suçlar da cebir unsurunu içermiyorsa genel hüküm olan cürüm teşekkülü, içeriyorsa özel hüküm olan terör veya çıkar amaçlı suç örgütü niteliğini kazanır. Bu iki suç tipi de saikine göre ayırt edilir. Cebir unsuru içeren suç örgütünün öncelikli amacı ülkenin yönetilmesi ile ilgili ise (siyasi saik) ortada terör örgütü var demektir. Bu siyasi saik de ülke topraklarından bir kısmının devlet egemenliği altından çıkarılmasını amaçlıyorsa bölücü, siyasi rejimi değiştirmek istiyorsa yıkıcı örgütten bahsedilir.

Cebir unsurunu potansiyel olarak içeren ve asıl amacı suç işleyerek kazanç sağlamak olan (mali saikli) örgütlere çıkar amaçlı suç örgütü denilir.

Toplum bakımından teşkil ettiği tehlike göz önünde tutularak suçlulukla mücadelede örgütlü suçlar (gerek cürüm teşekkülü, gerekse terör veya çıkar amaçlı suç örgütleri) önemli bir yer tutmaktadır.

Örgütlü suçlarla ilgili ayrıntılı düzenlemeler son yıllarda ya ceza kanunlarına eklenen maddelerle, ya da çıkarılan özel yasalarla düzenlenmektedir. Ülkemizde gerek terör, gerekse çıkar amaçlı suç örgütleriyle ilgili özel yasal düzenlemeler yapılmış, genel anlamdaki cürüm teşekkülü ise Türk Ceza Kanunu içindeki yerini korumuştur.

KAYNAKLAR

AKBULUT, İlhan, Gerekçeli Terörle Mücadele Kanunu ve Açıklaması, İst. 1993

ALPASLAN, Şükrü, Kriminoloji ve Hukuk Açısından Tedhişçilik, İst. 1983

ARSAL S. M. Umumi Hukuk Tarihi, İst. 1944

ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler-I, Ank. 2002

ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Uygulamalı Ceza Hukuku, Ank. 2003

BAYRAKTAR, Köksal, Siyasal Suç, İst.1982

CENTEL, N. Türk Ceza Hukukuna Giriş, İst.2001

CİHAN, Erol, Cebir Kullanma Cürmü, İst.1978

DARAGENLİ, V. Sonay, “Organize Suçluluk”, in: Ceza Hukuku Günleri 70. Yılında Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler, İst. 1998

DEMİRBAŞ, Timur, Kriminoloji, Ank.2001.

DEMİRBAŞ, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ank. 2002

DEMİRBAŞ-ERDEM, Ceza Hukuku Pratik Çalışmaları, Ank. 2001

DÖNMEZER, Sulhi, “Çetelerle Mücadele Amacıyla 4422 Sayılı Kanunla Kabul Edilen Koruma Tedbirleri”, Yargı Reformu 2000 Sempozyumu, İzmir, 2000

DÖNMEZER, Sulhi, “Organize Suçlulukla Mücadele”, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C:I,S:1, Kemal Oğuzman’a Armağan, İst. 2002

DÖNMEZER-ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, İst. 1994

DÖNMEZER-YENİSEY, Karşılaştırmalı Türk Ceza Kanunu ve 1997 Tasarısı Gerekçeler, İst.1998

DURKHEIM, Emile, Ceza Evriminin İki Kanunu (Çev: Hamide Topçuoğlu) Ank. 1966

ERDEM, M. Ruhan, Ceza Muhakemesinde Organize Suçlulukla Mücadelede Gizli Soruşturma Tedbirleri, Ank. 2001

EREM Faruk, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank.1984

EREM, Faruk, Adalet Psikolojisi, Ank. 1997

EREM-DANIŞMAN-ARTUK, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ank. 1997

EREM-TOROSLU, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank.1987

ERGİL, D. Türkiye’de Terör ve Şiddet, Ank.1980

ERMAN-ÖZEK, Ceza Hukuku Özel Bölüm Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İst. 1992

ERMAN-ÖZEK, Ceza Hukuku Özel Bölüm Kamu Selametine Karşı İşlenen Suçlar, İst.1995

GÖZÜBÜYÜK, A. Pulat, Türk Ceza Kanunu Şerhi, İst. T.y. 5. Bası

İÇEL, Kayıhan ve Ark. İçel Suç Teorisi, İst. 1999

İÇEL, Kayıhan, Suçları İçtimaı, İst. 1972

KOCASAKAL, Ümit, “Organize Suçluluğun Tanımı Özellikleri ve Kapsamı” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Kemal Oğuzman’a Armağan, C: I, S: 1, İst. 2002.

