ÖNLEME HAPSİ

Dr. Mustafa AVCI*

ABSTRACT

When saying imprisonment we recall a guilty who was judicated and condemned to be restricted his liberty. It is a question if the legal order can imprison someone to prevent the probable that were not occured yet but it is quite possible. Is it possible before the legal order? Does the government not have the duty of preventing the crimes, besides the right of punishment? What are the reasons, procedure, forms, authotorized agencies, legal characters of the preventive detention and how long it can last? We try to respond all these questions in this article.

KEY WORDS: Preventive Detention, Detention Without Trial, Arrest, Imprisonment.

1-GİRİŞ: Hukuk toplumunda yaşayan her birey, can ve mal güvenliği içinde yaşama hakkına sahiptir. İnsanın sahip olduğu yaşama hakkı soyut bir hak olmayıp güvenlik içinde bir yaşama hakkıdır. Bir başka ifadeyle insan içinde yaşadığı toplumda hayatına, vücut bütünlüğüne, meskenine, malvarlığına ve sahip olduğu diğer değerlere her türlü saldırıdan emin olarak yaşamak ister.

Bir suç işleneceği planından haberdar olan veya bir suçun işlendiğini öğrenen kolluk görevlileri, suçun işlenmesini önleyecek veya işlenmesine son verdirecek tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu görevlerini yerine getirmemeleri halinde haksızlık yapmış olurlar ve sorumlu tutulurlar. [1]

Suçluları cezalandırmaktan çok, suçun işlenmesini önlemek daha faydalıdır. [2] Esasen cezalandırma hakkı devlete suçun işlenmesinden önce önlenmesi görevini de yükler. [3]

İHAS m.5/c “...suç işlemesine mani olmak... zarureti inancını doğuran makul sebeplerin mevcudiyeti dolayısıyla yakalanması ve hapsi... dışında hiç kimse hürriyetinden mahrum edilemez.” ifadesiyle önleme hapsine temas etmektedir. [4]

1982 Türk AY m.26/2’de düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin suçların önlenmesi amacıyla kısıtlanmasından, m.34/2’de ise şehir (kamu) düzeninin bozulmasının önlenmesinden bahsedilmektedir.

PVSK m.2’de polisin emniyetle ilgili görevleri ikiye ayrılmış, “kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümlerine göre önünü almak.” şeklindeki ifade ile önleme kolluğundan bahsetmiştir. [5] Yine aynı kanunun 17/2. maddesinde “polis suçun işlenmesini önlemek için...” ifadesiyle önleme görevi vurgulanmıştır. Yine aynı kanunun Ek-4. maddesinde: “polis görevli bulunduğu mülki sınırlar içinde hizmet branşı


yeri ve zamanına bakılmaksızın suçu önlemek ile görevlidir.” ifadesiyle bu görevin önemi vurgulanmakta, Ek-7. maddesinde “önleyici ve koruyucu tedbirleri... almak üzere istihbarat toplar...” ifadesiyle de önleme amaçlı istihbarat toplama faaliyetinden bahsedilmektedir.

2803 sayılı Jandarma Teşkilât Görev ve Yetkileri Kanunu m.7/a’da jandarmanın mülki (idari) görevleri arasında “suçların işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak” da yer almaktadır. Jandarmanın bu görevini yerine getirirken suç işlemesi halinde idari görevleri sırasında işlenmiş suç sayılacağından memur yargılaması kanununa göre yargılanacakları Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında vurgulanmıştır. [6]

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m.11/A’ya göre: “Vali il sınırları içinde bulunan genel ve özel bütün kolluk teşkilatının amiridir. Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gerekli tedbirleri alır...” Aynı kanunun 9/D maddesine göre ise, “ilde çıkabilecek... olayların emrindeki kuvvetlerle önlenmesini mümkün görmedikleri veya önleyemedikleri ... (takdirde) yardım isterler.”

Kamu güvenliği ve düzeninin korunması için gerekli olan hallerde henüz bir suç işlenmemiş olsa bile, kolluk güçleri, idari (önleme) görevleri çerçevesinde kişi özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte tedbirler alabilir. [7]

Polisin suçu önleme görevi çerçevesinde başvurabileceği tedbirler önleme hapsinden ibaret değildir. Örneğin: Faaliyetten men (PVSK m.7, 11, 14, 19), belli kişilerin bazı yerlere girmesini engelleme (PVSK m.12), parmak izi ve fotoğraf alma (PVSK m.5), kimlik tespiti için zorla getirme, önleme dinlemesi (PVSK, Ek-m.7), önleme araması ve genel arama tarama faaliyetleri zikredilebilir. Ancak bunlardan en ağırı kişi özgürlüğüne müdahale teşkil eden önleme hapsi veya yakalaması olduğu için biz bu çalışmamızda önleme hapsi üzerinde duracağız. Polis orantılılık ilkesini gözeterek diğer tedbirlere başvurmalı, buna rağmen suçun veya tehlikenin önlenmesi mümkün olmuyorsa önleme hapsini de işletebilmelidir.

2-KAVRAM VE TARİHÇE

2.1.Tanım: Önleme hapsi (önleme yakalaması, preventive detention, [8] detention without trial, les mesures de prevention [9] ), suçun veya tehlikenin önlenmesi amacıyla kişi özgürlüğünün yetkililerce geçici olarak kısıtlanmasıdır. [10] 01.10.1998 tarihli Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği, m.4’te: “Yakalama: kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için iç denetim altına alınması gereken... kişinin gözaltına alma veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce hakim kararı olmaksızın özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması...” şeklindeki ifadesi önleme yakalaması yani önleme hapsini anlatmaktadır.

2.2.Tarihçe: Genel kabullere göre zindanlar binlerce yıldır mevcuttu, ancak hapis günümüzdeki fonksiyonuna sahip değildi. [11] Hapis aynı zamanda idari bir tedbir olarak da kullanıldığı için cezai manası uzun süre şüpheli kalmıştır. [12]

Eski Mısırda dilencilik, serserilik ve tembelliğin önlenmesi ve böylece suç kaynaklarının izalesi için her Mısırlı, eyalet memuruna her sene ismini, halini ve mal varlığını bildirmeye mecburdu. Doğru malumat vermeyenler ve namusu ihlal edici tarzda yaşayanlar idam edilirdi. [13]

Etilerde ceza hukukunun esas gayesi, kanun koyucunun suçun işlenmesini önlemek ve asayişi korumak arzusuydu. [14]

Eski Yunan’da halk masum bir vatandaşı gelecekte suç işleme ihtimali vardır diye hiç bir sebep göstermeden memleketten tart edebilirdi (Ostrakismus). [15]

Roma hukukunda önlemekle yükümlü oldukları suçları işleyen memurlar daha ağır cezalandırılıyorlardı. [16]

İbrani hukukunda önleme hapsinden de bahsedilmektedir. [17]

Aydınlanma Çağı ceza hukukçularından Lombroso’ya göre: Suçlular için önleyici araçlar koruyucu hekimliğin sağlığı korumasına (hıfzıssıhha) benzer. Her zaman suçun işlenmesinin önlenmesi cezalandırmadan çok daha iyidir. [18]

Pozitivistlere göre önleyici araçlar suçtan (anti-sosyal eylemlerden) önce gelen tedbirler ikiye ayrılır. Birincisi: Uzak ve dolaylı polis tedbirleri olup, suç sebeplerinin oluşmasının engellenmesidir. İkincisi ise, suç sebepleri oluştuktan sonra önlemeye yönelik doğrudan polis tedbirleri olup bunları yararı daha azdır. [19]

Hukuk tarihimiz bakımından Cumhuriyet öncesi uygulanan İslâm hukuku teorisinde, “Siyaset bir nokta-i nazara göre tazirden eamdır, tazir mutlaka bir cürüm mukabilinde tatbik edilir, siyaset ise bazen bir cürüm olmaksızın da tatbik edilebilir (önleme tedbirleri gibi).” [20]

Kur’an’da halkı kin ve düşmanlığa tahrik edenler (eracif neşredenler) ile mücadele edilmesi, suçlarının önlenmesi için gerekirse hapis, hatta sürgün edilmelerini emreden ayet vardır. (Ahzab, 33/60-61)

Hz. Peygamber de toplumu gemiye, suç işleyenleri bu gemiyi gafilce delmeye çalışanlara, suç oranının artışını geminin su alarak batmasına ve toplumun toptan helâk olmasına benzetmiş, suçlular ve suçlulukla mücadele edilmesi gereğini veciz bir üslupla anlatmıştır. [21] Yine Bedir Harbi, Batn-ı Nahle Seriyyesi ve Hudeybiye Antlaşması'nda düşmanların esir aldığı Müslümanlar kurtuluncaya kadar savaş esirleri tutulmuş, daha sonra karşılıklı olarak salıverilmiştir. [22] Aynı şekilde karşı cinse benzemeye çalışanların nefy (hapis ve sürgün) edilmesi, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için tedbirler alınması söz konusu olmuştur. [23]

Hz. Ömer’in uygulamasında kadınları tahrik eden yakışıklı bir gencin fitnenin önlenmesi amacıyla sürgün edilmesi, [24] cüzamlıların toplum içine çıkmalarının yasaklanması [25] ve halkın din duygularını rencide edenlerin hapis ve sürgün edilmesi örneklerini görürüz. [26]

Emeviler döneminde cüzamlılar için özel hastaneler yapıldığı ve toplumdan tecrit edildikleri, Selçuklularda ise hastanelere ek olarak sıracalılar tekkesinde tutuldukları söylenir. [27]

Bu örneklerden ve kendi dönemlerindeki problemlerden yola çıkan İslâm hukukçuları topluma verecekleri muhtemel zararları önlemek için fasık müftü, cahil tabip ve hilekâr tacirin hacir edileceğini, faaliyetleri bu surette önlenemezse hapsedileceklerini söylemişlerdir. [28] Suça eğilimli olan küçüklerin önleme hapsi ve eğitici güvenlik tedbirine konu olacakları, [29] eşkıyalık (hırabe) ve siyasi iktidar ve fonksiyonları aleyhine cürüm sayılan bağy suçunda örgüt mensuplarının henüz icra hareketlerine başlamış olmasalar bile uyarılmaları, hatta hapsedilmeleri gerektiği, [30] bunlar dışındaki suçların da (zina, kumar vb. suçlarda taraflar razı olsa bile) kolluk güçleri (muhtesip) tarafından önlenmesi gerektiği [31] hakların zayi olmamasını hatta kişinin kendine zarar vermemesini temin için önleme hapsine tabi tutulacakları belirtilmiştir. [32]

Osmanlı uygulamasında ihtiyaçlara göre önleme hapsi gerekçeleri çeşitlenmiştir. [33] Yukarıdaki örneklere ek olarak göçün önlenmesi [34] ve serserilerin hapsedilmesi uygulamaları [35] yanında karantinanın kurumsallaştığını görürüz. [36]

Ayrıca XVI. yy. sonlarında kardeş katli uygulamasının hemen hemen sona ermesini müteakip, [37] şehzadeler şimşirlik denilen kafese gönderiliyorlardı. [38] Şehzadeler orada oldukça sefil, sürekli ve şiddetli bir ölüm korkusu içinde, şehzadeden çok mahpus gibi yaşıyorlardı. [39]

Kafes hayatı yaşayanlar serbest hareket edemezler, ancak ileride muhtemelen idareye geçer düşüncesiyle yetersiz bir eğitime tabi tutulurlardı. [40] IV. Mehmed ölüp yerine II. Süleyman tahta davet edildiğinde güçlükle ikna edilebilmiş, idam edileceğini sanarak gelenlere: “İzalemiz emrolundu ise söyle iki rekat namaz kılayım, ondan sonra emri yerine getir. Sabavetimden beri kırk yıldır hapis çekerim, her gün ölmektense bir gün evvel ölmek yeğdir. Bir can için ne bu çektiğimiz korku!” demiştir. [41]

Aynı şekilde tahttan indirilen padişahlar da hapsediliyor, serbestçe gezmesine müsaade edilmiyordu. Örneğin V. Murat tahttan indirildikten sonra 27 yılını Çırağan Sarayı’nda mahpus olarak geçirdi. II. Abdülhamit azledilince Jön Türkler onun başkentte kalmasının çok tehlikeli olacağını düşünerek Selanik’e sürgüne gönderdiler, Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine esir düşeceğinden korkarak 1912 yılında Beylerbeyi Sarayı’na geri getirdiler. [42]

Hanedan mensuplarından bazılarının karşılıklı olarak rehin alınıp verilmesi tarih boyunca devletler arasında uygulanan bir sistem olmuştur. [43] Nizamülmülk’e göre devlet kendi güvenliğini sağlamak için komşu devletlerden bu tür rehinelere sahip olmalıdır. [44] Bu uygulama Selçuklu ve Osmanlıda da yer bulmuştur. [45] Kanımca devletin güvenliğinin sağlanması için komşulardan şehzadelerin rehin olarak alınması veya verilmesini kısmen önleme sebepli hürriyeti kısıtlayıcı tedbir olarak nitelendirmek mümkündür.

Önleme hapsi kolluk görevini gören yetkililerce yerine getiriliyordu. Aslında geleneksel kuvvetler ayrılığı ilkesine göre suçların önlenmesi yargı bölümüne ait bir görev olması gerekirken, kadının yönetme erki olmadığından onun adına ehli örften olan Subaşı, bu görevi onun adına yapıyordu. Suç işleyenleri takip edip yakalamak, kovuşturmak ve kadının suçlu bulup mahkum ettiği kimsenin cezasını infaz etmek yanında suçları önlemekle de görevli olan Subaşı, şüpheli kimseleri ancak yakalayabilir, ancak kadı hükmü (marifeti) olmadan kimseyi cezalandıramazdı. [46]

3-İÇERİĞİ, HUKUKİ NİTELİĞİ VE SÜRESİ

3.1. İçeriği: 1982 AY m.19’a göre; kişi güvenliği ilkesi esastır. Bu ilke gereğince, “...kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması, bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi, toplum için tehlike teşkil edecek bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir kurumda tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirlerin yerine getirilmesi... halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” [47] İHAS m.5/1’e göre kişi güvenliğinin ihlali sayılmayan yani kişinin özgürlüğüne müdahalenin caiz olduğu haller şunlardır; a)... b)Usulüne uygun olarak verilmiş bir mahkeme kararı veya bir hukuki yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak, c)Önleme hapsi, yakalama ve tutuklama (kişinin suç işlediğine ve kaçacağına dair makul şüphe varsa) d)Küçüğün eğitiminin izlenmesi veya yetkili makamların önüne çıkarılması için. [48]

Kişisel özgürlüğe (şahsi hürriyete) müdahale ya hukuka aykırı ya da uygun olur. Hukuka aykırı müdahale TCK m.179’da düzenlenmiş bulunan hürriyeti tahdit, (fail memur olursa; m.181 memurun hürriyeti tahdidi suçu, cezaevi görevlisi olur ve ilam veya tutuklama müzekkeresini görmeden cezaevine kabul ederse m.184 kanunsuz hapis, kanunsuz hapsedildiği anlaşılan kimseyi salıvermezse m.185 görevi ihmal, mağdur küçük veya çocuk olursa m.182 küçüğün kaçırılması veya alıkonulması suçları oluşur) şehvet saikiyle işlenirse m.429 kız veya kadın kaçırma, mali saikle işlenirse m.499 adam kaldırma suçlarını oluşturur.

Hukuka uygun müdahale ise suçun işlenmesinden önce, yargılama sırasında, hükümden ve infazdan sonra olmak üzere tasnif edilebilir.

Suçun işlenmesinden önce müdahale, suçun hazırlık hareketleri safhasında veya icra hareketleri başlamış, ancak henüz netice gerçekleşmemiş olduğu aşamada yani suçüstü halinde müdahale olarak ikiye ayrılır.

Suçun hazırlık hareketleri safhasındaki müdahaleye önleme hapsi veya yakalaması, icra hareketleri sırasındaki müdahaleye ise cebir ve tazyikle suçun önlenmesi denir. (İhmali suçlarda icra hareketlerinin bölünmesi ve suça iştirak düşünülmese de, hapsen tazyikle ihmal edilen hareketin icra ettirilmesi mümkündür.)

Yargılama safhasındaki müdahale, şüphelinin yakalanması, gözaltına alınması, tutma (1999 CMUK Tasarısının 116/5 maddesine göre: “Şüpheli, sanık ve avukatları, savunmalarını hazırlamak üzere süre isteminde bulunduklarında, tutuklama kararı verilemez. Bu halde şüpheli veya sanığın beş günü aşmayacak bir süre ile tutulmasına karar verilebilir...” [49] ), adli kontrol, (1999 CMUK Tasarısı, m.108vd. da yer alan) tutuklama, gözlem (müşahede) altına alma gibi koruma tedbirlerini anlatır.

Bir kimsenin suçluluğu tespit edilmiş ve ona hapis cezası verilmişse müebbet veya muvakkat hapis cezası uygulanır. Ceza sorumluluğu mevcut olmadığı için veya ek olarak hürriyeti bağlayıcı güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa bu yaptırımlar da infaz edilir.

İnfazı tamamlanmış bulunan hükümlünün, mükerrirliğinin önlenmesi amacıyla genel güvenlik gözetimi veya görevli diğer elemanlarca (denetimli serbestlikte olduğu gibi) gözetim altında tutulması mümkündür.