KUNTER-YENİSEY, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İst. 2000

KURT, Şahin, Uygulamada Terör Suçları ve İlgili Mevzuat, Ank. 1998

OKANDAN, R. Galip: “Romalıların Suç Telakki Ettikleri Fiiller ve Bunlara Terettüp Eyleyen Cezalar”, İHFM, Taner Armağanı, İst.1956, s.349.

ÖNDER Ayhan, Ceza Hukuku Dersleri, İst. 1992

ÖNDER Ayhan, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, İst.1994

ÖZBEK, V. Özer, Organize Suçlulukla Mücadelede Ön Alan Soruşturmaları, DEÜHFD, C:4, S:2, İzmir, 2002.

ÖZEK, Çetin, “Organize Suç”, Nurullah Kunter’e Armağan, İst. 1998.

ÖZEK, Çetin, Devletin Şahsiyetine Karşı İşlenen Cürümlerde Cezalandırılan Hazırlık Hareketleri, İHFM, C:XXIX, S:3, İst. 1963

ÖZEK, Çetin, Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhinde Cürümler, İst. 1967

ÖZEK Çetin, Devlet Başkanına Karşı Cürümler, İst. 1970

ÖZGENÇ, İzzet, Suça İştirakin Hukuki Esası ve Faillik, İst. 1996

ÖZGENÇ, İzzet, Uygulamalı Ceza Hukuku, İst. 1998.

ÖZGENÇ, İzzet, Ekonomik Çıkar Amacıyla İşlenen Suçlar, Ank. 2002

ÖZGENÇ-ŞAHİN, Uygulamalı Ceza Hukuku, Ank. 2001

ÖZTÜRK, Bahri, Yeni Yargıtay Kararları Işığında Delil Yasakları, Ank.1995

ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Ank. 2001

ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Ank. 2002

SANCAR, T. Yalçın, Çok Failli Suçlar, Ank.1998

SAVAŞ-MOLLAMAHMUTOĞLU, Türk Ceza Kanununun Yorumu, Ank. 1999

SEYDİŞEHRİ, Mahmut Esat, Tarih-i İlmi Hukuk, İst. 1331

SOKULLU-AKINCI, Füsun, “Organize Suçların Kriminolojik Yapısı ve Türkiye’deki Boyutları” in: Avrupa Birliğine Uyum Süreci Bağlamında Organize Suçlulukla Mücadele Paneli Bildirileri, İst.2002

SOYASLAN, Doğan, Kriminoloji, Ank.1996

SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ank. 1998

SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank. 2002

SOYASLAN, Doğan, Teşebbüs Suçu, Ank.1994

SÖZÜER Adem, Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Kavramı ve Özel Yargılama Önlemlerinin Türkiye’deki Boyutları, in: Avrupa Birliğine Uyum Süreci Bağlamında Organize Suçlulukla Mücadele Panel Bildirileri, İ.Ü. Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi, İst. 2002

ŞAHİN, Cumhur, Organize Suçlulukla Mücadele ve Tanığın Korunması, Yeni Türkiye Dergisi Yargı Reformu Özel Sayısı, Ank. Temmuz-Ağustos, 1996.

TOROSLU, Nevzat, Ceza Hukuku, Ank. 1994

TOSUN Öztekin, Suç Hukuku El Kitabı, İst.1982

TOSUN-YALVAÇ, Sumer Babil Assur Kanunları ve Ammi-Şaduqa Fermanı, Ank. 1975

YAYLA, Atilla, “Terörizm: Kavramsal Bir Çerçeve” AÜSBFD, C:XLV, S:1-4, Ank.1990

YEKEBAŞ, Vehbi, Suçun ve Suçlunun Taaddüdü ve Cürme İştirak, Ank. 1952

YÜCEL, Mustafa Tören, Organize Suç, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1998, S. 3.