Önleme hapsi, adli yakalama, tutuklama veya hapis cezası gibi kişi özgürlüğü üzerinde etkileri olan bir tedbirdir. Örneğin önleme hapsine tabi tutulan kişi de, istediği gibi hareket, ailesini ve arkadaşlarını ziyaret etme gibi bir kısım haklardan yoksun kalır. Orantılılık ilkesine göre tehlike, kişinin özgürlüğünü kısıtlamadan önlenebiliyorsa, önleme hapsine başvurmak haksızlık olur. Başkasını kullanarak halkı tehlikeye düşürecek kişiler (bir nevi dolaylı failler) ile kullanılan kişiler de önleme hapsine tabi tutulabilir. [50]

3.2. Hukuki Niteliği: Önleme hapsi idari tedbirler (kolluk tedbirlerin)den biridir. [51] İşlenmiş bir suç sebebiyle uygulanan ve yaptırım sayılan güvenlik tedbirleri ile isim benzerliğinden dolayı karıştırılsa da, henüz suç işlenmeden ve yargısal bir organ tarafından değil de idari bir organ ve onun idari tasarrufları dahilinde verildiği, yargısal usulle değil, idari usullerle uygulandığı için birbirinden farklıdır. [52] Kolluğun görevi sosyal düzeni bozacak fiilleri önlemekten ibarettir, [53] bu bakımdan kolluk hukuku ceza hukukundan ayrılır. Ceza hukukunun üstün amacı hukuka aykırı fiillerin tenkîli olduğu halde, kolluk kurallarının amacı aynı fiillerin önlenmesi ve/veya devamının engellenmesidir. Önleme hapsi ilgilinin suç işlemesini önleme için zorunlu olduğunu gösteren makul sebepler varsa hukuka uygun olabilir. (İHAS m.5/1-c) [54]

Kolluk hukuku kişi özgürlüğünü sınırlayıcı bir takım kurallar koyar ve bunların ihlalini suç sayabilir, kendisi bizzat ihlali ortadan kaldırabilir. [55] Tehlike suçları ile tehlike halini ayırmaya yarayan ölçüt; hareketin kastla işlenip işlenmemesidir, yani tehlike hali kişinin taksiri ile tehlikeli olması ihtimalidir denilebilir. [56] Örneğin bilinçli bir şekilde tehlikeli araç kullanmayı suç olarak düzenleyebilir ve failini cezalandırabiliriz. [57] Ancak taksirle hareket ettiği takdirde ve başkasına zarar vermesi halinde cezalandırmak mümkün olur. Karantina uygulamasındaki durum farklıdır. Kişi başkasına hastalık bulaştırmak istemese, hatta bulaşıcı hasta örneğin HİV virüsü taşıyan kimse durumunu bilmese bile karantina uygulamasına konu olabilir.

Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m.4/4’e göre: “Muhafaza altına alma: kanunun yetki verdiği hallerde yetkili merciin önüne çıkarılması gereken kişilerin ilgili kurumlara veya kişilere teslimine kadar sağlıklarına zarar vermeyecek şekilde ve zorunlu olduğu ölçüde özgürlüklerinin kısıtlanıp alıkonulmasını ifade eder.” Bu maddede bahsi geçen kurum önleme hapsidir. [58]

3.3. Süresi: Önleme hapsinin tehlikeli kişilerin toplumdan tecrit edilmesi güvenlik tedbirinde olduğu gibi müddetsiz hüküm şeklinde veya müebbet olarak hükmolunması gerekmez, tehlike halinin sona ermesine kadar devam etmeli ve her halde süre kısa tutulmalıdır. [59] Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m.16’ya göre: “Yakalanan kişi... yakalama sebebinin ortadan kalkması halinde kolluk kuvvetince derhal salıverilir.” Gözaltı süresini aşma söz konusu olacaksa hakim kararı alınmalıdır. [60]

3.4. Yetki: Önleme yakalaması genel kolluk (polis ve jandarma) tarafından anında ve resen yapılır. Özel kolluğun genel kolluğun gelmesine kadar yakalama yetkisi saklıdır. 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun kapsamında yer alan kuruluşlar bakımından da bir sorun yoktur. [61] Ancak bu kanun kapsamında yer almadığı halde sadece koruma ve gözetleme hizmeti yapmak üzere özel hukuk hükümlerinden yararlanmak suretiyle kurulan güvenlik şirketleri ve bazı kuruluşların bu şirketlerden güvenlik hizmeti satın alması söz konusudur. Mevcut yasal düzenlemeye göre şirketlerin güvenlik görevlisi olarak çalıştırdıkları elemanların üst, oto bagajı ve çanta arama, kimlik sorma, yakalama gibi özel kolluk yetkilerini kullanarak kişi özgürlüklerine müdahale yetkileri yoktur. Önleme türünden de olsa arama, elkoyma, kimlik sorma gibi yetkiler ancak genel kolluğa ve 2495 sayılı yasa kapsamındaki kişilere aittir. [62]

442 sayılı Köy Kanunu, m.36’ya göre muhtarın göreceği Devlet işleri şunlardır: “10-Köy civarında eşkıya görürse Hükümete haber vermek ve elinden gelirse tutturmak.”

11-Köylünün ırzına ve canına ve malına el uzatan ve Hükümet kanunlarını dinlemeyen kimseleri köy korucuları ve gönüllü korucularla yakalattırarak Hükümete göndermek,

14-İhzar ve tevkif müzekkereleri (bazı adamların kanun namına tutulmasını emreden mahkeme kağıdı) gösterildikte aranılan kimseleri kağıdı getirenlere tutturmak.” Bu kanun hükümlerine göre muhtarın köy korucuları veya köylüler aracılığıyla asayişi temin etmesi öngörülmüştür.

Meşru müdafaa olarak kişi özgürlüğünü kısıtlama hali suç oluşturmaz. [63] Bir suçun işlenmesini önlemeye, işlenmekte olan bir suçun devamına son vermeye herkes yetkilidir. [64] Bir suçun işlenmesini önlemek amacıyla şiddet ve tehdide başvurulması suç değildir. [65]

Önleme yakalaması için hakimden karar almaya gerek yoktur. Ancak 24 saat geçmiş ve yakalama sebepleri henüz sona ermemişse gözaltı halinin devamı için sulh hakiminden karar alınmalıdır. [66]

4-ÖNLEME HAPSİNİN ÇEŞİTLERİ

4.1. Kamu Düzeni, Sükûnu ve Genel Güvenlik İçin Önleme Hapsi: Polis tedbirleri ancak kamu yararının bunu zorunlu kıldığı hallerde uygulanabilir. Kanunun açıkça düzenlenmediği ve müsaade etmediği durumlarda kolluk kişi özgürlüklerini kısıtlayamaz. Örneğin bir grup genç, polis tarafından susmaya davet edilip de daha yüksek sesle şarkı söylemeye devam ederlerse, sükunun sağlanması amacıyla yakalanıp gözaltına alınabilirler. Bu gibi hallerde kolluğun bir kişinin özgürlüğünü kısıtlaması hem kamu düzeni ve güvenliği, hem de bu kişilerin kendi güvenliğini sağlama amacına yöneliktir. [67] Alman Polis Kanunu Tasarısı, m.13/2’ye göre: Hemen işlenmek üzere olan veya işlenmesine devam edilmekte bulunan bir suçun önlenmesi için kaçınılmaz ise kişinin özgürlüğü kısıtlanabilir. [68]

4.2. Kamu Sağlığı İçin Önleme Hapsi

4.2.1. Bulaşıcı hastalıklar sebebiyle karantina uygulaması: 24.04.1930 tarih ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, m.67, 73 ve 90’a göre, kolera, veba, lekeli humma vb. hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde şu tedbirler uygulanır; 1-Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşr ü tamim eylediği tetkikat-ı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz’ı (konulması) ... 7-Dahilinde sari (bulaşıcı) ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar sed (kapatılması) ve tahliyesi.

TCK m.263 “Kolera ve sair bulaşıcı hastalıklardan musâb ve vefiyât zuhur eden ev ve sair mahallerin kordon altına alınmasına dair hükümetçe verilen emirlere ve yapılan icraata fiilen mümanaat edenler hareketlerinin derecesine göre 1 aydan 1 seneye kadar hapsolunur.” Bu madde 1997 TCKT, m.256’da düzenlenmiştir. Kaynak kanunda yer almayan bu fiil suç olarak düzenlenecekse özel kanunlarda yer alması daha uygun olur. [69]

25.10.1983 tarih ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu m.9’a göre tabii afet ve tehlikeli salgın hastalıklar sebebiyle olağanüstü hal ilanında... şu tedbirler alınabilir; a)Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak, belirli yerleşim yerlerine giriş ve buralardan çıkışı sınırlamak, belli yerleşim yerlerini boşaltmak veya başka yere nakletmek... j)Kara, deniz ve hava trafik düzenine ilişkin tedbirleri almak, ulaştırma araçlarının bölgeye giriş ve çıkışlarını kayıtlamak veya yasaklamak. Aynı kanunun 11. maddesine göre m.9’a ek olarak sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak tedbiri de uygulanabilir.

1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu, m.3/d’ye göre, bazı suçlardan sabıkalı olanlarla sıkıyönetim bölgesinde belirli bir ikametgahı olmayanlar, genel güvenlik ve kamu düzeni bakımından zararlı faaliyette bulunduğu anlaşılan kişilerden gerekli görülenlerin bölge içinde yerleri değiştirilebilir, bölge dışına çıkarılabilirler. m.3/j’ye göre, kara, deniz ve hava trafik düzenine ilişkin tedbirleri almak, güvenlik amacıyla ulaştırma araçlarının bölgeye giriş ve çıkışlarını kayıtlamak veya yasaklamak, m.3/k’ya göre; sıkıyönetim bölgesine girmek veya bu bölgeden çıkmak isteyenler hakkında kayıtlar koymak, m.3/l’ye göre; sokağa çıkmayı kayıtlamak veya yasaklamak ve gerektiğinde sivil savunma tedbirlerinin tümünü veya bir kısmını aldırmak sıkıyönetim komutanının yetkisindedir.