ZAFER Hamide, Ceza Hukukunda Terörizm, İst. 1999

ZÖHRAP, Krikor, Hukuk-ı Ceza, İst. 1325



* D.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

[1] YÜCEL, Mustafa Tören, Organize Suç, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1998, S. 3, s.1016.

[2] ŞAHİN, Cumhur, “Organize Suçlulukla Mücadele ve Tanığın Korunması” Yeni Türkiye Dergisi Yargı Reformu Özel Sayısı, Ank. Temmuz-Ağustos, 1996, s.690.

[3] ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Ank. 2002, No.772

[4] KUNTER-YENİSEY, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İst. 2000, No.48.14.

[5] ÖZEK, Çetin, “Organize Suç”, Nurullah Kunter’e Armağan, İst. 1998, s.196.

[6] ÖZEK, s.195.

[7] ÖZEK, s.288.

[8] DÖNMEZER, Sulhi, “Çetelerle Mücadele Amacıyla 4422 Sayılı Kanunla Kabul Edilen Koruma Tedbirleri”, Yargı Reformu 2000 Sempozyumu, İzmir, 2000, s.537.

[9] ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, No.765

[10] ÖZEK, s.288.

[11] ÖZEK, s.289.

[12] DÖNMEZER, s.289.

[13] DÖNMEZER, s.544.

[14] ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, No.765

[15] ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, No.766

[16] KUNTER-YENİSEY, No.48.14.

[17] DÖNMEZER-ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, İst. 1994, I/13.

[18] Hammurabi Kanunu § 109: “Eğer eşkıya bir meyhanede birleşirler de, tacir kadın onları ceza görecekleri hükümdarın konağına sevk için tevkif etmezse, bizzat kadın idam ile cezalandırılır.” Kanun metni için bkz. SEYDİŞEHRİ, Mahmut Esat, Tarih-i İlmi Hukuk, İst. 1331, s.70, TOSUN-YALVAÇ, Sumer Babil Assur Kanunları ve Ammi-Şaduqa Fermanı, Ank. 1975, s.195.

[19] SEYDİŞEHRİ, s.107.

[20] ARSAL, S. Maksudi, Umumi Hukuk Tarihi, İst. 1944, s.126. Aristo, sitenin demokrasi ile yönetilmesi gerektiğini, vatandaşların siyasi haklara sahip bulunduğunu, bu sebeple despota katlanılamayacağını belirtirken, adeta siyasi suçlarda bir hukuka uygunluk sebebine işaret etmiştir. BAYRAKTAR, Köksal, Siyasal Suç, İst.1982, s.5-6

[21] DURKHEIM, Emile, Ceza Evriminin İki Kanunu (Çev: Hamide Topçuoğlu) Ank. 1966, s.12.

[22] BAYRAKTAR, s.1vd.

[23] ALPASLAN, Şükrü, Kriminoloji ve Hukuk Açısından Tedhişçilik, İst. 1983, s.21vd. Su bentlerinin tahribi, herkesin dava açarak takip edebileceği (kamuya yönelik) bir suç olarak kabul edilmişti. OKANDAN, R. Galip: “Romalıların Suç Telakki Ettikleri Fiiller ve Bunlara Terettüp Eyleyen Cezalar”, İHFM, Taner Armağanı, İst.1956, s.349.

[24] GÖZÜBÜYÜK, A. Pulat, Türk Ceza Kanunu Şerhi, İst. T.y. 5. Bası, II/369.

[25] Pozitivistlere göre yığını yönetenlerin isnat yeteneği tamdır, bunlar asli fail olarak cezalandırılmakla kalmamalı, ayrıca cezaları ağırlaştırılmalıdır. Yığının etkisinde kalanların ise isnat yetenekleri azaldığı için cezalarında indirim yapılmalıydı. DÖNMEZER-ERMAN, II/185-186, No:891, II/462, No:1218. Yığın, her yaş ve cinsiyetten, sosyal statüden, eğitim düzeyinden, zekadan insanların önceden herhangi bir vesile olmaksızın bir sözle veya tesadüfen bir araya gelmeleridir. Tanım ve geniş bilgi için bkz. DEMİRBAŞ, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ank. 2002, s.305. “Bir nifak durumunda baştan çıkarılmış yoksullar değil, elebaşılar ve akıl verenler cezalandırılmalıdır.” HOBBES, Thomas, Leviathan (Çev:Semih Lim) İst.2001, s.244.

[26] KOCASAKAL, Ümit, “Organize Suçluluğun Tanımı Özellikleri ve Kapsamı” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: I, S:1, Kemal Oğuzman’a Armağan, İst. 2002, s.130.

[27] OKANDAN, Romalıların Suç Telakki Ettikleri Fiiller, s.328

[28] OKANDAN, Romalıların Suç Telakki Ettikleri Fiiller, s.330

[29] DURKHEIM, s.14.

[30] YAYLA, Atilla, “Terörizm: Kavramsal Bir Çerçeve” AÜSBFD, C:XLV, S:1-4, Ank.1990, s.343, ZAFER, Hamide, Ceza Hukukunda Terörizm, İst. 1999, s.12-13.

[31] ÖZGENÇ, İzzet, Suça İştirakin Hukuki Esası ve Faillik, İst. 1996, s.25.

[32] DÖNMEZER, Sulhi, “Organize Suçlulukla Mücadele” Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C:I, S:1, Kemal Oğuzman’a Armağan, İst. 2002, s.4.

[33] Eğer birkaç kişi bir iş için güçlerini birleştirmişlerse, o işi kolayca ve yalnız birinin yapabileceğinden daha iyi başarırlar. O işin başarılması ihtimali, katılanların sayısı oranında artar. Birden fazla kişinin iştiraki ile işlenen suçlarda başarı ümidi daha fazla olduğundan bu çeşit suçlar, toplum için bir kişinin işlediği suçlardan daha tehlikelidir. EREM, Faruk, Adalet Psikolojisi, Ank. 1997, s.201.

[34] ÖZGENÇ, Suça İştirakin Hukuki Esası ve Faillik, s.19, ÖNDER, Ayhan, Ceza Hukuku Dersleri, İst. 1992, s.413, ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Emniyet Tedbirleri Hukuku, Ank. 2001, s.264

[35] ÖZGENÇ, İzzet, Uygulamalı Ceza Hukuku, İst. 1998, s.85.

[36] SOYASLAN, Doğan, Kriminoloji, Ank.1996, s.132.

[37] TOSUN, Öztekin, Suç Hukuku El Kitabı, İst. 1982, s.292-293.

[38] YEKEBAŞ, Vehbi, Suçun ve Suçlunun Taaddüdü ve Cürme İştirak, Ank. 1952, s.6.

[39] SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ank. 1998, s.511, 534-535.

[40] ÖNDER, Ceza Hukuku Dersleri, s.433-434, TOROSLU, Nevzat, Ceza Hukuku, Ank. 1994, s.191, ÖZGENÇ, İştirak, s.19, İÇEL, Kayıhan ve Ark. İçel Suç Teorisi, İst. 1999, s.372-373, ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler-I, Ank. 2002, s.800-801. “Bazı cürümler vardır ki teşekkülü tarif-i kanuniye nazaran taaddüd-ü mücrimine vabestedir. Mesela şekavet cemiyetleri (1858) Kanun-u Cezanın 57. maddesi, heyet-i fesadiyye 58. maddesi zeyli, zina 252. maddesi bu kabildendir. Sair ceraim şahs-ı vahid tarafından ika olunabilecek şeylerdendir. Bu ceraimde mücriminin taaddüdü ihtiyaridir. Ceraim-i azime bu veçhile kolaylıkla başa çıkarılır.” ZÖHRAP, Krikor, Hukuk-u Ceza, İst. 1325, s.233.

[41] EREM-DANIŞMAN-ARTUK, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ank. 1997, s.378. Toplu suç anlamına gelen “kolektif suç” kavramı için bkz. ÖZEK, Çetin, Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhinde Cürümler, İst. 1967, s.362, SANCAR, Türkan Yalçın, Çok Failli Suçlar, Ank. 1998, s.29vd.

[42] DÖNMEZER-ERMAN, II/437.

[43] ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Ceza Hukuku, s.264.