Yukarıdaki yasa hükümlerinde 1982 tarihli T.C. Anayasasının 19/2 maddesine göre, kamu yararı gereği ve kanunla kişi özgürlüğünün sınırlanması söz konusudur. Yani bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için karantinaya başvurulması ve olağanüstü halin gerekli kıldığı durumlarda yetkili makamın emriyle sokağa çıkma yasağı konulması gibi. [70] Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5/b-1. maddesine göre, başkalarına hastalık bulaştıracak kişiler önleme yakalamasına tabi tutulabilir.

4.2.2. Kuduz Vakasında Önleme Hapsi: PVST m.24’e göre kuduz veya kuduz olduğundan şüphelenilen bir hayvan tarafından ısırılan, ya da kendilerinde kuduz belirtileri görülen kimseler en yakın sağlık kuruluşu ve belediyelere bildirilir, bu kişilerin toplumdan tecrit edilmesi ve sağlık kuruluşuna nakli sırasında polisin yardım etmesi de önleme amaçlı bir yakalamadır.

4.3. Toplum İçin Tehlike Oluşturanların Hapsi: Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği, m.5/a-7’ye göre: Halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkaracak derecede sarhoş olanlar, m.5/a-8’e göre, başkalarına saldırıya yeltenenlerin yakalanması önleme hapsidir. m.5/b-1’e göre, toplum için tehlike teşkil eden akıl hastası, uyuşturucu madde ve alkol tutkunu, serseriler de yakalanabilir.

4.3.1. Akıl Hastalarının Hapsi: Özel durumları itibarıyla tedavileri gereken veya toplum için tehlike teşkil eden akıl hastaları, tehlikenin önlenmesi amacıyla hapsedilebilir. PVST m.24/son’a göre: “Sevklerine lüzum görülen delilerin başkalarına saldırmaları ihtimali mevcut ise bu takdirde sevk işinden mesul olmamak ve yalnız saldırmaya mani olmak üzere sevk işi polis refakatinde yapılır.”

4.3.2. Uyuşturucu Tutkunları ve Alkoliklerin Hapsi: Uyuşturucu tutkunları ile aşırı derecede sarhoş olup halkın huzurunu bozacak veya rezalet çıkaracak kişiler, polis tarafından yakalanarak kontrol altına alınabilirler. [71] Uyuşturucu madde ile yakalanan bir serserinin (uyuşturucu tutkununun) tutulması, eylemine yüklenen kötü değer yargısı sebebiyle yaptırım değil, kendisine vereceği tehlikeden korunması içindir. [72]

4.3.3. Çocukların Hapsi: Bir küçük kendisi üzerinde gözetim yetkisine sahip bulunan kişiden kaçmışsa, o kişiye geri verilmek üzere polisin küçüğü koruma altına alması yetkisi vardır. “...henüz suç işlememiş olmakla beraber hayat tarzları ve temayülleri itibariyle tehlike arz eden yahut vahim bir itaatsizlikte bulunan küçüklerin adli yönden korunmaları...” (2253 sayılı kanun gerekçesi). 2253 SK m.14’e göre; “...beden, ruh ve ahlak gelişmeleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olan yahut ebeveynine karşı vahim bir itaatsizlikte bulunan küçükler hakkında... 10. maddede yazılı tedbirlerden biri uygulanır.” m.10/5’te ise; “Resmi veya özel bir hastaneye veya tedavi evine yahut eğitimi güç çocuklara mahsus kurumlara yerleştirme” tedbirinden bahsedilmektedir. PVST m.2/C’ye göre “Polis, sokaklarda dolaşan ve oturduğu yeri haber vermekten aciz bulunan kimseleri ve çocuklarla acizlerin kanuni mümessillerini tahkik ederek kendilerine tevdi eder. Kanuni mümessilleri bulunmadığı takdirde buluncaya kadar teşkilatı olan mahallerde içtimai muavenet müesseselerine veya mahalli belediyesine teslim eder.”

Alman Polis Kanunu Tasarısı m.13/3’e göre: Bakıp gözetme yetkisine sahip bulunan kişiden kaçmış bulunan küçüğü bu yetkili kişiye veya gençlik idaresine teslim etmek amacıyla göz altına almak mümkündür. İngiliz Adli Polis ve Delil Kanunu m.25/e’ye göre: Bir çocuğun veya kendini koruyamayacak durumdaki bir kişinin korunması için yeterli sebeplerin varlığı yakalamayı gerektiriyorsa göz altına alınabilir. [73]

4.3.4 Serserilerin Hapsi: Serseri hiçbir maişeti olmadığı ve çalışmaya gücü yettiği halde en az iki aydan beri kâr, kazanç veya sanatla meşgul olmayan ve bu süre zarfında iş bulmak için gerekli teşebbüslerde bulunduğunu ispatlayamayan, böylece şurada burada dolaşan kimsedir. [74] Suç ile dürüstlük arasında bir çizgide, adeta suçun bekleme salonunda bulunan serseriler de hayatın dış şartlarından dolayı serseriliğe düşmüş olan tesadüfi serseriler ve doğuştan serseriler olmak üzere ikiye ayrılır. [75] 2559 sayılı PVSK m.9/1-E’ye göre: “Serseri ve sabıkalılarda bulunan ve suç işlemeye yarayan her türlü vasıta(ya el koyabilir.) PVST m.2/D’ye göre: “Polis, şurada burada serseri gibi dolaşan ve kimsesiz oldukları tahakkuk eden çocukları ve çalışmağa kudreti olmayan acizleri "C" fıkrasında yazılı yerlere sevk ve teslim eder.”

Serseriliği muhakeme neticesi sabit olanların bayındırlık, belediye veya bir kamu kuruluşunda iki aydan dört aya kadar istihdamına, bu surette istihdamı mümkün olmayanların memleketine veya iş bulması mümkün olan münasip bir yere sevk edilmesine karar verilecektir. [76] Serseri ve dilencilerin boğaz tokluğuna veya yarı ücretle çalıştırılması hükmü ceza niteliğinde değildir, bu sebeple yaştan dolayı indirim yapılamaz. [77]

4.4. Aile bireyleri için tehlike teşkil edenlerin tutuklanması: 17.01.1998 tarih ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun m.1’e göre, koruma kararı veren sulh hukuk hakimi tarafından, tedbir kararında hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedileceği hususu kusurlu eşe (aile bireyine olmalı) ihtar olunur. Tedbir kararına aykırı davranma halinde şikayet dilekçesine gerek olmadan C. Savcısı tarafından kamu davası açılır, 3005 sayılı suçüstü yargılaması yapılır, fiil başka bir suç oluştursa bile tedbire muhalefetten dolayı ayrıca 3-6 ay hapis cezası verilebilir. Burada tedbire muhalefet halinde tutuklanacağı ihtarı ile özel bir tutuklama hali mi yaratılmak istenmiştir? [78] Yoksa tutuklama şartları oluşmadan veya şikayete tabi bir suç işlenmiş olup şikayet şartı gerçekleşmemiş olsa bile önleme hapsine başvurulacağı mı anlatılmak istenmiştir konusu düşünmeye değerdir. Bu ihtarın, tedbire muhalefet suçunun ön şartı olduğu da söylenmiştir. [79]

4.5. Bir Kişinin Kendi Hayat veya Vücut Bütünlüğüne Yönelik Tehlikesinin Önlenmesi Amacıyla Hapsedilmesi: Kişinin vücudu veya hayatı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması için gerekli ise, o kişinin özgürlüğünün de kısıtlanması mümkündür. [80] Örneğin yoğun trafik olan bir yolda sendeleyerek yürüyen bir sarhoşa rastlayan polis bu kişiyi karakola götürerek başkalarını tehlikeye sokmasını önleyebilir. Yine evine sarhoş olarak gelip eşini dövdükten sonra çocuğunu da öldüreceğini söyleyen kişi, polis tarafından karakola götürülerek sabaha kadar alıkonulabilir. Sabahleyin kendine gelen ve yaptığı işten utanç ve üzüntü duyduğunu söyleyen koca artık bir tehlike teşkil etmediği için serbest bırakılabilir. [81] Yolda hastalanıp bayılan bir kadını, polis karakola götürerek koruma altına alabilir. İntihar edecek kişilerin gözaltında tutulması da önleme yakalamasıdır. [82] Aynı şekilde kendisine karşı suç işlenecek kişiyi bu suçun mağduru olmaktan veya linç edilmekten korumak amacıyla gözaltında tutmak da önleme yakalamasıdır. [83] Alman Polis Kanunu Tasarısı m.13/1’e göre: “Kişinin vücudu veya hayatı bakımından mevcut bulunan bir tehlikeden korunması için gerekli ise özellikle irade özgürlüğü olmadığı veya yardıma muhtaç olduğu anlaşılıyorsa özgürlüğü kısıtlanabilir.”

4.6. Soruşturmayı Engelleyenlerin Hapsi: CMUK m.157’ye göre, olay yerinde suçluları aramak veya olayın aydınlatılması için gerekli tedbirleri almakla görevli memurun bu işlemlerin yapılmasını kasten ihlal eden veya tedbirlere aykırı davranan şahısları işlem sonuçlanıncaya, nihayet 24 saat kadar gözaltına alabilir. [84] Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5/a-4. maddesine göre; görev yaparken mukavemette bulunan veya görevinden alıkoymak maksadıyla kolluk kuvvetine zorla karşı koyan ve yakalanmadıkları takdirde hareketlerine devam etme ihtimali bulunan kişiler yakalanabilir ve bu yakalama önleme hapsi olur.