[44] TOSUN, s.293, HAFIZOĞULLARI, Zeki, Zina Cürümleri, İst.1983, s.71, TOROSLU, s.195.

[45] CENTEL, Nur, Türk Ceza Hukukuna Giriş, İst. 2001, s.416

[46] EREM, Faruk, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank. 1984, I/26, SANCAR, s.115. TCK m.127/1 ile 129/1’deki “anlaşma” ifadelerinden hareketle bu suçları, TCK m.171’de düzenlenmiş bulunan gizli ittifak suçu gibi kabul etmek de mümkündür.

[47] EREM, Özel, I/404, ERMAN-ÖZEK, Ceza Hukuku Özel Bölüm Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İst. 1992, s.192, SANCAR, s.176vd. ÖZGENÇ-ŞAHİN, Uygulamalı Ceza Hukuku, Ank. 2001, s.319-321, DEMİRBAŞ, s.408.

[48] ERMAN-ÖZEK, Kamu İdaresine Karşı Suçlar, s.311.

[49] SANCAR, s.133.

[50] SANCAR, s.115.

[51] SANCAR, s.116.

[52] DEMİRBAŞ-ERDEM, Ceza Hukuku Pratik Çalışmaları, Ank. 2001, s.180-181. Toroslu’ya göre çok failli suçlar, tek yanlı (aynı amaca yönelik), iki yanlı (çok karılılık) ve karşılıklı (kavga) çok failli suçlar olmak üzere üçe ayrılır. TOROSLU, s.191.

[53] DÖNMEZER-ERMAN, II/442-443, SANCAR, s.138, DEMİRBAŞ, Ceza Genel, s.410.

[54] DEMİRBAŞ, Ceza Genel, s.410.

[55] DEMİRBAŞ-ERDEM, s.181.

[56] ÖZGENÇ, İzzet, Ekonomik Çıkar Amacıyla İşlenen Suçlar, Ank. 2002, s.276.

[57] 1858 Osmanlı Ceza Kanunu m.58’e göre: Padişah veya hükümet aleyhine silahlı isyana teşvik veya isyan etmek üzere gizli ittifak (ittifak-ı hafi) teşkilini teklif eden, bu teklif kabul olunmamış ise 1-3 yıl hapis, en az iki kişi tarafından gizli ittifak teşkil edilmiş ise faillere muvakkat kalebentlik, ittifak konusu suçların hazırlık hareketlerine başlanmış (esbab-ı icraiyesini tehyie zımnında bazı ef’al ve tedabire teşebbüs olunmuş) ise müebbet kalebentlik cezası verilir. TCK’daki anlaşma suçlarında iradelerin birleşmesi gerekir. Bunun dışındaki hareketler, örneğin telkin, temas, hazırlık görüşmeleri suç değildir. EREM, Özel, I/27.

[58] Bu sebeple gizli ittifak suçu çok failli suçlardandır. GÖZÜBÜYÜK, II/384, KURT, Şahin, Uygulamada Terör Suçları ve İlgili Mevzuat, Ank. 1998, s.339.

[59] ÖZEK, Çetin, Devletin Şahsiyetine Karşı İşlenen Cürümlerde Cezalandırılan Hazırlık Hareketleri, İHFM, C:XXIX, S:3, İst. 1963, s.511, SAVAŞ-MOLLAMAHMUT-OĞLU, Türk Ceza Kanununun Yorumu, Ank. 1999, II/2006.

[60] İtalyan Ceza Kanunu cürüm için anlaşma eylemlerini “suç benzeri: quasi reato” olarak kabul edip emniyet tedbiri yaptırımı uygulanmasını öngörmüştür. Suç benzeri terimi kanunda suç olarak tanımlanan eylem gerçekleştirilmemiş olsa bile, gelecekte suçun işleneceğine dair kesin tehlike işaretleri bulunduğunu gösterecek biçimdeki fiillerdir. TCK m.127/1 ve 129/1 yabancı ile anlaşmayı suç olarak kabul etmiştir. SANCAR, s.123-124.