4.7. Sınırdışı Etmek Amacıyla Tutuklama: 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanuna göre; usulüne aykırı olarak ülkeye girmek isteyenleri ve haklarında sınır dışı edilme veya yabancı ülkeye iade edilmesi kararı verilenleri polis yakalayabilir. Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5/b-3. maddesine göre; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren veya hakkında sınır dışı etme veya geri verme kararı alınan kişiler de yakalanabilir.

4.8. Kimlik Tespiti İçin Hapis: Kimliğini ispat edemeyen kişinin kolluk tarafından karakola götürülmesi de önleme yakalamasıdır. PVSK, m.17’ye göre polis suç işlenmesini önlemek veya suçların faillerini ele geçirmek için kişilere kimliğini sorabilir. Burada kimlik sormak kişinin kimlik taşıyıp taşımadığını saptamak değil, davranışlarının kuşku uyandırması sebebiyle aranan kişilerden olup olmadığının tespitidir. Bu talep karşısında herkes resmi bir belgeyi göstererek kimliğini kanıtlamak zorundadır. Kimliği belirlenemeyen kişi, 24 saat gözaltında tutulabilir, bu süre zarfında kimliği araştırılır. [85]

6831 sayılı Orman Kanunu m.79’a göre: “Orman memurları... suç işleyenleri yakalamaya salahiyetlidir.” m.82/2’ye göre: “Hüviyeti tespit edilemeyen suçlular vakit geçirilmeksizin hüviyeti tespit edilebilecek en yakın köyün muhtar veya ihtiyar heyetine ve bunlarla da tespiti mümkün olmazsa en yakın zabıta merkezine götürülürler.”

Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5/b-4 maddesine göre; kimliğini bir belge ile veya kolluk kuvvetince tanınmış veya güvenilir kişilerin tanıklığı ile ispat edemeyenlerle gösterdikleri belgelerin doğruluğundan şüphe edilen kişileri aranan kişilerden olup olmadıkları anlaşılıncaya veya gerçek kimliği ortaya çıkıncaya kadar 24 saati geçmemek üzere yakalama, gözaltına alma veya muhafaza altına almaya kolluk güçleri yetkilidir.

4.9. İdari Mercilerin Emirlerinin Yerine Getirilmesi Amacıyla Yakalama: 1982 AY m.19’da belirtilen “...hangi tür yükümlülüklerin yakalamaya neden olacağı bu kurumun niteliğinden çıkarılmalıdır. Yakalama bir yaptırım değil, belli bir yaptırımın ya da sağlık veya güvenlik önleminin uygulanmasına olanak sağlayan bir kurum, kişinin el altında bulundurulması zorunlu durumlar için kaçınılmaz bir önlemdir. Şu halde ancak tanıklık görevi, askerlik görevi gibi mutlak olarak kişinin fiziki varlığını gerektiren yasal yükümlülükler söz konusu ise ilgilinin yakalanması yoluna gidilebilir...” [86] 2559 sayılı PVSK m.13/1-A ikinci cümleye göre: “(polis) ... kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için yakalanması gerekenleri... yakalar.” Örneğin: Polisin askerlik dairesinden gelen bakayaların yakalanması belgelerinin infazı gibi, adli mercilerden gelmeyen belgelere dayanarak yakalama yapması da önleme yakalamasıdır. Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5/a-5 maddesine göre, haklarında ... kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için yakalanması istenenlerin yakalanması da önleme hapsidir.

4.10. Zorunlu İkâmete Tabi Tutma: Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna göre, bir bölge yahut mahalle halkını evlerinde kapalı tutma, tutuklamadır. [87] 2559 sayılı PVSK Ek-m.3/B’ye göre: “Polis aşağıdaki hallerde gerekli görülen kişilerden, vatandaşlık durumu ile bu kanunun 17 nci maddesinde belirtilen kimlik tespiti yapılıncaya kadar, tespit edilmiş olan ikametgah veya iş adreslerinden ayrılmamalarını yazılı olarak isteyebilir.” 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu m.3/d mecburi ikamete veya sıkıyönetim bölgesi dışında ikamete tabu tutmaktan, 3/l ise sokağa çıkmayı kayıtlamak ve yasaklamaktan bahsetmektedir.

Buradaki özgürlük kısıtlamaları işlenmiş bir suç ile ilgili değildir. Önleme amacıyla kolluk tarafından gözaltına veya korumaya alınan kişi, sebep ortadan kalktığı anda geciktirilmeksizin serbest bırakılmalıdır. [88] 2559 sayılı PVSK m.13/son’a göre: “Yakalama sebepleri ortadan kalkanlar derhal serbest bırakılır.” Alman Polis Kanunu Tasarısı m.16/1’e göre gözaltı sebebi ortadan kalkar kalkmaz, m.16/2’ye göre ise özgürlük kısıtlamasının hukuka aykırı olduğu hakim kararıyla tespit edilmişse, m.16/3’e göre ise, diğer hallerde yakalamayı takip eden günün sona ermesine kadar özgürlük kısıtlamasına son verilir. [89]

5-SONUÇ

Toplumsal huzuru, kamu düzen ve güvenliğini sağlamak, bu düzeni ve barışı bozma potansiyeli taşıyan suçların cezalandırılması yanında mümkün olduğu ölçüde önlemekle elde edilebilir. Önleme hukuk kuralları içinde ve orantılılık ilkesi çerçevesinde yapılmalıdır. Hukuk düzenleri meşru müdafaaya izin vermesi ve bunu hukuka uygunluk sebebi sayması yanında suç işleyenleri herkesin yakalamasına yetki vermesi (CMUK m.127) gibi aynı zamanda önleme yetkisi de verilmelidir. Önleme hizmetinin özelleştiği çağdaş dünyada özel güvenlik şirketlerinin kurulması ve bunların önleyici kolluk yetkileriyle donatılmasını sağlayacak yasal düzenlemeler geciktirilmeden gerçekleştirilmelidir.

Kişi özgürlüğü bir tehlike veya suçun önlenmesi ya da koruma tedbirleri çerçevesinde sınırlandırılabilir. Suç öncesi tehlikeli hal, kolluğun önleme yetkisine giren bir konudur. Suç işlemiş birinin yeniden suç işleme tehlikesi CMUK’ta bir tutuklama sebebi olarak yer almadığı için [90] önleme yakalaması veya tutuklaması sebebi olabilir. [91]

Önleme yakalaması bir ceza değil, kamu yararına gelecek bir tehlikenin önlenmesi için alınan bir tedbirdir. Bu sebeple önleme hapsine tabi tutulanlara uygulanacak rejim, tutuklu ve hapis cezası mahkumlarından ayrı ve daha iyi olmalıdır. [92] Yine de kaçmasından korkulanlar bağlanır, mukavemet ederlerse zor kullanılarak mukavemetleri kırılır. [93]

Önleme hapsine konu olanların her türlü masrafı bütçeden karşılanır. [94]


SEÇİLMİŞ KAYNAKLAR

ALP, Sedat, Hitit Kanunları Hakkında, AÜDTCFD, C: V, S: 5, Ank. 1947.

ÂMİR, Abdülaziz, et-Ta’zir fi’ş-Şeriati’l-İslâmiyye, Mısır, 1969.

ARSAL, S. Maksudi, Umumi Hukuk Tarihi, İst. 1944.

ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank. 2000.

BECCARIA, M. Cesare, Suçlar ve Cezalar, (Çev. M. Göklü) İst. 1964.

BİLMEN, Ö. Nasuhi, Hukuku İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, İst. 1975.

CENTEL, Nur, “Mağdurun Korunmasında Yeni Bir Yaklaşım”, Sahir Erman’a Armağan, İst. 1999.

CİHAN-YENİSEY, Ceza Muhakemesi Hukuku, İst. 1997, 2000.

CORRADO, Michel Louis, “Punishment and the Wild Beast of Prey: the Problem of Preventive Detention”, The Journal of Criminal Law and Criminoloji, Northwestern University School of Law, Volume:86, Number: 3, 1996.

DERDİMAN, R. Cengiz, Polis Yönetimi ve Hukuku, Tokat, 1997.

DÖNMEZER-ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, İst. 1994.

DÖNMEZER-YENİSEY, Karşılaştırmalı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve 1999 Tasarısı Gerekçeler, İst. 1999.

DURKHEIM, Emile, Ceza Evriminin İki Kanunu (Çev: H. Topçuoğlu) Ank. 1966.

EBU GUDDE Hasan: Ahkâmu’s-Sicni ve Muâmeleti’s-Sücenâ fi’l-İslâm, Kuveyt, 1987.

ERMAN-ÖZEK, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İst. 1992.

GAZALİ, Ebu Hamid Muhammed, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, İst. 1985.

GÖLCÜKLÜ-GÖZÜBÜYÜK, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, Ank. 1996.

HAFIZOĞULLARI, Zeki, Emniyet Tedbirleri, ASBFD, C:46, S:3-4, Ank. 1991.