[61] YEKEBAŞ, s.6-7. Kanunun açıkça tasrih ettiği siyasi veya umumi kasıtlara muzaf cemiyet veya çete suretinde vuku bulacak teşekkül veya ittifak bizatihi suçtur. Bunlar dışında belirli suçlar için yapılacak anlaşmalar ve birleşmeler mülahaza mahiyetinde kaldıkça cürmiyet iktisap etmez. YEKEBAŞ, s.13.

[62] Sopa Anayasayı ihlal suçu bakımında elverişli araç olmasa da, Cumhurbaşkanına suikast suçu bakımında elverişli araç sayılır. ÖZEK, Devletin Şahsiyetine Karşı İşlenen Cürümlerde Cezalandırılan Hazırlık Hareketleri, s.514. silah TCK m.168’deki suç bakımından unsur, TCK m.313/3 bakımından ise ağırlatıcı sebeptir. GÖZÜBÜYÜK, II/371, SAVAŞ-MOLLAMAHMUTOĞLU, II/1998.

[63] GÖZÜBÜYÜK, II/371, DÖNMEZER-ERMAN, II/476, SANCAR, s.138. TCK m.313’te düzenlenmiş bulunan cürüm teşekkülü suçu da mütemadi suçlardandır. ÖNDER, Ayhan, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, İst.1994, s.426, ÖZGENÇ, Uygulamalı Ceza Hukuku, s.85.

[64] ÖZEK, Devletin Şahsiyetine Karşı İşlenen Cürümlerde Cezalandırılan Hazırlık Hareketleri, s.514-515.

[65] GÖZÜBÜYÜK, II/384, KURT, s.340, SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank. 2002, s.773.

[66] Henüz belirlenen amaçlar doğrultusunda herhangi bir suç işlenmemiş olsa bile cürüm teşekkülü, terör veya çıkar amaçlı suç örgütü kurma fiilleri (bu amaçlar doğrultusunda birleşme) cezalandırılır. ÖZGENÇ-ŞAHİN, s.25.

[67] ÖZEK, Siyasi İktidar Düzeni Aleyhine Cürümler, s.345, SAVAŞ-MOLLAMAHMUTOĞLU, II/1999, SANCAR, s.159, ÖZGENÇ, Uygulamalı Ceza Hukuku, s.85-86.

[68] Askeri Yargıtay da 24.04.1972 tarih ve 28/30 sayılı kararında amaç suçun icra hareketlerine başlanması halinde faillerin artık çete teşkilinden sorumlu olmayacaklarını belirtmiştir. SOYASLAN, Özel, s.766.

[69] İÇEL, Kayıhan, Suçları İçtimaı, İst. 1972, s.225. Örgüt oluşturmak amaç suç bakımından ağırlatıcı sebep olarak kabul edilmişse (örneğin TCK m.403/7 ve 1918 sayılı Kaçakçılık Kanunu, m.27) burada artık tipik bir mürekkep suç vardır. SANCAR, s.159.

[70] GÖZÜBÜYÜK, II/371.

[71] Belirli sayıda suçu işlemek ve bu suçları işledikten sonra dağılmak üzere oluşturulmuş suçlular topluluğu, suç örgütü olarak kabul edilemez. SOKULLU-AKINCI, Füsun, “Organize Suçların Kriminolojik Yapısı ve Türkiye’deki Boyutları” in: Avrupa Birliğine Uyum Süreci Bağlamında Organize Suçlulukla Mücadele Paneli Bildirileri, İst.2002, s.13.

[72] 1997 TCKT m.291 Gerekçesinde: “Saldırılara karşı kendilerini savunmak (meşru müdafaa haklarını kullanmak) için örgütlenme, bu suçu oluşturmaz.” ifadesi vardır. Madde gerekçesi için bkz. DÖNMEZER-YENİSEY, Karşılaştırmalı Türk Ceza Kanunu ve 1997 Tasarısı, Gerekçeler, İst. 1998, s.618. Hukuk devletinde meşru müdafaa hakkını kullanmak üzere örgütlenme nasıl gerçekleşir, bunu anlamak gerçekten güçtür. Aynı doğrultuda görüş için bkz. ÖZGENÇ, Ekonomik Çıkar Amacıyla İşlenen Suçlar, s.300

[73] YEKEBAŞ, s.6-7. Cürüm teşekkülü, soyut tehlike suçudur. ÖNDER, Özel, s.426. 1858 Osmanlı Ceza Kanunu m.63’e göre, “eşkıya ve haydut cemiyeti bir şirket suretinde…” ifadesi ile örgüt kastedilmektedir.

[74] ÖZGENÇ-ŞAHİN, s.464.

[75] Suç teşekkülündeki liderin müşterek fail olarak sorumlu tutulabilmesi için suçun işlenişine bulunduğu katkının sadece suçun planlanması olmayıp suçun icrası üzerinde de etkisinin olması gerekir. ÖZGENÇ, Suça İştirakin Hukuki Esası, s.274.

[76] Üyeler zaman içinde değişse bile örgütün devamlılığı esastır. SOKULLU-AKINCI, s.14-15. Uzun veya belirsiz bir süre işbölümü içinde kazanç sağlamak üzere oluşturulmuş birliktelikler suç örgütüdür. Ancak cürüm teşekkülü, çıkar amaçlı suç örgütüne göre daha kısa ömürlüdür. DEMİRBAŞ, Timur, Kriminoloji, Ank. 2001, s.291-292.

[77] ÖZEK, “Organize Suç”, s.195. Birleşmenin örgüt sayılması, uzunca bir süre için bir araya gelmiş olmalarıyla mümkündür. KUNTER-YENİSEY, (2000), s.834.

[78] Tanım için bkz. 1997 TCKT, m.45. Madde metni için bkz. DÖNMEZER-YENİSEY, s.736.

[79] SANCAR, s.137.

[80] ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Uygulamalı Ceza Hukuku, Ank. 2003, s.839.

[81] ÖNDER, Özel, s.426-429, SOYASLAN, Özel, s.515. Örgüt suçlarında anlaşma suçlarına ek olarak belirli bir şekilde hareket etmek üzere devamlı suretle birbirine bağlanmak, yani birlikte hareket etmek unsuru da bulunur. SANCAR, s.138. Yargıtay 8. CD. 15.11.2001 tarih ve 11826/16097 sayılı kararında: “Sanıklardan Ali’nin liderliğinde tam bir işbirliği ve organizasyon içinde sürekli olarak önceden sayı ve yeri belirlenmeyen hırsızlık ve gasp suçlarını işlemek ve haksız çıkar sağlamak amacıyla örgütlendikleri, bu amaçla 7 gün içinde beş ayrı hırsızlık ve gasp suçunu örgütlü olarak gerçekleştirdikleri… anlaşılmakla eylemlerinin TCK m.313 kapsamında değerlendirilmesi doğrudur.” demiştir. Kara metni için bkz. YKD, Mart 2002, s.489.

[82] ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Ank. 2001, s.639-642. İştirak halinde suçu işledikten sonra güvenlik güçlerine karşı toplu olarak direnmek de eylemi örgütlü suç haline getirmez. Osmanlı uygulaması ile ilgili ilginç bir örnek şöyledir: “...karye-i mezbure halkından 14 nefer kimesne avretleri ile mezbur Memi’yi ortaya alıp âlât-ı harb ile mezburu ve yanında olan Hasan nam hizmetkarı katledip badehü perakende olup sipahilerin evlerinde saklanıp talep olundukta avretleri ve hizmetkarı ve sair müteallikat alet-i harb ile karşı çıkıp ele vermediklerinden... ol bapta şer’ ile lazım geleni icra edip... 979” BOA 12 Numaralı Mühimme Defteri, Hüküm:1219.

[83] KUNTER-YENİSEY, s.833.

[84] ERMAN-ÖZEK, Kamu İdaresine Karşı Suçlar, s.320. Yargıtay 8. CD. 21.10.1981 tarih ve 4608/5410 sayılı kararında (YKD, 1981, 1610) “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak sürekli (mütemadi) suçlardandır…” şeklinde görüş bildirmişken, aynı daire 9.7.1998 tarih ve 8817/10786 sayılı kararında bu suçu mütemadi suç olarak kabul etmemiştir, bir çelişki sergilemiştir, ancak son kararı isabetli değildir. yani örgütlü suçlar mütemadi suçlardır. Aynı doğrultuda görüş için bkz. SOYASLAN, Özel, s.515, Aynı müellif, Kriminoloji, s.132, ÖZGENÇ, Ekonomik Çıkar Amacıyla İşlenen Suçlar, s.274, ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Uygulamalı Ceza Hukuku, s.839. İslam hukukçuları da örgütlü suçların mütemadi suç olduğunu söylemektedir. EBU ZEHRA, Muhammed, el-Cerime, Kahire, Ty. No:95.