İBN ABİDİN, M. Emin, Reddü’l-Muhtar, İst. 1984.

İÇEL ve Ark. Yaptırım Teorisi, İst. 2000.

İÇEL-YENİSEY, Ceza Kanunları, İst. 1994.

KUNTER, Nurullah, Bugünün Ceza Hukukunda Emniyet Tedbirleri, İHFM, C:XII, S:4, İst. 1947.

KUNTER-YENİSEY, Ceza Muhakemesi Hukuku, İst. 2000.

MÂVERDÎ, Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed, Ahkâmu’s-Sultaniyye, Beyrut, 1990.

MİRAS, Kamil-Ahmet Naim, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi, Ank.1974

ÖZGENÇ-ŞAHİN, Uygulamalı Ceza Hukuku, Ank. 2001.

PRADEL, Jean, Histoire Des Doctrines Penales (Presses Univ. De France) Paris, 1991.

PRADEL, Jean, Çağdaş Sistemlerde Karşılaştırmalı Ceza Usulü (Çev: Sulhi Dönmezer) İst. 2001.

SARIYILDIZ, Gülden, “Karantina Meclisinin Kuruluşu ve Faaliyetleri”, Belleten, 58/222, 1994.

SCHUH, George, “Polis Tarafından Gözaltına Alınma”, Modern Adli Soruşturma ve İnsan Hakları Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Ank. 1996.

SEVİĞ, V. Raşit, Askeri Adalet, Ank. 1955.

SEYDİŞEHRİ, M. Esat, Tarih-i İlmi Hukuk, İst. 1331.

SOKULLU-AKINCI, Füsun, Polis Toplumsal Bir Kurum Olarak Gelişmesi Polis Alt-Kültürü ve İnsan Hakları, İst. 1990.

SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank. 1997.

SOYASLAN, Doğan, “Yakalama ve İfade Almada İnsan Hakları”, Modern Adli Soruşturma Yöntemleri ve İnsan Hakları Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Ank. 1996.

ŞAFAK, Ali, “Türkiye’de Özel Güvenlik Şirketi Kurma Girişimleri ve Yasal Durumu”, Polis Bilimleri Dergisi, C:2, S:7-8, Ank.2000, s.1-12.

TEZCAN-ERDEM, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, İzmir, 2000.

ÛDEH, Abdülkadir, et-Teşrîu’l-Cinâi’l-İslâmi, Beyrut, Ty.

UZUNÇARŞILI, İ. Hakkı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkilâtı, Ank. 1988.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar Özetleri, Ank. 1999.

ZEVKLİLER, Aydın, Medeni Hukuk, Ank. 1992.



* D.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

[1] ÖZGENÇ-ŞAHİN, Uygulamalı Ceza Hukuku, Ank. 2001, s.137.

[2] BECCARIA, M. Cesare, Suçlar ve Cezalar, (Çev. M. Göklü) İst. 1964, s.313. Kişi özgürlüğünü kısıtlama sebebi olarak, önleyici hapis, yani suç işleme tehlikesi olanların meşum faaliyetlerinin önüne geçmek için tutuklanması da zikredilmiştir. Bkz. BENTHAM, Jeremie, Cürmi Cezalar Nazariyesi, (Çev. M. Göklü) İst. 1964, s.365. İyi bir kanun koyucu suçları cezalandırmaktan çok onları önlemeyi tercih eder. PRADEL, Jean, Histoire Des Doctrines Penales, Paris, 1991, s.24vd.

[3] SEYDİŞEHRİ, M. Esat, Tarih-i İlmi Hukuk, İst. 1331, s.93. Suçu önleme ve suçluları cezalandırma hakkı ve yetkisi (meşru müdafaa ve suçüstü hali hariç) toplumdaki (raiyye) bireylerin değil, devletin yetkili organlarınındır. GAZALİ, Ebu Hamid Muhammed, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, İst. 1985, II/327. Filippo Gramatica’ya göre devletin yasanın öngördüğü düzeni gerçekleştirmek için cezalandırma hakkı değil, bireyi sosyalleştirme görevi vardır. bu sosyalleştirme ödevi, cezalar aracılığıyla değil, önleyici, eğitici ve tedavi edici toplumsal savunma önlemleri aracılığıyla yerine getirilecektir. Akt. ARTUK, M. Emin, Ceza Hukukuna Giriş, İst. 1983, s.48.

[4] Buradaki önleme amaçlı özgürlük kısıtlaması polis hukuku kapsamına girer. İÇEL-YENİSEY, Ceza Kanunları, İst. 1994, s.78. İngiliz Adli Polis ve Delil Kanunu m.24/3’e göre: suçlardan birini işlemeye yönelik plan ve işbirliği yapmak veya teşebbüs etmek yakalama sebeplerindendir. Metin için bkz. İÇEL-YENİSEY, Ceza Kanunları, s.141.

[5] 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu m.3/A-1’e göre: “Bir kimsenin can, mal ve ırzına saldırma ve tehditleri önlemek, saldıranları yakalamak...” bekçilerin görevleri arasında sayılmıştır. 2495 sayılı Bazı Kurumların Korunmasına Dair Kanun m.9/b’ye göre “özel güvenlik birimlerinin “görev alanları içinde işlenmiş veya işlenmekte olan suçları derhal genel kolluk kuvvetlerine bildirmekle beraber genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar sanıkları yakalamak ve gözaltına almak” yetkilerinden bahsetmektedir. Bu kanunun uygulanması ile ilgili yönetmeliğin 30/g maddesinde aynı hüküm tekrarlanmış, m.32/2’ye göre ise: “Yakalanan kişilerin kaçması, saldırı veya intihar etmesi tehlikesinin söz konusu olduğu durumlarda gerektiğinde bu kişiler uygun araç ve gereçlerle bağa alınabilirler.” 2495 sayılı kanunla ilgili geniş değerlendirme için bkz. ŞAFAK, Ali, “Türkiye’de Özel Güvenlik Şirketi Kurma Girişimleri ve Yasal Durumu”, Polis Bilimleri Dergisi, C: 2, S: 7-8, Ank.2000, s.1-12.

[6] “...2803 sayılı kanun ve bu kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan 17.12.1983 tarihli Jandarma Teşkilat görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin 15, 29, 30, 42 ve 45. maddeleri uyarınca kamu düzenine uygun olmayan eylemleri işlenmesinden önce kanun ve nizamlar çerçevesinde önlemek jandarmanın mülki (idari) görevine dahil bulunduğundan ve sanık hakkındaki soruşturmanın Memurların Yargılanması Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca yapılması gerektiğinden TCK m.240’tan mahkumiyetine dair karar öncelikle bu nedenle bozulmalıdır.” CGK, 29.02.1988 tarih, 1988/4-2 Esas, 70 Karar sayılı ilamı için bkz. İÇEL-YENİSEY, s.578-579.

[7] KUNTER-YENİSEY, s.634, No: 45.17, SOYASLAN, Doğan, Yakalama ve İfade Almada İnsan Hakları, Modern Adli Soruşturma Yöntemleri ve İnsan Hakları Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Ank. 1996, s.181. “Serserilerin suç işlemesine mani olmak için polis (in yetki) sahası içinde 26 Nisan 1325 tarihli Kanun uyarınca (yakalanması)...” SEVİĞ, Askeri Adalet, II/340.

[8] CORRADO, Michel Louis, Punishment and the Wild Beast of Prey: the Problem of Preventive Detention, The Journal of Criminal Law and Criminoloji, Northwestern University School of Law, Volume: 86, Number: 3, 1996, s.778-813.

[9] PRADEL, Histoire Des Doktrines Penales, s.79.

[10] CİHAN-YENİSEY, Ceza Muhakemesi Hukuku, İst. 1997, s.283.

[11] İÇEL ve Ark. Yaptırım Teorisi, İst. 2000, s.86.

[12] DURKHEIM, Emile, Ceza Evriminin İki Kanunu (Çev: H. Topçuoğlu) Ank. 1966, s.18.

[13] SEYDİŞEHRİ, Tarih-i İlmi Hukuk, s.48-49.

[14] ALP, Sedat, Hitit Kanunları Hakkında, AÜDTCFD, C: V, S: 5, Ank. 1947, s.4.

[15] ARSAL, S. Maksudi, Umumi Hukuk Tarihi, İst. 1944,  s.129.

[16] ERMAN, Sahir, “Ceza Tatbikat ve Takibatında Memur”, Siyasal Bilgiler Okulu Dergisi, C: II, S: 3-4, 1947, s.238.

[17] DURKHEIM, s.27.

[18] DÖNMEZER-ERMAN, I/72, No:111.

[19] Akt. DÖNMEZER-ERMAN, I/83, No:128.

[20] BİLMEN, Ö. Nasuhi, Hukuku İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kamusu, İst. 1975, III/330.

[21] Buhari, Şirket, 6, Tirmizi, Fiten, 12, İbn Hanbel, IV/268, MİRAS, Kamil-Ahmed Naim, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi, Ank. 1974, VII/433-434.

[22] HAMİDULLAH, Muhammed, İslâm’da Devlet İdaresi (Çev: K. Kuşçu) Ank. 1979, s.244, 418, ÖZEL, Ahmet, “Esir” DİA, XI/383.