[85] ÖNDER, Özel, s.427-429, SOYASLAN, Özel, s.515vd. ABD dahil Batı ülkelerinde organizasyondan (suç örgütünden) bahsedebilmek için gerekli kriterler arasında, fonksiyonel (her elemanın ne yapacağını ve kime karşı sorumlu olacağını bilmesi) veya coğrafi işbölümü, elemanlar arasında hiyerarşi (plan yapıp emir veren bir şef, bir beyin, ceza hukuku terimiyle bir azmettiren), örgüt içinde yazılı olmasa bile yaptırım düzeni (hiyerarşik yapının gereklerini yerine getirmeyen veya örgüte ihanet edenlerin cezalandırılması, örgüt mensupları arasında dayanışma), süreklilik (taşeron kullanmakla birlikte örgüt üyelerinin geçimi sürekli suç işleyerek sağlanır, örgütün üyelerinden bağımsız bir menfaati) vardır. ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK, Ceza Muhakemesi Hukuku, s.639-645, ÖZTÜRK, Bahri, Yeni Yargıtay Kararları Işığında Delil Yasakları, Ank.1995, s.53vd., ERDEM, M. Ruhan, Ceza Muhakemesinde Organize Suçlulukla Mücadelede Gizli Soruşturma Tedbirleri, Ank. 2001, s.34vd. DARAGENLİ, V. Sonay, “Organize Suçluluk”, in: Ceza Hukuku Günleri 70. Yılında Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler, İst. 1998, s.245vd.

[86] ERMAN-ÖZEK, Kamu İdaresine Karşı Suçlar, s.320.

[87] Bu suç ile ilgili geniş bilgi için bkz. EREM-TOROSLU, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank.1987, s.262vd, ÖNDER, Özel, s.285vd.

[88] 8. CD. 3.7.1986, 2763/4070, Karar metni için bkz. Yargıtay Kararları Dergisi, Aralık 1986, s.1835-1836.

[89] 8. CD. 11.7.1997, 9489/11420, akt. ÖZGENÇ, Ekonomik Çıkar Amacıyla İşlenen Suçlar, s.275.

[90] ÖNDER, Özel, s.426, SANCAR, s.148, ÖZGENÇ, Uygulamalı Ceza Hukuku, s.86, SÖZÜER, Adem, “Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Kavramı ve Özel Yargılama Önlemlerinin Türkiye’deki boyutları”, in: Avrupa Birliğine Uyum Süreci Bağlamında Organize Suçlulukla Mücadele Panel Bildirileri, İ.Ü. Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi, İst.2002, s.50. Gizli ittifak ve suç örgütü kurmak, suç yolunun (iter criminis) hazırlık hareketleri aşamasının başlamasından önce, suç fikrinin doğmasından sonraki suç işleme kararının verilmesi safhasını oluşturur. Suç işlemeye karar vermek gerek failin tek başına işlediği suçlarda, gerekse suça iştirak halinde ceza hukukunun ilgi alanı dışındaki safhadır.

[91] EREM-DANIŞMAN-ARTUK, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ank.1997, s.297. Bu suç tipleri hedef suçun teşebbüs hali değil, bağımsız suç tipleridir. ÖNDER, Ceza Hukuku Dersleri, s.391, SOYASLAN, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.249-250.

[92] ÖZEK, Siyasi İktidar Düzeni Aleyhinde Cürümler, s.344, AKBULUT, İlhan, Gerekçeli Terörle Mücadele Kanunu ve Açıklaması, İst. 1993, s.42, SOYASLAN, Ceza Genel, s.249-250.

[93] EREM-DANIŞMAN-ARTUK, s.301, İÇEL, s.225,229, SOYASLAN, Doğan, Teşebbüs Suçu, Ank.1994, s.196