[23] Bu tedbirlerin günümüzdeki karantina uygulamasına benzediğine dair görüş için bkz. MİRAS, XII/85.

[24] BİLMEN, III/330, MUMCU, Ahmet, Osmanlı Devletinde Siyaseten Katl, Ank. 1985, s.46.

[25] İBN ABİDİN, M. Emin, Reddü’l-Muhtār, İst. 1984, VI/364, ŞİRBİNİ, M. Hatib, Muğni’l-Muhtâc, Mısır, 1958, IV/120.

[26] ÂMİR, Abdülaziz, et-Ta’zîr fi’ş-Şerîati’l-İslâmiyye, Mısır, 1969, s.362.

[27] TERZİOĞLU, Aslan, “Bîmâristân” DİA, VI/163-177.

[28] BİLMEN, VII/272, MİRAS, VII/269, ATAR, Fahrettin, İslâm İcra ve İflâs Hukuku, İst. 1990, s.322.

[29] UDEH, Abdulkadir, et-Teşrîu’l-Cinâi’l-İslâmî, Beyrut, Ty. C: I, No:106.

[30] BİLMEN, III/413.

[31] Suçüstü halinde herkesin suçu önleme görevi vardır. MAVERDİ, Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed, Ahkâmu’s-Sultaniyye, Beyrut, 1990, s.406, UDEH, I, No:344.

[32] BİLMEN, IV/58.

[33] Galata kadısına hüküm ki: Südde-i Saadete suret-i sicil gönderip Galata haricinde merhum Sultangir Camii mahallesi Meclis-i Şer’e gelip... avretler yaramazlık ile meşhur ... muvacehelerinde cemaat-i müslimin yaramazlardır deyü şahadet etmeğin hususan Balatlı Ayni yaramazlık ile meşhurdur ... evi satılıp mahalle-i mezburdan giderilmesini rica ederiz dedikleri ecilden buyurdum ki; hükm-i şerifim varıcak zikrolunan avretler ki cebr ile evlerin bey’ ettirip kendilerin şehr-i ahara sürüp ve küfür söyleyen yeniçeri avreti dahi tecdid-i iman ettirildikten sonra eri gelinceye (kadar) zindanda habs ettiresiz.” BOA 5 Numaralı Mühimme Defteri Hüküm No: 281.

[34] ÖZKAYA, Yücel, “Osmanlı İmparatorluğunda XVIII. Yy. da Göç Sorunu”, AÜDTCF, Tarih Araştırmaları Dergisi, C: XIV, S: 25, Ank. 1982, s.174-175.

[35] SEVİĞ, V. Raşit, Askeri Adalet, Ank. 1955, II/340. “Midilli Kaymakamına; gemici Yorki, Ayazma iskelesinde Süleyman Ağanın sefinesine girip ambarda akçe sandığını şikest eder iken ahzu girift olunarak bab-ı zaptiyeye bil-irsal mersum serseri makulesinden olup yedinde tezkeresi dahi olmadığına mebni birkaç mahdan beri habs ve tevkif kılındığı ve kendisi namına vakıasını mukırr ve muterif olduğu halde memleketi canibine tard ve ref kılınmasını istirham eylemekte bulunduğu beyanıyla... keyfiyet Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyeye lede’l-havale mersum Yorki ağırca bir cünha ve töhmet ile tutulmamış ise de mazanne-i sû olup kendisinden emniyet olunamayacağından memleketi canibine tard ve ref kılınması ve ba’de ezin yine gemicilik ve saire ile Dersaadete getirilmeyip ol tarafta bir münasip hizmette istihdam olunması Meclis-i Vâlâ-yı mezkurede müzakere ve tensip kılınmış ve ol vecihle mersum ihtisap nezareti marifetiyle ol tarafa gönderilmiş olmakla fima ba’d gemicilik ve saire ile bu tarafa ayak basmamak üzere mersum da ol tarafta bir münasip hizmette istihdam ve tevfikiyle inha ve bu tarafa gelmemek üzere iktizası icrasıyla hususan himmet eylemeleri siyakında kaim. 24 Ş. 1262.” A. MKT. MVL. No: 2/67.

[36] Örnek olarak bkz. Kanuni Kanunnamesi, m.95 (metin için bkz. HEYD, Criminal Law, s.82), I. Ahmet Kanunnamesi, m.316 (metin için bkz. AKGÜNDÜZ, Osmanlı Kanunnameleri, VI/470) İhtisap Kanunu (metin için bkz. ERGİN, O. Nuri, Mecelle-i Umur-u Belediye, İst. 1922, I/418) ve 1882 yılında Ceza Kanunnamesine yapılan Ceraim-i Sıhhiye Kanun Layihası (geniş bilgi için bkz. SARIYILDIZ, Gülden, “Karantina Meclisinin Kuruluşu ve Faaliyetleri”, Belleten, 58/222, 1994, s.350-358). Osmanlıdaki miskinler tekkesi uygulaması için bkz. KAZICI, Ziya, Osmanlıda İhtisap Müessesesi, İst. 1987, s.220-221.

[37] Kardeş katlinin kalkması ile sarayın özel dairelerinde yaşanan bu hapis hayatının, başka bir katil şekli olarak değerlendirilmesi için bkz. MUMCU, Siyaseten Katl, s.201.

[38] Hareme bitişik ve şimşir ağaçlarıyla çevrili olan bu mekana şimşirlik veya kafes denirdi. UZUNÇARŞILI, İ. Hakkı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkilatı, Ank. 1988, s.113, AKMAN, Mehmet, Osmanlı Devletinde Kardeş Katli, İst. 1997, s.167vd. Kafes hayatı yaşayan şehzadeler 3 aydan 48 yıla kadar değişik süreler bu çileyi çekmişlerdir. Geniş bilgi için bkz. ALDERSON, A. Dolphin, Bütün Yönleriyle Osmanlı Hanedanı (Çev: Ş. Severcan) İst. 1998, s.74.

[39] Şehzadeler sıkı kontrol altında kimseyle görüştürülmez, haberleşmelerine müsaade edilmez, bayram tebrikleri hariç, padişah bile kafes hayatı yaşayanları kabul etmezdi. Vefat eden şehzadenin bir suikasta uğrayıp uğramadığını Yeniçeri ocağı adına kul kethüdası muayene ederdi. UZUNÇARŞILI, Saray Teşkilatı, s.114-116.

[40] Şehzadelerin tahsili cariyeler vasıtasıyla olur, bazıları can sıkıntısından mücevhercilik, kuyumculuk, tornacılık gibi sanat öğrenirler, ok ve yay yaparlar, bağa, fildişi ve abanoz işlerle sahtiyan üzerine nakışlar yaparlar, yazı yazarlar, Kur’an istinsah ederlerdi. UZUNÇARŞILI, Saray Teşkilatı, s.115.

[41] Akt. AKMAN, Kardeş Katli, s.169. Tahta geçtikten sonra sadrazam Siyavuş Paşaya: “Kırk yıldır bir karanlık yerde mahpus ve hayattan me’yus iken yeniden dünyaya gelip gözüm açtım ve alemi herc ü merç buldum.” demiştir. Akt. UZUNÇARŞILI, Saray Teşkilatı, s.115.

[42] Ayrıca I. Mustafa 19 yıl, IV. Mehmet 5yıl, II. Mustafa 2 ay, I. Ahmed 6 yıl, III. Selim 1 yıl, IV. Mustafa 4 yıl, V. Murat 28 yıl mazül padişah olarak kafes hayatı yaşamışlardır. Ayrıntı için bkz. ALDERSON, s.74.

[43] Büyük Hun İmparatoru Toman oğlu Mete’ye Yüeçi Devleti’ne rehin olarak vermiştir. ÖGEL, Büyük Hun İmparatorluğu, s.208, akt. AKMAN, Mehmet, Osmanlı Devletinde Kardeş Katli, İst. 1997, s.123.

[44] NİZAMÜLMÜLK, Siyasetname (Çev: N. Bayburtlugil) İst. 1987, s.148.

[45] Geniş bilgi için bkz. AKMAN, Kardeş Katli, s.122-124.

[46] ORTAYLI, İlber, “Osmanlı Kadısının Taşra Yönetimindeki Rolü Üzerine”, Amme İdaresi Dergisi, C: IX, S: I, Ank. 1976, s.100-101.

[47] Bu kişilerin bir adım daha atarak suç alanına girmelerine engel olmak için önleyici güvenlik (kolluk) tedbirleri veya toplumsal savunma tedbirleri alınabilir. 1982 AY  m.19/2 Gerekçesi.

[48] Geniş bilgi için bkz. GÖLCÜKLÜ-GÖZÜBÜYÜK, s.204-221. Bir kimsenin suç işlemesini önlemek zorunluluğunu gösteren makul sebepler varsa hürriyetin kısıtlanması insan haklarına ve İHAS, m.5’e aykırı değildir. KUNTER-YENİSEY, s.612.

[49] Tutma, tutuklamadan ayrı yeni bir kurumdur, savunma için bir garantidir. Madde gerekçesi için bkz. DÖNMEZER-YENİSEY, Karşılaştırmalı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve 1999 Tasarısı Gerekçeler, İst. 1999, s.207. Bu kurum Fransız Ceza Usul Kanunu (CPP) m.145’de düzenlenmiş bulunan “incarcération provisoire” kurumundan alınmış olup aslında özel tutuklama halidir. KUNTER-YENİSEY, s.640-641.

[50] CORRADO, s.807-811.

[51] Önleme amaçlı özgürlük kısıtlamaları kolluk hukuku kapsamına girer. İÇEL-YENİSEY, Ceza Kanunları, s.79.

[52] Geniş bilgi için bkz. KUNTER, Nurullah, “Bugünün Ceza Hukukunda Emniyet Tedbirleri”, İHFM, C: XII, S: 4, İst. 1947, s.1327-1349, HAFIZOĞULLARI, Zeki, Emniyet Tedbirleri, ASBFD, C: 46, S: 3-4, Ank. 1991, s.45-58.

[53] Suçları önlemekle görevli olan kolluğun bu görevini ihmal etmesi halinde, örneğin: Devriye sırasında hırsızlığa şahit olan polisin bunu engellememesi halinde, sadece görevi ihmalden mi, yoksa hırsızlığa ihmalî hareketle iştirakten mi sorumlu tutulacağı hususu tartışmalıdır. Yargıtay CGK 30.09.1991 tarih ve 213/251 sayılı kararında, itirafçının evine PKK örgütünün baskın yapacağı ihbarının alınmasına ve 7 kişilik güvenlik timi görevlendirilmesine rağmen, pusu görevine gitmeyen bu timin mensupları, örgütün evi basarak 5 kişiyi öldürüp 2 kişiyi yaralaması üzerine yalnızca TCK m.230’dan sorumlu tutulmasına karar vermiştir. Karar metni için bkz. SAVAŞ-MOLLAMAHMUTOĞLU, II/2390.

[54] PEUKERT, Wolfgang, "Deliller İkame Edilmesi ve Değerlendirilmesi" (Çev: F. Yenisey) in: Ceza Muhakemesinde “Fair Trial” İlkesi, İst. 1999, s.248.

[55] DÖNMEZER-ERMAN, I/347, No:485. 2259 sayılı PVSK, m.2/a’ya göre önleme görevi: “...Kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almaktır.”

[56] Ancak günümüzde tehlikelilik hali, objektif kriterlere göre tayin edilmelidir.

[57] CORRADO, s.808.

[58] KUNTER-YENİSEY, s.634, No: 45.17.

[59] CORRADO, s.807.

[60] KUNTER-YENİSEY, s.635, No: 45.17.

[61] Bu kanun kapsamında yer alan kuruluşların oluşturdukları güvenlik mensupları 14.01.2000 tarihi itibarıyla 4093 kamu veya özel kurum ve kuruluş ile 7754 banka merkez ve şubesinde toplam personel sayısı 103.669’a ulaşmıştır. Bkz. ŞAFAK, s.3.

[62] Suç öncesi kolluk hizmetlerinin önemli bir kısmının özelleştirilmesi ve genel kolluğa daha çok siyasi ve kriminal (adli) kolluk hizmetlerinin bırakılması gerektiğine dair görüş bkz. ŞAFAK, s.12.

[63] ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank. 2000, s.151.

[64] İntihar eden birine karşı cebir kullanılması da hukuka uygundur. SOYASLAN, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ank. 1999, s.603.

[65] TEZCAN-ERDEM, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, İzmir, 2000, s.49.

[66] SOYASLAN, Yakalama ve İfade Almada İnsan Hakları, s.181, CİHAN-YENİSEY, s.309.

[67] KUNTER-YENİSEY, s.634, No: 45.17.

[68] Metin için bkz. İÇEL-YENİSEY, s.127.

[69] Geniş bilgi için bkz. ERMAN-ÖZEK, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İst. 1992, s.353. Eskiden bulaşıcı hastalıklara karşı tıbbi bilgilerin yetersizliğinden dolayı kordon altına almak, hastalığın görüldüğü yerlerde ateş yakmak, evlerin duvarlarını absent veya sirke ile ıslatmak ve karantinadan ibaretti. SARIYILDIZ, s.329. Günümüzde HİV virüsü taşıma ve tüberküloz hastalıkları bulaşıcı hastalıklara örnek olarak zikredilebilir. CORRADO, s.813.

[70] Bkz. ZEVKLİLER, Aydın, Medeni Hukuk, Ank.1992, s.446, AYAN, Mehmet, Medeni Hukuk, Konya, 1997, s.239-240. Bu gibi hallerde kamu yararı gereği özgürlük kısıtlamasında bulunan yetkililer kanun hükmünü icra hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanır ve fiil hürriyeti tahdit suçunu oluşturmaz.

[71] DÖNMEZER-ERMAN, I/348, No:485.

[72] İÇEL ve Ark. Yaptırım Teorisi, s.36.

[73] Metin için bkz. İÇEL-YENİSEY s.142.

[74] Tanım için bkz. 26 Nisan 1325 tarihli Serseri ve Mazanne-i Sû Eşhas Hakkında Kanun, m.1. “Serseri ve mazanne-i sû erbabı” ifadesi PVSK m. m.5/A’da da geçmektedir. T.C. Anayasası, m.19/2, PVSK, 9/E, 13/D, ve CMUK m.104, 3842 sayılı yasa ile 1992 yılındaki değişikliğinden önceki halinde serseri ifadesi yer almaktadır. Geniş bilgi için bkz. İÇEL-YENİSEY, Ceza Kanunları, s.81.

[75] Geniş bilgi için bkz. EREM, Faruk, Adalet Psikolojisi, Ank. 1987, s.204-205.

[76] SEVİĞ, Askeri Adalet, II/340.

[77] İBK. 26.3.1939 tarih, 1939/28 E, 1941/11 E. Bkz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar Özetleri, s.349.

[78] Burada tutuklama konusundaki ihtarın ne anlama geldiği anlaşılamamaktadır. CENTEL, Nur, Mağdurun Korunmasında Yeni Bir Yaklaşım, Sahir Erman’a Armağan, İst. 1999, s.122.

[79] HACIOĞLU, B. Caner, “4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanununa Muhalefet Suçu Üzerine Bir İnceleme”, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, C: III, S: 1, s.39-40.

[80] İngiliz Adli Polis ve Delil Kanunu m.25/d-i’ye göre: Kişinin kendisi veya başkasının yaralanmasının önlenmesi için genel yakalama yapılabilir. metin için bkz. İÇEL-YENİSEY, s.142.

[81] SCHUH, George, “Polis Tarafından Gözaltına Alınma”, Modern Adli Soruşturma ve İnsan Hakları Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Ank.1996, s.103, 202-203. Tehlikeli kişinin muhtemel zararına engel olmak için kendisine tehlikeli biri olduğu söylenip onu gözaltı merkezine teslim olmaya ikna mı etmeli, yoksa rızası olmasa bile gözaltına almalı mı? Genellikle insanın özgürlüğüne düşkün olduğu kabul edilir, böyle bir teklife razı olması zayıf bir ihtimaldir, bu sebeple razı olmasa bile özgürlüğü kısıtlanabilmelidir. CORRADO, s.806-807.

[82] DERDİMAN, R. Cengiz, Polis Yönetimi ve Hukuku, Tokat, 1997, s.182. 772 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri kanunu m.3/C-2’ye göre: “Yollarda dolaşan kimsesizleri, sakatları, acizleri ve çocukları bizzat yerlerine veya veli veya vasilerine teslim edilmek üzere en yakın kolluk kuruluşuna götürmek” bekçilerin görevlerindendir.

[83] DERDİMAN, s.183.

[84] Adli bir görevin ifasına suç oluşmayacak şekilde engel olanların CMUK m.157 uyarınca yakalanması da önleme yakalaması olarak nitelendirilebilir. DERDİMAN, s.181.

[85] KUNTER-YENİSEY, s.668, No:385/b. SOKULLU-AKINCI, s.110-111. Alman StPO § 163/b, c’ye göre bu süre 12 saattir. Anayasa Mahkemesi, kanunun bu maddesinin Anayasaya aykırılık iddiasını reddetmiştir. 26.11.1986 tarih ve 85/8 E, 86/27 K. sayılı karar için bkz. AMKD, S: 22, Ank. 1987, s.323.

[86] AYM’nin 26.11.1986 tarih ve 85/8 E, 86/27 K sayılı kararı için bkz. AMKD, S: 22, Ank. 1987, s.323.

[87] Bkz. GÖLCÜKLÜ-GÖZÜBÜYÜK, s.207.

[88] Geniş bilgi için bkz. EBU GUDDE, Hasan, Ahkâmu’s-Sicni ve Muâmeleti’s-Sücenâ fi’l-İslâm, Beyrut, 1987, s.110, CİHAN-YENİSEY, s.308-309.

[89] Metin için bkz. İÇEL-YENİSEY, s.128. Ayrıca bkz. PRADEL, Jean, Çağdaş Sistemlerde Karşılaştırmalı Ceza Usulü (Çev: Sulhi Dönmezer) İst. 2001, s.30.

[90] İÇEL-YENİSEY, s.79.

[91] KUNTER-YENİSEY, s.590, No: 359.

[92] KUNTER-YENİSEY, s.636, No: 45.17.

[93] EBU GUDDE, s.110.

[94] KUNTER-YENİSEY, s.636.